Deyimler ve Anlamları

9416
Kızak yapmak

Taşıt fren görevini yerine getirdiği hâlde duramayıp kaymak.

Kızağa çekmek (almak)

1) gemiyi bakım, onarım için bir süre veya hiç kullanılmamak üzere kızak üzerine almak; 2) mec. bir görevliyi etkin bir görevden alıp çalışmayı gerektirmeyen pasif bir işe vermek.

önünü ardını düşünmemek

Sonucun ne olacağını hesaplamamak, ilerisini gerisini düşünmemek.

Muhacir gitmek

Göç etmek: “Bunlar Kozan'dan Kırım'a, oradan da Tuna'ya muhacir gitmişler.” -P. Safa.

Günahını vermez

çok cimri.

Günaha sokmak

Günah işlemesine yol açmak.

Günaha girmek

Dinî bakımdan suç sayılan bir iş yapmak: “Ben bunu kitaplıkta saklayarak günaha giriyorum.” -S. Birsel.

Günah olmak

Yazık olmak: Bu mala bu kadar para vermek günah olur.

Günah işlemek

Günah sayılan davranışta bulunmak: “Bedia'yı terk edersem büyük bir günah işlemiş olacağım.” -P. Safa.

Günah çıkarmak

1) Hristiyanlar, Tanrı'nın bağışlaması için papaza gidip işlediği günahları anlatmak; 2) mec. kötü davranışlarını, suçlarını açıklamak, anlatmak: “Sözlerinin ardında sitem vardı ama daha çok günah çıkarıyordu.” -A. Kutlu.

(birinin) cemaziyelevvelini bilmek

Bir kimsenin herkesçe bilinmeyen, geçmişteki her türlü yönünü veya kötü durumunu bilmek.

çırpıya getirmek

Bir sıra veya çizgi üzerine getirmek.

çırpı vurmak

Boyaya batırılmış ipin gerilip çabucak çırpılmasıyla yüzeylere çizgi çekmek.

çırpı gibi

çok ince, çok zayıf (kol ve bacak).

Dut gibi olmak

1) çok sarhoş olmak; 2) utanmak, mahcup olmak.