Fevk nedir, ne demek kelimesine ait sonuçlar görüntüleniyor..

Fevk Nedir ve Ne Demek?

3
1)
Fevk (i. )

( ﻓﻮﻕ ) i. (Ar. fevḳ )

2)
Fevk (i. )

Daha ileri, daha öte, daha üst: Ve her âlimin fevkinde daha çok bilen biri vardır demiştir (Kâtip Çelebi’den Seç.). Her türlü tahmînin fevkinde zuhur etti (Hüseyin R. Gürpınar). Mesâfelerin, zamânın, iklimlerin fevkinde yaşıyoruz (Yâkup K. Karaosmanoğlu). ѻ fevkinde olmak: Daha üstün olmak, daha ilerisinde olmak, ötesine geçmiş olmak: Birinci sınıf efendisi, mutlaka kendi fevkinde olan sınıf efendilerini her tesâdüfte selâmlar… (Ahmet Râsim). İnsan her mevcûdun fevkinde idi (Ömer Seyfeddin). fevka’l-âde: Bk. fevkALÂDE. fevka’l-beşer: Bk. fevkALBEŞER. fevka’l-edep: Edep dışı. fevka’l-gāye: Son derece, umulanın üstünde: Rusya ile bir ittifak akdini fevka’l-gāye arzu etmek cihetiyle… (Nâmık Kemal). Yek nazarda takdir ederek fevka’l-gāye telâşa düşmüş (Nâmık Kemal). fevka’l-had: Hadden fazla, çok aşırı derecede, pek çok: Avrupalılar sanâyideki fevka’l-had terakkîleri sâyesinde… (Ziyâ Gökalp). Tenekeden dedi, fevka’l-had taaccüp ettiğimi de görünce: –Ne şaşıyorsun? (Ahmet Râsim). Böyle köpüklü kahve ısmarlaması kızın fevka’l-had istiğrâbını mûcip oldu (Hüseyin R. Gürpınar). fevka’l-me’mul: Umulandan fazla, umulanın üstünde. fevka’l-mu’tad: Alışılanın dışında, her zamankinden başka. fevka’t-tabîa: Tabiat üstü: Tarlayı tehdit eden meşe ağaçları bile fevka’t-tabîa meyveler verdi (Hüseyin C. Yalçın). fevka’t-tecrübe : Deney üstü.

3)
Fevk (i. )

Üst, üst taraf, yukarı. Karşıtı: TAHT : fevkimde uçar tuyûr-ı kemter (Abdülhak Hâmit). Sükûn içinde demin fevk-ı âşiyânı tavâf / Eden ve mersiyeler söyleyen şu leylekler (Kemâleddin Kamu).

Fevk Kelimesinin Diğer Dillerdeki Anlamı

9 Dil
  • İNGİLİZCE (USA) Upper “ What is upper ”
  • ALMANCA Obere “ Was ist der upper ”
  • İSPANYOLCA Superior “ Lo que es superior ”
  • ÇİNCE “ 什么是上 ”
  • FRANSIZCA Supérieure “ Ce qui est en haut ”
  • Arapça العلوي “ ما هي العليا ”
  • İTALYANCA Superiore “ Che cosa è superiore ”
  • JAPONCA “ 何が上 ”
  • PORTEKİZCE Superior “ O que é superior ”

Fevk Kelimesinin Braille Alfabesinde Gösterimi

4 Harf
  • F
  • E
  • V
  • K

Fevk Kelimesinin İşaret Dilindeki Gösterimi

4 Harf
  • F
  • E
  • V
  • K

Fevk Kelimesi İle Türetilen Diğer Kelimeler

2 Kelime

Fevk İle İlgili Kelimeler ve Anlamları

5 Kelime
()
Fevkalâdelik

Fevkalâde olma durumu, değişik durum, görülmedik hal, olağanüstülük: “Evdeki büyük telâştan ortalıkta bir fevkalâdelik olduğu belliydi.” Bin kiloluk bir sıkleti fırlatmakta bile artık bir fevkalâdelik yok . Emsâlinden üstün olma, üstünlük: “Hiçbir fevkalâdeliği yok.” Her yeni gelen hizmetçiye birkaç gün içinde istediği terbiyeyi vermek bu kadına has fevkalâdeliklerdendi .

()
Fevkalbeşer

[ l ince] sıf. İnsan üstü: “Fevkalbeşer bir kuvvet.” Fakat ben, müfekkiremin şe’niyetlere karşı bu hürriyetini kazanacak kadar fevkalbeşer bir realizme yükselmiş olabilir miydim? . i. Üstün insan: Nietzsche’nin fevkalbeşerleri onlara can verdi, onun için yaşıyorlar. Türk unsurunda da bir fevkalbeşer doğacağı gün bu şehirlere ruh verecek .

(sıf.)
Fevkānî

Üstte olan, yukarıda bulunan. Karşıtı: TAHTÂNÎ . i. Arap alfabesinde üstte noktası olan . ѻ Fevkānî binâ: Üst katı olan binâ. Fevkānî câmi: Altında bodrum veya dükkân bulunan câmi. Fevkānî tahtânî: Altlı üstlü: Sâbit kanadın fevkānî tahtânî sürgüleri sürülmemiş olsa kilidin pek o kadar ehemmiyeti kalmayacak . Mezkûr bahçenin şark tarafında saraçlar dükkânlarına muttasıl fevkānî ve tahtânî bir ev… . ● Fevkāniyye sıf. Fevkānî kelimesinin tamlamalarda ortaya çıkan aynı mânâdaki müennes şekli: Ondan sonra cihet-i fevkāniyye ve tahtâniyyeye doğru inbisat edip her biri birer âlem kesildi .

(i.)
Fevk

Üst, üst taraf, yukarı. Karşıtı: TAHT : Fevkimde uçar tuyûr-ı kemter . Sükûn içinde demin fevk-ı âşiyânı tavâf / Eden ve mersiyeler söyleyen şu leylekler . Daha ileri, daha öte, daha üst: Ve her âlimin fevkinde daha çok bilen biri vardır demiştir . Her türlü tahmînin fevkinde zuhur etti . Mesâfelerin, zamânın, iklimlerin fevkinde yaşıyoruz . ѻ Fevkinde olmak: Daha üstün olmak, daha ilerisinde olmak, ötesine geçmiş olmak: Birinci sınıf efendisi, mutlaka kendi fevkinde olan sınıf efendilerini her tesâdüfte selâmlar… . İnsan her mevcûdun fevkinde idi . Fevka’l-âde: Bk. FEVKALÂDE. Fevka’l-beşer: Bk. FEVKALBEŞER. Fevka’l-edep: Edep dışı. Fevka’l-gāye: Son derece, umulanın üstünde: Rusya ile bir ittifak akdini fevka’l-gāye arzu etmek cihetiyle… . Yek nazarda takdir ederek fevka’l-gāye telâşa düşmüş . Fevka’l-had: Hadden fazla, çok aşırı derecede, pek çok: Avrupalılar sanâyideki fevka’l-had terakkîleri sâyesinde… . Tenekeden dedi, fevka’l-had taaccüp ettiğimi de görünce: –Ne şaşıyorsun? . Böyle köpüklü kahve ısmarlaması kızın fevka’l-had istiğrâbını mûcip oldu . Fevka’l-me’mul: Umulandan fazla, umulanın üstünde. Fevka’l-mu’tad: Alışılanın dışında, her zamankinden başka. Fevka’t-tabîa: Tabiat üstü: Tarlayı tehdit eden meşe ağaçları bile fevka’t-tabîa meyveler verdi . Fevka’t-tecrübe : Deney üstü.

(sıf.)
Fevkalâde

Her zaman görülen, yapılan veya süregelmekte olandan başka, alışılmışın dışında, olağanüstü, aliyülâlâ: “Fevkalâde toplantı.” “Fevkalâde kongre.” “Fevkalâde hal.” Bu askerlik fevkalâde zamanların işidir . Çok güzel, mükemmel, emsâlinden üstün: “Fevkalâde bir eser.” Fakat olsun, bu bile kalplerimize fevkalâde bir saatin başkalığını dolduruyor . İlk gün için fevkalâde bir şey . zf. Çok, pek çok: “Fevkalâde zor.” “Fevkalâde zevkli bir sohbet.” ünl. Çok iyi, çok güzel: “Devam edin, devam edin, fevkalâde!”

Yukarı Çık