Deyimler ve Anlamları

9416
Keder vermek

üzüntü vermek, kederlendirmek, tasalandırmak.

Keder çekmek

Acı duymak, ızdırap çekmek.

Han gibi

Gereğinden çok geniş olan (yer).

Al kanlara boyanmak

1) yaralanmak; 2) vurularak ölmek; 3) şehit olmak.

Keklik gibi

Güzel, alımlı, hareketli: “Bir gün evvel seken dipdiri bir insan, bir gün sonra kargabüken yemiş gibi kıvrılmış yatıyor.” -R. N. Güntekin.

Geziye çıkmak

Uzak yerleri dolaşmak.

Yüzüp yüzüp kuyruğuna gelmek

Uzun sürmüş bir işi bitirmek üzere olmak.

(bir şey) içinde yüzmek

Olumlu veya olumsuz bir durumun aşırı derecesinde bulunmak: Para içinde yüzmek. Sefalet içinde yüzmek.

(birinin, birilerinin) ağzına düşmek

Dile düşmek: “Doğrusu ben ne güzelliğimin ne de ilmimin kimsenin ağzına düşmesine razı değilim.” -E. İ. Benice.

Mucize göstermek

1) olağanüstü bir olay yaratmak: “Millî hareket bu son bir sene zarfında o kadar süratli bir mucize gösterdi ki büyüklüğüyle gözleri kamaştırıyor.” -Y. K. Beyatlı. 2) sadece peygambere özgü, insan aklının ve kabiliyetinin erişemeyeceği olağanüstülükler göstermek.

ürperti vermek

Korkutmak.

Ha şunu bileydin

Tkz. “bunu çoktan anlaman, bilmen gerekirdi” anlamında kullanılan bir söz.

öksürük tutmak

Sürekli ve şiddetli öksürmek.

Kendi keyfine gitmek

Isteğine uygun davranmak.

Gel keyfim gel

Büyük bir memnunluk ve alay anlatan bir söz: “Oh, artık sabahın bu vaktinde güneş henüz doğarken bu serin harman yerinde,.” -O. C. Kaygılı.