Elden nedir, ne demek kelimesine ait sonuçlar görüntüleniyor..

Elden Kelimesi TDK Sözlük Anlamı

2
1)
Elden

Başkasıyla "Parayı elden yolladı."

2)
Elden (zarf)

Doğrudan

Elden Kelimesi Diğer Sözlüklerde Ne Anlama Geliyor?

4
1)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Borç para alma.

2)

Şehir, İlçe veya Semt İsmi

Burdur ili, Yeşilova ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

3)

Şehir, İlçe veya Semt İsmi

Çankırı ili, Orta ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

4)

Güncel Türkçe Sözlük

zf.
Doğrudan: Atanma yazımı elden aldım, gidiyorum.
Başkasıyla: Parayı elden yolladı.

Elden Kelimesinin Diğer Dillerdeki Anlamı

9 Dil
  • İNGİLİZCE (USA) Hand “ What is hand ”
  • ALMANCA Hand “ Was hand - ”
  • İSPANYOLCA De la mano “ ¿Cuál es la mano ”
  • ÇİNCE “ 什么是手 ”
  • FRANSIZCA La main “ Qu'est-ce que la main ”
  • Arapça اليد “ ما هي اليد ”
  • İTALYANCA Mano “ Che cosa fa la mano ”
  • JAPONCA “ う手 ”
  • PORTEKİZCE Mão “ O que é a mão ”

Elden Kelimesinin Braille Alfabesinde Gösterimi

5 Harf
  • E
  • L
  • D
  • E
  • N

Elden Kelimesinin Cümle İçinde Kullanımı

3 Cümle
(Atasözü)
Elden vefa, zehirden şifa

Zehirden şifa beklenilmeyeceği gibi yabancılardan da yardım ve iyilik beklenmez.

(Atasözü)
Kısmet ise gelir Hint’ten Yemen’den, kısmet değilse ne gelir elden

Tanrı bir şeyi size kısmet etmişse o mutlaka size gelir, kısmet etmemişse yapacak bir şey yoktur.

(Atasözü)
Tilki tilkiliğini anlatıncaya kadar post elden gider

Bir gerçeği anlatıncaya kadar çoğu kez başa gelmedik şey kalmaz.

(Atasözü)
Dağda gez belde gez, insafı elden bırakma

Eşkıya dahi olsan insafı elden bırakma.

(Atasözü)
Dilden gelen elden gelse, her fukara padişah olur

Kişi her söylediğini yapamaz, her dilediğini elde edemez.

(Atasözü)
El elden kalmaz, dil dilden kalmaz

Bir kişi başkasına vurursa o da ona vurur, başkasına kötü söz söylerse diğeri de kendisine kötü söz söyler.

(Atasözü)
El elden üstündür (ta arşa kadar)

Bir kimse, kendisinden üstün bir başkasının da olabileceğini bilmelidir.

(Atasözü)
Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz

Kişi yalnızca kendi kazancına güvenmeli, başkasının yardımını beklememelidir.

(Atasözü)
Uğruluğa gitsen, insafı elden koma

Kötülüğün bile sınırı vardır.

(Atasözü)
Iş anlatılıncaya kadar baş elden gider

Kızışmış bir kavgada veya herhangi bir olayda meram anlatmaya fırsat kalmadan olacak olur.

(Deyim)
Elden ağza yaşamak

Günlük kazancı ancak gereksinimlerini karşılayacak kadar olmak.

(Deyim)
(bir şey) elden gitmek

Bir şeyi yitirmek, o şeyden yoksun kalmak: “Kahramanlıktı yurdun meyve veren tek dalı / O da elden giderse nereye başvurmalı?” -F. N. Çamlıbel.

(Deyim)
Birinci elden kaynağa gitmek

Bilimsel çalışmalarda kaynakların aslına, özgününe dayanmak.

(Deyim)
Ekmek elden su gölden

“kendisi çalışmayıp başkasının kazancıyla geçinme durumu” anlamında kullanılan bir söz: “Uygar yaşamlarındadi.” -A. Kutlu.

(Deyim)
Elden almak

1) bir malı pazara çıkarılmadan sahibinden doğrudan satın almak; 2) herhangi bir şeyi biriyle yüz yüze görüşerek almak.

(Deyim)
Aynı telden çalmak

Aynı şeyi söylemek.

(Deyim)
Elden geçirmek

Eksiklik veya bozukluklarını gidermek veya denetlemek için incelemek: “Otomobil tamircisi bir akrabaları varmış, o da arabayı elden geçirmiş.” -E. Bener.

(Deyim)
Belden aşağı vurmak

Iş hayatında, insan ilişkilerinde, siyasette kural dışı saldırmak.

(Deyim)
Elden ele dolaşmak (gezmek)

Iyi nitelikleri dolayısıyla çok ilgi görmek, çok beğenilmek: “Gönülden Sesler, Meşrutiyet gençliğinin elden ele dolaşan kitabı idi.” -Y. Z. Ortaç.

(Deyim)
Elden kaçmak

1) sahip olamamak; 2) değerlendirememek: “Kibar kıyafetli bir hanım, elden kaçmış eski fırsatların hırsı gözlerinde parlayarak dedikodu yapmaya başladı.” -R. H. Karay.

(Deyim)
Post elden gitmek

1) öldürülmek; 2) bulunduğu yüksek makamdan ayrılmak zorunda kalmak.

(Deyim)
Elden ayaktan düşmek (kesilmek)

Yaşlılık sebebiyle veya sağlığı büsbütün bozularak çalışamaz duruma gelmek: “Ve gün battığı zaman artık Gülbahar'ın hâli kalmamış, elden ayaktan kesilmişti.” -Y. Kemal.

(Deyim)
Elden bırakmamak (düşürmemek)

Bir şeyle sürekli ilgilenmek, elden düşürmemek.

(Deyim)
Elden çıkarmak

1) bir şeyin sahipliğini başkasına geçirmek, satmak: “Eskilerden bir kısmını yok pahasına gerekecek.” -H. Taner. 2) yitirmek: “Sanki o, kaçırdığım, elden çıkardığım bir fırsattı.” -N. F. Kısakürek.

(Deyim)
Elden çıkmak

1) malı olmaktan çıkmak, malı satılmak; 2) kaybedilmek: “Selanik elden çıkınca ailesi İzmir'e göçmüştür.” -A. İlhan.

(Deyim)
Elden ele geçmek

çok sahip değiştirmek: “Elden ele geçen ve fiyatı giderek artan bu silahlar eski ve güçsüzdür ama çetecilik için yeterlidir.” -A. Kutlu.

(Deyim)
Elden gel!

Argo 1) ver! Elden gel bakalım iki papeli. 2) tkz. kutlamak amacıyla söylenen bir söz.

(Deyim)
Elden geldiği kadar

Yapılabildiği, olabildiği kadar: “Müsteşardan kapıcıya kadar bütün nezaret mensupları gayret ettiler.” -R. N. Güntekin.

(Deyim)
Elden gelmemek

Yapamamak, dayanamamak: Bu üzücü durum karşısında ağlamamak elden gelmiyor.

(Deyim)
Elden kaçırmak

Elde edilebilecek bir şeyden türlü sebeplerle yararlanamamak: “Cin yahut periler bu evi elden kaçırmamak için ne kadar hırçınlık etseler yeridir.” -R. N. Güntekin.

(Deyim)
Elden ne gelir?

çaresiz bir durumda yapılacak bir şey olmadığını anlatan bir söz: “Elden ne gelir, merdivenden düşüp ayak kırılırsa.” -A. K. Tecer.

Elden Kelimesinin İşaret Dilindeki Gösterimi

5 Harf
  • E
  • L
  • D
  • E
  • N

Elden Kelimesi İle Türetilen Diğer Kelimeler

6 Kelime

Elden İle İlgili Kelimeler ve Anlamları

6 Kelime
(eko.)
Elden çıkarma

Bir firmanın bir ya da daha çok etkinlik biriminin kapatılması ya da satılması.

(tar.)
Elden çiftleştirme

Çiftlik hayvanları yetiştiriciliğinde damızlık değeri en yüksek olan hayvanlardan en üst düzeyde yararlanmak amacıyla, çiftleştirilecek olan dişi ve erkek hayvanların önceden belirlendikleri ve buna göre çiftleştirildikleri kontrollü çiftleştirilme yöntemi.

(kentb.)
Ikinci elden kiralama

Bir taşınmazı, genellikle bir konutu, sözleşmeyle tutmuş olan kiracının, bu taşınmazı, sözleşmeden aldığı yetkiye dayanarak başkasına kiralaması.

(huk.)
Kısa elden teslim

Zilyet olunan bir şeye başka bir hukuksal nedenle yeniden zilyet olma.

(elk.)
Paralelden seriye çevirici

Tek bir saat darbesinde paralel yollar üzerinden bir arayüze gelen işaretleri zaman dizisel işaretlere çeviren, diğer bir deyişle her bir yoldaki işareti ayrı bir saat darbesi ile iletilmesini sağlayan elektronik aygıt.

(blşm.)
Tünelden gönderme

Bilgisayar iletişim ağlarında, kaynağın iletişim protokolüne göre düzenlenmiş paketi, ağ geçitlerinde protokoller arası dönüşüme tabi tutmadan, transit geçtiği ağ üzerinden salt veri olarak sarmalayıp varış ağına göndermek.

Yukarı Çık