Gaza nedir, ne demek kelimesine ait sonuçlar görüntüleniyor..

Gaza Kelimesi TDK Sözlük Anlamı

1
1)
Gaza (isim,)

din b. (***) İslam dinini korumak veya yaymak amacıyla Müslüman olmayanlara karşı yapılan kutsal savaş "Küffar üzerindeki gazamızın sevabı bize kâfidir." - F. F. Tülbentçi

Gaza Kelimesi Diğer Sözlüklerde Ne Anlama Geliyor?

2
1)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Eskimiş süpürge.

2)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Kaza, ilçe

Gaza Kelimesinin Braille Alfabesinde Gösterimi

4 Harf
  • G
  • A
  • Z
  • A

Gaza Kelimesinin İşaret Dilindeki Gösterimi

4 Harf
  • G
  • A
  • Z
  • A

Gaza Kelimesi İle Türetilen Diğer Kelimeler

9 Kelime

Gaza İle İlgili Kelimeler ve Anlamları

10 Kelime
(inş.)
Gazaltı kaynağı

Kaynak sırasında koruyucu gazın kaynak metali ile birlikte birleşim bölgesine aktarıldığı kaynak türü.

(tar.)
Gazaname

Din düşmanlarıyla yapılan kutsal savaşlar ve gaziler üzerine yazılan mesneviler.

(tar.)
Gazanya

Papatyagiller familyasının Güney Afrika orijinli, son derece popüler, çiçek rengi yelpazesi oldukça geniş, geceleri çiçeklerini kapatan, çok yönlü kullanımı olan, tek yıllık ve tohumla çoğalan süs bitkisi.

(i.)
Gazanfer

Aslan. mec. Kahraman ve cesur kimse. ● Gazanferâne sıf. ve zf. Aslana yakışır şekilde. “ Hisse-i gazanferâne: Aslan payı.” Zannediliyordu ki İngiltere harbetmeyecek, netîcede bî-te’sir kalmış tâze kuvvetiyle her iki yorgun taraf üzerine yüklenerek hisse-i gazanferânesini alacaktır .

()
Gazal

[ l ince] i. Geyik yavrusu, âhû, ceylân: Gördü ki bir avcı dâm kurmuş / Dâmına gazâller yüz urmuş . Her gazâli sanma kim deşt-i Hoten âhûsudur . Olur olmaz gazâli sayd etmem . mec. Edebiyatta sevgili ve sevgilinin güzel gözü. ● Gazâlân i. Ceylânlar, âhûlar: Meddâh olalı çeşm-i gazâlânına Bâkî / Öğrendi gazel tarzını Rûm’un şuarâsı . Olur çeşm-i gazâlân leyl-i bî-mehtâba âvîze / Verir bir serv-i sîminden nişan serv-i hırâmanlar .

(i.)
Gazâle

Dişi geyik yavrusu.

(f.)
Gazaplanmak

Hiddetlenmek, öfkelenmek, kızmak, hiddetlenmek: Efendim gazaplanmayınız . Zaptiye mülâzimi bu lâfa bütün bütün gazaplanır .

()
Gazapli

Öfkeli, kızgın, hiddetli.

(i.)
Gazap – gazab

Aşırı hiddet, intikam alma duygusu ile karışık öfke, kızgınlık, hışım: Her neşvenin zamânı var ey pâdişâh-ı hüsn / İhsân umarken eylemek insâf mı gazab . Ayağı öpülmeyen şah gazabından sapsarı kesildi . Mahçup oturur gazapla kalkan . ѻ Gazap etmek: Öfkelenmek, hiddetlenmek, kızmak. Gazaba gelmek: Gazaplanmak, öfkelenmek: Habis gazaba gelip emreyledi, kadını çenesini delip hurma ağacına astılar . Gazaba uğramak: Öfke ve hiddete hedef olmak, cezâlandırılmak. Gazab-ı ilâhî: Allah tarafından hak etmiş olduğu için kula verilen musîbet, belâ. ● Gazab-âgin birl. sıf. Öfke dolu: ve enzâra o timsâl-i mehîbin / Bir hande-i la’net gibi mûhiş, gazab-âgin / Binlerle tecellîsini sermektedir . ● Gazab-âlûd birl. sıf. Gazaplı: Bir kere Süleyman Han yeniçerilere dilgir olarak gazab-âlûd olduklarında buyurdular ki: “Terbiyeli olun, yoksa sizi Mercan Çarşısı’nda pabuççu bekârlarına kırdırırım . ● Gazaben zf. Öfke ile. ● Gazab-nâk tür. sıf. Hiddetli, öfkeli, kızgın: Mâlik gazab-nâk olacak yerde, “Hay Allah râzı olsun! Yirmi senedir şu tarikte bulunurum, bana şimdiye kadar kimse böyle ism-i mahsûsumla hitap etmemiş idi” dedi . En hiddetli bir gazab-nâk hayâtına kastedeceği adama ancak bu kadar şiddetli yumruk vurabilir .

(f.)
Gazaplandirmak

Hiddetlendirmek, öfkelendirmek, kızdırmak, hiddetlendirmek.

Yukarı Çık