Ferah nedir, ne demek kelimesine ait sonuçlar görüntüleniyor..

Ferah Nedir ve Ne Demek?

1
1)
Ferah (i. )

( ﻓﺮﺡ ) i. (Ar. feraḥ ) Hoşa giden bir halden duyulan zevk, gönül açıklığı, sevinç, sevinme: Gelmekte ferah dil-i hazîne (Muallim Nâci). İçime bir ferah dolmaya başladı (Aka Gündüz). ferah veren bir rüzgâr olacak ıztırâbım / Şimdiden kilitlendi her fırtınaya kapım (Ziyâ O. Sabâ). ѻ ferah bulmak: Sevinmek, içi açılmak. ferah ol: Gönlünü ferah tut, için rahat etsin: Bilir sanırım. ferah ol, bilirse yazar (Kemal Tâhir). (Kalbini, İçini, Gönlünü) ferah tutmak: Bir şeyi kendine sıkıntı ve üzüntü vesîlesi yapmamak, rahat ve tasasız olmak. ● ferah-âver ( ﻓﺮﺡ ﺁﻭﺭ ) birl. sıf. (Fars. āver “getiren” ile) “ ferah getirici” Sevindirici. ● ferah-bahş ( ﻓﺮﺡ ﺑﺨﺶ ) birl. sıf. (Fars. baḫş “bağışlayan” ile) ferah veren, iç açıcı: ferah-bahş-i dil-i ma’şûk olur şerh-i gam-ı âşık (Fuzûlî). ● ferah-efşan (-feşan) ( ﻓﺮﺣﻔﺸﺎﻥ – ﻓﺮﺡ ﺍﻓﺸﺎﻥ ) birl. sıf. (Fars. efşān > feşān “saçan” ile) “ferah saçıcı” Sevinç veren. ● ferah-efzâ (-fezâ) ( ﻓﺮﺣﻔﺰﺍ – ﻓﺮﺡ ﺍﻓﺰﺍ ) birl. sıf. (Fars. efzā > fezā “arttıran” ile) ferah arttırıcı, safâlı: Âb u havâsı cihetinden şu Napoli cây-i ferah-fezâdır (Ahmed Vefik Paşa). Bk. ferahFEZÂ ● ferah-nâk ( ﻓﺮﺣﻨﺎﻙ ) tür. sıf. (Fars. -nāk ekiyle) ferahlı, sevinçli: Safâsından olur gamgin ferah-nâk / Semâından ederler cübbeler çâk (Ahmed-i Dâî). Bk. ferahNÂK ● ferah-yab ( ﻓﺮﺡ ﻳﺎﺏ ) birl. sıf. (Fars. yāb “bulan” ile) ferah bulan, ferahlayan: Geh va’de-i yârdan ferah-yâb olurum / Geh fikr-i visâli ile bî-tâb olurum (Azmîzâde Hâletî). Hikmet ümmîd-i visâlinle ferah-yâb iken âh / İştidâd-ı gam-ı hicrân ile mebhût henüz (Hersekli Ârif Hikmet). ● ferah-zâ ( ﻓﺮﺣﺰﺍ ) birl. sıf. (Fars. zā “doğuran” ile) ferahlık yaratan, ferah veren: Bi-hamdillâh eriştik böyle bir vakt-i ferah-zâya (Fıtnat Hanım).

Ferah Kelimesi TDK Sözlük Anlamı

3
1)
Ferah (sıfat)

Bol, geniş "Ferah bir ev."

2)
Ferah

Havadar, aydınlık, iç açıcı (yer) "Bu kahvenin ferah ve sevimli bir taraçası vardı." - Y. K. Karaosmanoğlu

3)
Ferah (isim)

Kalp, gönül, iç vb.nin sıkıntısız, tasasız olma durumu "Bugün başım ne kadar dinç, gönlüm ne kadar ferah." - O. C. Kaygılı

Ferah Kelimesi Diğer Sözlüklerde Ne Anlama Geliyor?

2
1)

Güncel Türkçe Sözlük

(II) sf.
Bol, geniş: Ferah bir ev.
Havadar, aydınlık, iç açıcı (yer): “Bu kahvenin ferah ve sevimli bir taraçası vardı.” -Y. K. Karaosmanoğlu.

2)

Kişi Adları Sözlüğü

Cinsiyet: Erkek
Ar. Gönül açıklığı, sevinç, sevinme.
Far. Açık, aydınlık. Cinsiyet: Kız
Ar. Gönül açıklığı, sevinç, sevinme.
Far. Açık, aydınlık.

Ferah Kelimesinin Diğer Dillerdeki Anlamı

9 Dil
  • İNGİLİZCE (USA) Spacious “ What's spacious ”
  • ALMANCA Geräumige “ Was ist die großzügige ”
  • İSPANYOLCA Amplias “ Lo espacioso ”
  • ÇİNCE 宽敞的 “ 什么宽敞 ”
  • FRANSIZCA Spacieux “ Ce spacieux ”
  • Arapça فسيحة “ ما الواسعة ”
  • İTALYANCA Ampio “ Cosa c'è di ampie ”
  • JAPONCA 広々とした “ 何をした後においしい料理が食べられ ”
  • PORTEKİZCE Espaçoso “ O que é espaçoso ”

Ferah Kelimesinin Braille Alfabesinde Gösterimi

5 Harf
  • F
  • E
  • R
  • A
  • H

Ferah Kelimesinin Cümle İçinde Kullanımı

3 Cümle
(Atasözü)
Ayağını sıcak tut, başını serin; gönlünü ferah tut, düşünme derin

Hastalıktan korunmak istiyorsak ayağımızı sıcak, başımızı serin tutmalı, olur olmaz şeyleri sıkıntı konusu yapmamalı, geniş yürekli olmalıyız.

(Atasözü)
Tebdilimekânda ferahlık vardır

Sağlık veya görev değişikliği nedeniyle bir yerden başka bir yere gitmek huzur sağlar.

(Deyim)
Ferah tutmak

Iç rahatlığını, huzurunu korumak: “Kendinizi ferah tutunuz. Canınızı hiçbir şeye sıkmayınız.” -Ö. Seyfettin.

(Deyim)
Ferahlık duymak

Içinin açıklığını, rahatlığını hissetmek: “Şimdi karşımda alevden bir duvar görüyor, içimde bir ferahlık duyar gibi oluyorum.” -A. Ağaoğlu.

(Deyim)
Ferahlık vermek

Iç açmak, rahatlık hissettirmek: “Yeni boyanıp temizlenmiş bir ev gibi havası ferahlık veriyordu.” -R. H. Karay.

(Deyim)
Kalbi ferahlamak

Yüreği ferahlamak.

(Deyim)
Tebdilimekânda ferahlık vardır

Sağlık veya görev değişikliği nedeniyle bir yerden başka bir yere giderek huzur sağlanacağını bildiren bir söz.

(Deyim)
Yüreği ferahlamak (hafiflemek)

Kaygıdan kurtulmak.

Ferah Kelimesinin İşaret Dilindeki Gösterimi

5 Harf
  • F
  • E
  • R
  • A
  • H

Ferah İle İlgili Kelimeler ve Anlamları

12 Kelime
(i.)
Ferahfezâ

Mûsikîmizde acem aşîran makāmı ile yegâhta bûselik beşlisinin birleşmesinden meydana gelen ve yegâh perdesinde karar kılan bir birleşik makam: Itrî’nin segâh âyînine ve rast nâtına, III. Selim’in sûzidilârâsına ve Dede’nin ferahfezâ peşrevine ve âyînine kadar… .

()
Ferâhî

[Şemseddin Sâmi’ye göre Ar. farḳ “başın tepesi” ve nispet eki -і ile farḳі ’den] Şeklinin bozulmasını, püskülünün dağılmasını önlemek için eskiden feslerin tepesine konan ince mâdenî levha: Ufak bir rüzgârla tel tel ipekler birbirine dolaşır, karışır, püskül güzelliğini kaybeder idi. Bunu önlemek içindir ki ferâhî kullanıldı; püskül takılıp fes tablası üstüne intizamla yayıldıktan sonra onun da üstüne bu dâirevî ince pirinç levha kondu ve dikildi, böylece püskülün dağılıp bozulması önlendi . meşrûtiyetine kadar askere beylik bir fesle berâber bir de ferâhî verildi . Osmanlı Devleti’nin son yıllarında kānun denen askerî inzibat erleri ve subaylarının bir kordonla boyunlarına taktıkları, üzerinde “kānun” yazılı hilâl şeklindeki mâdenî levha.

(f.)
Ferahlamak

Üstündeki sıkıntı ve baskı kalkmak, rahat nefes almak, sıkıntısı gidip içi açılmak: Üzerlerinden ağır bir yük kalkmış gibi ferahladılar . Pansuman odasına girince operatörü görerek biraz ferahlıyordum . Rıdvan biraz ferahlamış gibiydi . Geniş, rahat ve iç açıcı duruma gelmek: “Parmaklıklar kalkınca oda ferahladı.”

(f.)
Ferahlandirmak

Ferah duruma getirmek, sıkıntıdan kurtarıp rahatlatmak, ferahlatmak.

(f.)
Ferahlanmak

Ferahlamak, üzüntüden, sıkıntıdan kurtulup rahatlamak: Hissediyorum ki annem sözlerimle ferahlanmadı .

()
Ferahlatici

Ferahlık veren, iç açıcı.

(f.)
Ferahlatmak

Ferah duruma getirmek, sıkıntıdan kurtarıp rahatlatmak.

()
Ferahli

İç açıcı, neşeli, aydınlık, ferah: Yâ Rab, nasıl ferahlı bu âlem, nasıl temiz . Fakat uyanık, ferahlı ve rint bir kalp için nikbetin de ayrı bir zevki var .

()
Ferahlik

Ferah olma, neşeli, sıkıntısız ve tasasız olma durumu, gönül açıklığı, küşâyiş: Güneşlik bir yerde üstüme serin bir gölge iniyormuş gibi ferahlık duyuyordum . Denize bir daha bakar, bir ferahlık duyardı . Yüreğime su serpilmiş gibi hafif bir ferahlık hissetmekte idim .

(i.)
Ferahnâk

Mûsikîmizde nevâda ve dügâhta rast beşlisi, ferahnâk beşlisi ve nim-hicazda hicaz dörtlüsünün birleşmesinden meydana gelen ve ırak perdesinde karar kılan bir birleşik makām: Kemancı bermûtat ayağa kalktı, önündeki suflör kapağına elindeki yayla vurduktan sonra meşhur ferahnâk kantoya başladı .

(i.)
Ferahnümâ

Mûsikîmizde kürdî makāmının yegâh perdesindeki şeddi.

Yukarı Çık