Aksam nedir, ne demek kelimesine ait sonuçlar görüntüleniyor..

Aksam Nedir ve Ne Demek?

3
1)
Aksam (i. )

( ﺍﻗﺴﺎﻡ ) i. (Ar. ḳism ’ın çoğul şekli aḳsām )

2)
Aksam (i. )

(Makine, araç, cihaz vb. şeyler için) Yedek parça. ѻ Aksâm-ı kelâm: dilb. Kelime çeşitleri. Aksâm-ı seb’a: Yedi kısım [Arap gramerinde kelimelerin aslî harflerine göre ayrıldığı yedi bölüm: Sahih, muzâaf, mehmuz, misal, ecvef, nâkıs, lefif]. Aksâm-ı selâse: Üç kısım [Arap gramerinde kelimelerin ayrıldığı üç bölüm: İsim, fiil, harf].

3)
Aksam (i. )

Kısımlar, bölümler: Câmilerde kapı, pencere gibi aksam büyük bir îtinâ ile yapılmıştır (Ekrem H. Ayverdi).

Aksam Kelimesi TDK Sözlük Anlamı

5
1)
Akşam

Akşam ezanı

2)
Akşam

Akşam namazı

3)
Akşam

Gece "Dün akşam karşılıklı içerken, çoktan bayatlamış itirafımı ağzımdan kaçırma gafletinde bulundum." - E. Şafak

4)
Akşam (isim)

Güneşin batmasına yakın zamandan gecenin başlamasına kadar olan vakit, akşam vakti, akşamleyin

5)
Aksam (isim)

Kısımlar

Aksam Kelimesi Diğer Sözlüklerde Ne Anlama Geliyor?

3
1)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Akşam (bk. âşam)

2)

BSTS / Gitar Terimleri Sözlüğü

Çalgının, ağacı dışında kalan burgu, köprü ve düğme gibi bölümleri.

3)

BSTS / Gökbilim Terimleri Sözlüğü

Gün batması ile tam karanlık olması arasındaki zaman.

Aksam Kelimesinin Diğer Dillerdeki Anlamı

9 Dil
  • İNGİLİZCE (USA) Evening “ What is in the evening ”
  • ALMANCA Abend “ Was ist in den Abend ”
  • İSPANYOLCA La noche “ Lo que es en la noche ”
  • ÇİNCE 晚上 “ 什么是在晚上 ”
  • FRANSIZCA Soirée “ Qu'est-ce que dans la soir ”
  • Arapça مساء “ ما هو في المساء ”
  • İTALYANCA Sera “ Che cosa fa la sera ”
  • JAPONCA “ この商品につけられた夜 ”
  • PORTEKİZCE Noite “ O que é a noite ”

Aksam Kelimesinin Braille Alfabesinde Gösterimi

5 Harf
  • A
  • K
  • S
  • A
  • M

Aksam Kelimesinin Cümle İçinde Kullanımı

3 Cümle
(Atasözü)
Topalla gezen, aksamak öğrenir

Kötü insanlarla düşüp kalkanlar, onlardan kötü huy kaparlar.

(Atasözü)
Akşam oldu kon, sabah oldu göç

Geceler uyku, gündüzler iş zamanıdır.

(Atasözü)
Akşam ise yat, sabah ise git

Geceler uyku, gündüzler iş zamanıdır.

(Atasözü)
Akşama karşı gitme, tana karşı yatma

Yolculuğa gece değil sabah erken çıkılmalıdır.

(Atasözü)
Akşamın hayrından sabahın şerri iyidir (yeğdir)

Işinizi akşamüzeri veya gece yapmayın, sabaha bırakın çünkü gece iş yapmanın kötü yönleri daha çoktur.

(Atasözü)
Akşamın işini sabaha (yarına) bırakma

Bugün yapılması gereken bir işi ertesi güne bırakma.

(Atasözü)
Bugünkü (akşamın) işini yarına (sabaha) bırakma (koyma)

Bugün yapılması gereken bir işin ertesi güne bırakılması iyi değildir.

(Atasözü)
Dünya ölümlü, gün akşamlı

Hiçbir durum sürekli değildir, her iyi durumun bir sonu vardır.

(Atasözü)
Hangi gün vardır akşam olmadık

Sona ermeyecek hiçbir iyi durum, yıldızı sönmeyecek hiçbir ünlü yoktur.

(Atasözü)
öksüz hırsızlığa çıkarsa ay ilk akşamdan doğar

Talihsiz kimse bir şeyden yararlanmaya kalkışsa karşısına akla gelmedik engeller çıkar.

(Atasözü)
öksüz oynaşa çıkmış, ay akşamdan doğmuş

Talihsiz kimse bir şeyden yararlanmaya kalkışsa karşısına akla gelmedik engeller çıkar.

(Atasözü)
Sabahın kızıllığı akşamı kış eder, akşamın kızıllığı sabahı güz eder

Sabahleyin gökyüzünde görülen kızıllık, o akşam havanın kış gibi olacağını, akşam görülen kızıllık ise ertesi sabah havanın güze döneceğini belirtir.

(Deyim)
Akşamı bulmak (etmek)

Akşamlamak, günü bitirmek: “Halk baharları ve yazları, dolmalarla, helvalarla gidip akşamı eder, şen şatır dönerlermiş.” -S. M. Alus.

(Deyim)
Akşamı akşam etmek

Akşamın olmasını sabırsızlıkla beklemek.

(Deyim)
Akşamı zor etmek

Bir türlü akşam olmamak.

(Deyim)
Akşam ahıra sabah çayıra

Hayatta yiyip içip yatmaktan başka kaygısı olmayanlar için söylenen bir söz.

(Deyim)
Akşama kalmak

Iş gecikmek, bitmemek.

(Deyim)
Akşamdan kalmış (kalma)

Geceki sarhoşluğun mahmurluğunu taşıyan.

(Deyim)
Akşamdan kavur, sabaha savur

1) kazandığını günü gününe harcayan tutumsuz kimselerin durumunu anlatmak için kullanılan bir söz; 2) söylediği sözü tutmayan kişiler için kullanılan bir söz.

(Deyim)
Akşamdan sonra merhaba

Iş işten geçtikten, olan olduktan sonra gösterilen ilginin yararlı olmayacağını belirten bir söz.

(Deyim)
Nerede akşam, orada sabah

Bir kimsenin gece kalacak belli bir yeri olmadığını, rastgele bir yerde kalabileceğini anlatan bir söz.

Aksam Kelimesinin İşaret Dilindeki Gösterimi

5 Harf
  • A
  • K
  • S
  • A
  • M

Aksam Kelimesi İle Türetilen Diğer Kelimeler

11 Kelime

Aksam İle İlgili Kelimeler ve Anlamları

10 Kelime
(i.)
Aksam

Kısımlar, bölümler: Câmilerde kapı, pencere gibi aksam büyük bir îtinâ ile yapılmıştır . Yedek parça. ѻ Aksâm-ı kelâm: dilb. Kelime çeşitleri. Aksâm-ı seb’a: Yedi kısım [Arap gramerinde kelimelerin aslî harflerine göre ayrıldığı yedi bölüm: Sahih, muzâaf, mehmuz, misal, ecvef, nâkıs, lefif]. Aksâm-ı selâse: Üç kısım [Arap gramerinde kelimelerin ayrıldığı üç bölüm: İsim, fiil, harf].

(f.)
Aksamak

Bir ayağın kısa veya sakat olması sebebiyle hafifçe topallamak: Aksıyordu attıkça her adımı . mec. İyi ve düzenli gitmemek, kesintiye uğramak, ilerlememek: İyi de oldu, işin sonuna aksamadan geldik .

(uçk.)
Aeroelastik ıraksama

Bir aerodinamik yüzeydeki esnemenin etkiyen aerodinamik yüklerin beslemesiyle giderek artması.

()
Gelişim aksaması

çocg. Alfred Adler'e göre, aşırı sevgi, esirgeme ya da bedensel engeller dolayısıyla beklenen gelişmenin aksaması.

(meteo.)
ıraksama

Yeryüzü seviyesinde oluşursa havanın alçalıcı hareketine, yukarı seviyede oluşursa yeryüzü seviyesinde yükselici hareketlere neden olabilen havanın yatay ve dışa doğru net yayılımı; eşanlam: diverjans.

(elk.)
Kademeli aksama

Bir sistemin bir kısmı bozulduktan sonra düşük başarımla çalışmaya devam edebilmesi. Verilerin ve donatımın örselenmelerine yol açmadan aksamaları saptayıp işleyişini yeni duruma uyarlayan bir bilgisayar sisteminin özelliği.

(tar.)
Toprak üstü aksamı

Bir bitkinin toprak üstünde yaşayan kısımları.

(blşm.)
Veriye duyarlı aksama

Bilgi işleyen makinalarda, belirli bir veri örüntüsü işlenirken ortaya çıkan, bu örüntüye rastlanmadığı sürece belirmeyen aksama.

(f.)
Iraksamak

Bir şeyin gerçekleşmesini uzak görmek, ıraksınmak, istib’at etmek.

(f.)
Duraksamak

[Eski şekli duruksı-mak – duruksa-mak ’tır] yeni. Ne yapacağına karar veremeyip duraklamak, tereddüt etmek: Merdivene doğru koşarken duraksadım .

Yukarı Çık
x