Arz nedir, ne demek kelimesine ait sonuçlar görüntüleniyor..

Arz Kelimesi TDK Sözlük Anlamı

5
1)
Arz (isim)

En, genişlik

2)
Arz

Piyasaya mal sürülmesi, sunu

3)
Arz (isim)

Sunma

4)
Arz (isim)

Yer, yeryüzü "Büzülüp kaldığım köşede sabahın bir an evvel olmasını, güneşin bir saat evvel arza inmesini bekliyorum." - E. İ. Benice

5)
Arz

Yüksek bir makama anlatma, bildirme

Arz Kelimesi Diğer Sözlüklerde Ne Anlama Geliyor?

4
1)

Güncel Türkçe Sözlük

(II) a. esk. En, genişlik.

2)

Güncel Türkçe Sözlük

(III) a. esk. Yer, yeryüzü: “Büzülüp kaldığım köşede sabahın bir an evvel olmasını, güneşin bir saat evvel arza inmesini bekliyorum.” -E. İ. Benice.

3)

BSTS / Medeni Hukuk Terimleri Sözlüğü

dilek. ~ şartı: dilek koşulu (Wollensbedingung, condition purement potestative) (bk. sırf irâdî şart).

4)

BSTS / İktisat Terimleri Sözlüğü

k. sunum

Arz Kelimesinin Braille Alfabesinde Gösterimi

3 Harf
  • A
  • R
  • Z

Arz Kelimesinin İşaret Dilindeki Gösterimi

3 Harf
  • A
  • R
  • Z

Arz İle İlgili Kelimeler ve Anlamları

25 Kelime
(tar.)
Toplam arz

Bir ekonomide, belirli bir dönem için toplam talebi karşılamaya yönelik üretilen ve dışalımı yapılan mal ve hizmet toplamı; eşanlam: toplam sunum.

(bkz.)
Arz yanlı ekonomi

ekonomi

(bkz.)
Para arzı

sunumu

(endst.)
Arzulanan getiri oranı

Bir yatırımın yapılabilir olması için kazandırması gereken en az getiri oranı; eşanlam: gerekli getiri oranı, cazip getiri oranı, istenen getiri oranı.

(geçişli)
Farzetmek – farzeylemek

Bir hükme varmak için dayanak olarak kabul etmek üzere var saymak, öyle imiş gibi kabul etmek, öyle saymak: Meselâ farzediniz ki benim sekiz on batından beri olan büyük vâlidelerim tekrar dünyâyı özleyerek hayâta avdet etmişler . Çadırımı her tarafından bağlanmış, toprağa mıhlanmış, gerili vaziyetinde bir işkenceye uğramış farzettiğim oluyor . Bahar mevsimi farzeyleriz bizimdir hep / Açan şu kırmızı gülden esen riyâha kadar .

()
Farzimuhal

[ l ince] zf. Olması imkânsız ama farzedelim ki…, tutalım ki…: “Gelmez ama farzımuhal geldi, o zaman ne deriz?”

()
Farzolunmak

Bk. FARZEDİLMEK

(i.)
Farz

İslâm dîninde Allah’ın emri olduğu kesin bir delille sâbit olan, yapılması sevâbı, özürsüz olarak terki büyük günâhı, inkârı ise küfrü gerektiren îtikādî, amelî, ahlâkî yükümlülük. teşmil. Şart ve gerekli olan şey: “Bir evlâdın annesine bakması farzdır.” “Gitmek farz oldu.” “Sorma, üzerine farz değil.” Bize farz olmuş iken olmamız İslâm’a zahîr / Nice bir oturalım bunca günâhı çekelim . Şimdi tecdîd-i neşve farz oldu . Namazların, terkedilmesine izin verilmeyen, vakti geçirilse kazâ edilmesi şart koşulan rekâtları: “Sabah namazının farzı.” “Öğle namazının farzını kılmak.” “Farza yetişmek.” ѻ Farz edilmek: Bk. FARZEDİLMEK . Farz etmek: Bk. FARZETMEK . Farz kılmak: Bir şeyin yapılmasını kesin biçimde emretmek: “Cenâbıhak beş vakit namazı insanlara farz kıldı.” Farz-ı ayn: İslâm dîninde her mükellef müslüman tarafından bizzat yapılması gereken farz . Farz-ı kifâye: İslâm dîninde yapılması farz olan, fakat mükelleflerden bir kısmı tarafından îfâ edilince diğerlerinden farziyeti kalkan emir ve görevler . ● Farzen – Farzâ zf . Faraza, diyelim ki: Cihanda nice sır var kimse bilmez / Bilinmek olsa da farzâ denilmez . Farzen küre-i arzdan ayrılıp semâya çıkabilir misiniz ? .

(edilgen)
Farzed

… Sayılmak, öyle kabul edilmek: Akıl gibi, ilim gibi şeyler servete muhtaç değil, servetten ayrı farzolunur . Yok farzolunur o halde aklı . Ben ki can vermişim aldırmazlar / Gıllügış sâhibiyim farzedilir .

(bkz.)
Halka arz

sunum

(endst.)
Arz kısıtı

Ulaştırma probleminde bir kaynaktan müşterilere yapılabilecek dağıtımın üst sınırı.

Yukarı Çık