Ekşi nedir, ne demek kelimesine ait sonuçlar görüntüleniyor..

Ekşi Nedir ve Ne Demek?

5
1)
Ekşi (sıf. )

Bozulmuş, tadı değişmiş, ekşimiş: “Ekşi yemek.” “Ekşi yoğurt.”

2)
Ekşi (sıf. )

i. Limon veya sirkeye benzeyen bir tat veren şey: “Biraz ekşi konursa daha lezzetli olur.” “Ekşisi az gelmiş.” ѻ Ekşidi boza – Ekşi boza: İddia ettiği şeyin aksi çıkan kimselere “oh, bozum oldun ya!” anlamında söylenir. ● Ekşimsi – Ekşimtırak sıf. (< ekşi+msi – ekşi+mtırak ) Tadı hafif ekşi olan, ekşiye çalan, mayhoş.

3)
Ekşi (sıf. )

mec. Asık, ters, gülmez, çatık, aksi: “Ekşi surat.” Ekşi yüz göstereler nâdâna (Âlî Mustafa Efendi). Dün bir dostum geldi. Biraz ekşi bir adamdır (…) her şeye îtiraz eder, kinâye ile konuşur (Burhan Felek).

4)
Ekşi (sıf. )

sıf. (Eski Türk. ekşig < ekşi-mek )

5)
Ekşi (sıf. )

Tadı limon veya sirkeye benzeyen: “Ekşi nar.” “Ekşi ayva.”

Ekşi Kelimesi TDK Sözlük Anlamı

6
1)
Ekşi (isim)

Bu tadı veren şey "Bu yemeğin ekşisi fazla kaçmış."

2)
Eksi

Eksiklik "Alışkanlıklarımız artılarıyla eksileriyle nelerdir, aktarılmıyor çocuklarımıza." - N. Meriç

3)
Eksi (isim,)

matematik Çıkarma işleminde - işaretinin adı, nakıs

4)
Eksi (sıfat,)

matematik Sıfırdan küçük, önünde eksi işareti bulunan (sayı), negatif, nakıs, artı karşıtı

5)
Ekşi (sıfat)

Sirke veya limon tadında olan

6)
Ekşi

Uygunsuz, yakışıksız "Bu ekşi sözler, bu dik bakışlar, tabii hiç hoşlarına gitmedi." - H. Taner

Ekşi Kelimesi Diğer Sözlüklerde Ne Anlama Geliyor?

12
1)

BSTS / Matematik Terimleri Sözlüğü

(I) Sıfırdan küçük olan.

2)

BSTS / Matematik Terimleri Sözlüğü

(II)
Çıkarma işlemi.
Çıkarma işleminin (-) simgesi.
Artı karşıtı.
Sıfırdan küçük nicelik.

3)

BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu

(matematik, fizik)

4)

BSTS / Kimya Terimleri Sözlüğü

—a. Kon dizgesinde, özeğe göre seçilen, bir bölgede alınan yerlerin imi. b. Çıkarma işlemi imi.
-Durgun elektrikte ebonit çubuğun sürtünmesiyle oluşan yük imi.
Bir atom ya da atom kümesinin elektron kazanmasıyla oluşturduğu yük imi (bk. eksin).

5)

BSTS / Kimya Terimleri Sözlüğü (II)

Atom veya atom kümesinin elektron kazanmasıyla oluşturduğu yükün işareti.
Durgun elektrikte ebonit çubuğun sürtünmesiyle oluşan yükün işareti.
Koordinat ekseninde, maddeye göre seçilen bir bölgede alınan yerlerin işareti.
Çıkartma işleminin işareti.

6)

BSTS / Fizik Terimleri Sözlüğü

Bir imlemede artı doğrultunun tersine yönelmiş sayılara verilen im.
Yalnız iki eşlemi bulunan nesneler den birine verilen im; eksi yük gibi.
Sayıların sıfırdan küçük olanlarına verilen im.
İki sayıdan, iki nicelikten birini ötekinden çıkarma işlemini belirleyen im.

7)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Bir yanı yanmış odun

8)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Eski, bayat.
Kullanılmış eşya.

9)

BSTS / Kimya Terimleri Sözlüğü (II)

Ham petrol, nafta ve benzin de olduğu gibi fazla miktarda kükürt ve kükürt bileşikleri(merkaptan veya hidrojen sülfür gibi) içerme durumu.
Sirke(asetik asit), limon(sitrik asit) gibi besinlerdeki temel tat.

10)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Kötü, ters, fena, aksi.

11)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Limon.
Üzümden yapılan biraz ekşi pekmez.
Domates salçası.

12)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Yarı yanmış odun

Ekşi Kelimesinin Diğer Dillerdeki Anlamı

9 Dil
  • İNGİLİZCE (USA) Minus “ What is minus ”
  • ALMANCA Minus “ Was ist minus ”
  • İSPANYOLCA Menos “ Lo que es menos ”
  • ÇİNCE “ 什么是减 ”
  • FRANSIZCA Moins “ Ce qui est moins ”
  • Arapça ناقص “ ما هو ناقص ”
  • İTALYANCA Meno “ Ciò che è meno ”
  • JAPONCA マイナス “ 何がマイナス ”
  • PORTEKİZCE Menos “ O que é menos ”

Ekşi Kelimesinin Braille Alfabesinde Gösterimi

4 Harf
  • E
  • K
  • Ş
  • I

Ekşi Kelimesinin Cümle İçinde Kullanımı

3 Cümle
(Atasözü)
Eşeği düğüne çağırmışlar, “ya odun eksik ya su demiş”

Bir işi yapmamak için bahane bulmayı anlatan bir söz.

(Atasözü)
Başını acemi berbere teslim eden cebinden pamuğu eksik etmez (etmesin)

Işbaşına tecrübesiz yönetici getirenler, onun yaratacağı sıkıntı ve zararları çekmeye hazır olmalıdır.

(Atasözü)
Kimse yoğurdum ekşi demez

Herkes sattığı malı, kendi işini, tutumunu ve davranışını över.

(Atasözü)
Yoğurdum (ayranım) ekşidir diyen olmaz

Herkes sattığı malı, kendi işini, tutumunu ve davranışını över.

(Atasözü)
Deniz kenarında dalga eksik olmaz

Içinde çeşitli olayların geçmesi doğal olan bir ortamda zaman zaman sert çatışmaların, fırtınaların çıkması da olasıdır.

(Atasözü)
Ekşi yemedim ki karnım ağrısın

Suç işlemedim ki korkayım.

(Atasözü)
Ekşi yüzlünün balı acı olur

Istemeden iyilik yapan kişi karşısındakini de hoşnut edemez.

(Atasözü)
Davetsiz gelen döşeksiz oturur

çağrılmadan bir yere giden kimse iyi bir ağırlanma beklememelidir.

(Atasözü)
Babayla oğlanın pabucu bir olunca evde kavga eksik olmaz

Ortaklaşa kullanılan bir mal, kimi zaman baba ile oğlu arasında bile kavgaya neden olur.

(Atasözü)
Dağ başından duman eksik olmaz

Büyük adamların, büyük iş yapanların her zaman üzüntüleri, sıkıntıları vardır.

(Atasözü)
Yılın eksiğini nisan getirir, nisanın eksiğini yıl getirmez

En verimli zaman olan nisan ayında hava koşulları uygunsa bütün bir yılın olumsuz etkilerini giderir, tam verim alınır ama bunun tersi olur da nisan ayı uygun hava koşullarında geçmezse verilen emeklerin karşılığı alınamaz.

(Atasözü)
Köpeksiz sürüye (köye) kurt girer (iner)

Koruyucusuz kalan yere veya ülkeye düşman girer.

(Atasözü)
Köpeksiz köy bulmuş da çomaksız (değneksiz) geziyor

Kendisine engel olacak, karşı çıkacak kimse olmadığı için istediği gibi davranıyor.

(Deyim)
Eksik gedik kapamak

Ufak tefek gereksinimleri karşılamak.

(Deyim)
(birinin) başına ekşimek

1) ağır yük olmak; 2) üstüne kalmak.

(Deyim)
Midesi ekşimek (kaynamak, yanmak)

Yeni yenilmiş yiyeceklerden ötürü midede rahatsızlık duymak: “Şu midesi ekşimese hayat da ekşimeyecek onun için, ama ne yapsın?” -N. F. Kısakürek.

(Deyim)
Direksiyon sallamak

Argo motorlu taşıt kullanmak.

(Deyim)
Suratını ekşitmek (buruşturmak)

Yüzüne memnun olmadığını belirten bir anlam vermek: “İşte ilmin, âlimin kıymeti bilinmeye başladı diye suratımı ekşittim.” -Ö. Seyfettin. “Ben suratımı buruşturdukça, bir yaz öğlesinde yarı açık kalmış bir musluktan akarak ak mermer bir yalakta şarkı söyleyen serin bir su gibi gülsün o!” -N. Hikmet.

(Deyim)
Yüzünü buruşturmak (ekşitmek)

Yüzüne öfke ve hoşnutsuzluk gösteren bir biçim vermek: “Yüzünü buruşturuyor Fuat, ukalalığından sıyrılıyor, üzüldüğü belli.” -A. Ümit. “Ağır işler görüp de güler yüzünü ekşitmemeyi ve kimseyi incitmeden yaşamayı analar bu adamlara öğretmeli idiler.” -M. Ş. Esendal.

(Deyim)
Ağzından söz (laf, lakırtı) eksik etmemek

O sözü sürekli söylemek.

(Deyim)
Başında torbası eksik

Kaba saba, yontulmamış (kimse).

(Deyim)
Bir bu eksikti

Sıkıntılı bir durum varken bir yenisinin çıkması üzerine söylenen bir söz.

(Deyim)
Bir kuşsütü eksik

Her türlü yiyecek var.

(Deyim)
Bir tahtası eksik

Tkz. akılca eksik, yarım akıllı.

(Deyim)
Eksik doğmak

Vaktinden önce veya organları gelişmeden doğmak.

(Deyim)
Eksik etmemek

Her zaman bulundurmak: “Sağ gözünden, güneş vurdukça sağa sola yansıyan tek gözlüğünü eksik etmezdi.” -A. İlhan.

(Deyim)
Eksik gelmek

Yetişmemek, yetmemek.

(Deyim)
Eksik olma!

“var ol, sağ ol!” anlamında kullanılan bir söz.

(Deyim)
Eksik olmamak

Her vakit ve her fırsatta bulunmak: “Yalnız bizim Babıali yazı piyasasında sipahi bölüğü imamının bulduğu çareye başvurup bir gaza kahramanı kesilenler eksik değil.” -N. Hikmet. “Bir ufak sac mangal, kış yaz önünden eksik olmaz.” -M. Ş. Esendal.

(Deyim)
Kafasının bir tahtası eksik (noksan) (olmak)

Alay akıl dışı davranışlarda bulunan.

(Deyim)
Eksiltmeye çıkarmak

Bir işi, istekliler arasında en ucuz fiyat verene bırakmak için ihaleye çıkarmak.

(Deyim)
Direksiyon kırmak

Aracı istenilen yöne çevirebilmek için direksiyonu o yöne döndürmek.

(Deyim)
Direksiyona geçmek

1) aracı kullanmak üzere sürücü yerine oturmak; 2) mec. bir işin yönetimini üzerine almak.

(Deyim)
Gereksinme duymak

Ihtiyacı olduğunu anlamak: “Doğrusu ya, açık havaya, yeni yüzlere, yeni sözcüklere gereksinme duyuyorum.” -T. Uyar.

(Deyim)
Yüreksizlik göstermek

Korkmak, ürküp kaçmak: “Tek üzüldüğüm, gecenin büyüsünü yitirmemek için masadan erken kalkmak yüreksizliğini göstermem.” -T. Uyar.

(Deyim)
Desteksiz atmak

Abartılı konuşmak, yalan söylemek.

(Deyim)
Gereksiz görmek

Lüzum görmemek: “Ona danışmayı gereksiz görerek Sevim'e yöneldi.” -N. Cumalı.

(Deyim)
Projeksiyon tutmak

Bir konuyu aydınlatmak, açıklığa kavuşturmak.

Ekşi Kelimesinin İşaret Dilindeki Gösterimi

4 Harf
  • E
  • K
  • Ş
  • I

Ekşi İle İlgili Kelimeler ve Anlamları

10 Kelime
(kim.)
Ekşi gaz

Bileşiminde önemli oranda hidrojen sülfür gazı bulunan doğal gaz ya da başka bir gaz karışımı.

(gıda.)
Ekşi hamur mayası

Son ürüne ekşi bir tat kazandırmak için laktik asit bakterilerini içeren maya türü.

(gıda.)
Ekşi krema

Krema, rekonstitüe krema ve/veya rekombine kremadan asit ve/veya asit düzenleyiciler kullanılarak pH değeri düşürülmüş koagüle olan veya olmayan krema; eşanlam: ekşitilmiş krema.

(tar.)
Ekşilikböceği

Kınkanatlılar takımının ekşilikböcekleri familyasında yer alan, bilimsel adı Urophorus humeralis olan, erginleri - mm boyunda, koyu kahverengimsi siyah renkte olup, buğdaygil ve çeşitli olgun meyvelerle beslenen böcek türü.

(tar.)
Ekşilikböcekleri

Kınkanatlılar takımında yer alan, bazıları depolanan ürünlerde, bazıları ayrışmakta olan bitkisel ve hayvansal maddelerle beslenen türleri içeren ve en bilinen türü ekşilikböceği olan familya.

(gıda.)
Ekşi maya ekmeği

Tahıl unlarına su, tuz, maya, geleneksel veya endüstriyel yöntemlerle elde edilen ekşi veya ekşi hamur ilavesiyle hazırlanan hamurun tekniğine uygun olarak yoğrulması, şekillendirilmesi, fermantasyona bırakılması ve pişirilmesi ile üretilen ekmek ve ekmek çeşitleri.

(kim.)
Ekşi petrol

Toplam kükürt içeriği % .'den fazla olan ham petrol.

()
Ekşi su

çevr. Esas bileşeni hidrojen sülfür olmakla birlikte amonyum, fenol ve siyanür de içerebilen rafinerilerde açığa çıkan atıksu.

(f.)
Ekşitilmek

Ekşimesine sebep olunmak. Mayalandırılmak, tahammür ettirilmek.

(f.)
Ekşitmek

Yenecek bir şeyin ekşiyip bozulmasına sebep olmak. Mayalandırmak, tahammür ettirmek. Ekşilik meydana getirmek, rahatsız etmek. ► Ekşitmek fiiliyle deyimler: Ağzını burnunu ekşitmek / Yüzünü ekşitmek.

Yukarı Çık