Encir nedir, ne demek kelimesine ait sonuçlar görüntüleniyor..

Encir Nedir ve Ne Demek?

1
1)
Encir (i. )

( ﺍﻧﺠﻴﺮ ) i. (Fars. encіr ) İncir sözünün eski metinlerle geçen asıl şekli: “Tohm-ı encir.” Bir su katında bir encir ağacın makam tuttu (Kul Mes’ud). İneb unnâb ile emrûd u alma / Dahi encîr ile zeytûn u hurmâ (Ahmed-i Dâî).

Encir Kelimesinin Diğer Dillerdeki Anlamı

9 Dil
  • İNGİLİZCE (USA) Figs “ What is a fig ”
  • ALMANCA Feigen “ Was ist ein Abb ”
  • İSPANYOLCA Los higos “ ¿Qué es una fig ”
  • ÇİNCE “ 是什么图 ”
  • FRANSIZCA Figues “ Qu'est ce qu'une fig ”
  • Arapça التين “ ما هو الشكل ”
  • İTALYANCA Fichi “ Che cosa è una fig ”
  • JAPONCA イチジク “ う図 ”
  • PORTEKİZCE Figos “ O que é um figo ”

Encir Kelimesinin Braille Alfabesinde Gösterimi

5 Harf
  • E
  • N
  • C
  • I
  • R

Encir Kelimesinin İşaret Dilindeki Gösterimi

5 Harf
  • E
  • N
  • C
  • I
  • R

Encir Kelimesi İle Türetilen Diğer Kelimeler

1 Kelime

Encir İle İlgili Kelimeler ve Anlamları

4 Kelime
(i.)
Zincir – zencir

[Kelime Türkçe’den Bulgarca ve Sırpça’ya da geçmiştir] Birbirine geçmiş mâdenî halkalardan meydana gelen bağ: Özün nisbet kılardı zülfüne zencîr her sâat / Bu sevdâlar anı ser-halka-i ehl-i cünûn etti . Biraz sonra arslan zinciri kırar, zincirini sürükleyen deli âşık gibi türbenin kapısına gelir ve gözlerinden yaş aka aka Emîr’i ziyâret eder . Eskiden suçluların, delilerin eline, ayağına vurulan demirden bağ: Kışlanın ardında üç ağaç incir / Kolumda kelepçe boynumda zincir / Zincirin yerleri ne yaman sancır . Zincirlere, kelepçelere inat / Kanatlarımı açmak zamânıdır . Arka arkaya gelen şeylerin veya olayların meydana getirdiği dizi: Dürdâne’nin söz zincirini kıran sükûtların aralığı gittikçe uzamakta . Fakat asıl mühim olanı bu zümreler zinciri değildi, onun arkasındaki canlı kuruluştu . ѻ Zincir gibi: Arka arkaya dizilmiş şeyler için kullanılır. Zincir vurmak: Zincirle bağlamak: Ben ezelden beridir hür yaşadım hür yaşarım / Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım . Zincirden boşanmış: Bağlı olduğu zinciri kırıp atmış bir deli gibi olan: Zülfün gamıyle Bâkî bir hâl ile yürür kim / Zencîrden boşanmış dîvânedir sanırlar . Zincire çekmek: Zincirle bağlamak: Ey Fuzûlî bir sanem zülfüne gönlüm bağladım / Çekti zencîr-i cünûna âkıbet sevdâ beni . Zincire vurmak: Bir suçlunun elini ayağını cezâ olarak zincirle bağlamak, prangaya vurmak: Antakya’da zafer arabasına koştu, Roma’da zincire vurdu . ● Zencir-bend birl. sıf. Zincirle bağlanmış, zincire vurulmuş. i. halk edeb. Birinci mısrâın son kelimesi ikinci mısrâın başında tekrarlanan koşma.

()
Zencîrek

Küçük zincir. Levhaların, yazma kitapların sayfa kenarlarına yapılan, iç içe geçmiş halkalar şeklindeki süsleme.

()
Zencîrî

Zincirlik deli. ● Zencîriyan Zincirlik deliler, zır deliler.

()
Zencir

Bk. ZİNCİR

Yukarı Çık