Gem nedir, ne demek kelimesine ait sonuçlar görüntüleniyor..

Gem Kelimesi TDK Sözlük Anlamı

1
1)
Gem (isim)

Atı yönlendirmek için ağzına takılan demir araç "Kadın dizginleri çekmek istedi fakat hırçın hayvan sert bir boyun hareketi ile gemini kurtardı." - H. Taner

Gem Kelimesi Diğer Sözlüklerde Ne Anlama Geliyor?

14
1)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

( < Ar. gam) Gam

2)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Ar. gam [m]: gam; tasa; üzüntü

3)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Atın ağzına takılan alet

4)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Bayat.

5)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Döven.

6)

BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü

Döven. (Yavuz *Şavşat -Artvin; Kırçiçeği *Susuz; Kartkale *Çıldır -Kars; Yukarıbozkuyu *Kadirli -Adana)

7)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Ekin demetlerini bağlamaya yarayan uzun buğday sapı.

8)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

ET kemi: döven.
çubuği geme atmak/goymak: vazgeçmek; hırsla bir işi bırakmak

9)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Harman yeri.

10)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

İnsan ve hayvanda alt ve üst dudağın birleştiği yerde meydana gelen çatlak, yara.

11)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Kuvvet.

12)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Rum. kemos gem

13)

Tarama Sözlüğü

Tarım aygıtlarından döğen.

14)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Yokuş aşağı inen kağnı arabalarının hızını azaltmak için tekerinin önüne konan ağaç: Bu inişten gem vurmadan inmek meseledir.

Gem Kelimesinin Braille Alfabesinde Gösterimi

3 Harf
  • G
  • E
  • M

Gem Kelimesinin Cümle İçinde Kullanımı

3 Cümle
(Atasözü)
Tayfanın akıllısı, geminin dümeninden uzak durur

Akıllı işçi, beceremeyeceği yönetim işine el atmaz.

(Atasözü)
Gemisini kurtaran kaptan

Güç bir duruma düşüldüğünde ne yapıp edip kendisini veya yakın çevresindekileri kurtaranlar için söylenen bir söz.

(Atasözü)
Lafla peynir gemisi yürümez

şöyle yaparım, böyle yaparım demekle yapılması gereken iş yapılmaz.

(Atasözü)
Tevekkelin gemisi batmaz (eşeğini kurt yemez)

Gereken tedbirleri aldıktan sonra daha fazla titizlik göstermeyip sonucu Tanrı’nın dileğine bırakan kimse rahat eder.

(Atasözü)
Iki kaptan bir gemiyi batırır

Bir işi iki kişi yürütemez.

(Atasözü)
Her zaman gemicinin istediği rüzgâr esmez

Olaylar herkesin istediği biçimde meydana gelmez.

(Atasözü)
Köpeğe gem vurma, kendini at sanır

Kendisine değeri varmış gibi davranılan değersiz kişi, gerçekten değeri bulunduğuna inanır.

(Atasözü)
Bir ev (gemi) donanır, bir kız (çıplak) donanmaz

Bir kızı donatmak, bir ev düzmekten daha güç, daha masraflıdır.

(Atasözü)
Kuma gemisi yürümüş, elti gemisi yürümemiş

Bir erkeğin karıları birbirleriyle anlaşabilirler ancak kardeşlerin karıları geçinemezler.

(Atasözü)
Ortak gemisi yürümüş, elti gemisi yürümemiş

Bir erkeğin karıları birbirleriyle anlaşabilirler ancak kardeşlerin karıları geçinemezler.

(Atasözü)
Karadeniz’de gemilerin mi battı?

çok düşünceli ve durgun görünen kimseler için kullanılan bir söz.

(Atasözü)
Gem almayan atın ölümü yakındır

Söz dinlemeyen hırçın kişi, davranışının büyük zararını görür.

(Deyim)
(bir şeyi) gözü gibi sakınmak (saklamak veya esirgemek)

Bir şeye aşırı ilgi göstermek, önemle bakıp korumak: “Doğru, hakları vardı, koskoca sandalıyla da beraber gömemezdiler ama çok sevdiği, gözü gibi esirgediği ağlarıyla gömebilirlerdi.” -S. F. Abasıyanık.

(Deyim)
Gemiyi yatırmak

Den. altını temizlemek amacıyla küçük gemileri yan döndürmek.

(Deyim)
Gözünü daldan budaktan (çöpten) esirgememek (sakınmamak)

Tehlikeli işlere atılmaktan çekinmemek: “Gençliğinde gerçekten delifişek, gözünü daldan budaktan sakınmaz bir askermiş.” -H. Taner.

(Deyim)
Gemi karaya oturmak

Gemi, sığ bir yere saplanıp kalmak.

(Deyim)
(gemi) baş tutamamak

Rüzgâr, fırtına yüzünden, yapılışındaki veya yükselişindeki bir bozukluk sebebiyle gemi dümene uymamak, rotadan çıkmak.

(Deyim)
Ağzına gem vurmak

Susturmak, söyletmemek.

(Deyim)
Gemiyi rotasına koymak

Den. gemiyi pusula ile gideceği yönde belli olan rota çizgisi üzerine getirmek.

(Deyim)
Hiçe saymak (indirgemek)

önemsememek, önem vermemek: “Oyun kurallarını hiçe saymak, tiyatro gerçeğini bile bile bozmak da seyirci üzerinde güldürücü bir etki yapar.” -M. And.

(Deyim)
(birinin) gemisi şapa oturmak

Iş, düzelemeyecek kadar bozulmak.

(Deyim)
Gemini kısmak

Bir kimsenin üzerindeki baskıyı arttırmak.

(Deyim)
Eğri gemi doğru sefer

“kullanılan araç yetersiz ancak yapılan iş isteğe uygun” anlamında kullanılan bir söz.

(Deyim)
Sözünü esirgememek (sakınmamak)

Düşündüğünü, karşısındakini kıracak bir söz olsa bile söylemekten çekinmemek: “Dikbaşlı ve sözünü esirgemez bir insan olduğundan orada bir köşede, küçük bir kâtip kalmıştı.” -Y. K. Beyatlı. “Emine iskambil falı açıyor, dikiş dikiyor, çorap örüyor, kafasına uyan insanlarla konuşuyor, sözünü sakınmıyor.” -H. E. Adıvar.

(Deyim)
Gemisini yürütmek

Bir işi hiçbir engel tanımadan sürdürmek.

(Deyim)
Gemi dövünmek

Den. şiddetli dalgaların etkisiyle gemi bağlı veya demirli olduğu yerde inip kalkmak, sallanmak.

(Deyim)
Gem almak

At, alışıp hizmete elverişli duruma gelmek.

(Deyim)
Gem almamak

Söz dinlememek.

(Deyim)
Gem vurmak

1) hayvanın ağzına gem takmak; 2) mec. her türlü taşkınlığı, isteği, hevesi vb.ni engellemek: “Senin bütün emellerin, azgın kalbinden korktuğun, ona istediğin içindir.” -P. Safa.

(Deyim)
Gemi azıya almak

1) at, gemi azıları arasına alıp etkisiz bırakarak süvarisinin yönetiminden çıkmak ve alabildiğine koşmak; 2) mec. söz dinlemez olmak: “Kim var kim yok geldi toplandı. Derken her kafadan bir ses çıktı, kimi kâh nalına, kâh çivisine vurdu, kimi gemi azıya alıp birbiriyle yarıştı.” -E. C. Güney.

(Deyim)
Gemi baş vurmak

Den. önden gelen dalgalarla gemi başı kalkıp kalkıp inmek.

(Deyim)
Gemi gezmek

Den. dış etkiler yüzünden gemi rota çizgisinden ayrılıp sancak veya iskele yönüne ilerlemek.

(Deyim)
Gemiyi tutmak

Den. gemiyi belirli bir yerde bir süre bekletmek, çalışmadan durmak.

Gem Kelimesinin İşaret Dilindeki Gösterimi

3 Harf
  • G
  • E
  • M

Gem İle İlgili Kelimeler ve Anlamları

222 Kelime
(denz.)
Haber alınamayan gemi

(denz.)
Gemi kazanı

Gemilerde kullanılan ve akaryakıtla veya ana makineden çıkan egzoz gazlarının ısısıyla çalışan alev veya su borulu kazan.

(denz.)
Okul gemisi

Sivil ve askeri denizcilik okulu öğrencilerine uygulamalı eğitim verilen gemi.

(topb.)
Egemen kültür

Çok değişik kültürlerin varolduğu çağdaş toplumlarda, ekonomik-siyasal iktidarın desteğiyle benimsetilen, dayatılan ya da özümlenmesi sağlanan değerler, dil ve davranış biçimleri, egemen ekin.

(denz.)
Konferans gemisi

Ortak taşıma kural ve tarifeleri bulunan hatlarda sözleşme ile çalışan gemi.

(huk.)
Egemenlik

Yaşanan tarihsel evreye bağlı olarak, kamu işlerinde, Tanrı'dan, ulustan, halktan, işçi sınıfından ya da başka bir kaynaktan geldiğine inanılan üstün ve sınırsız güç. tar. topb. Antonio Gramsci'ye göre, siyasal, toplumsal ve kültürel araçlar kullanılarak, baskıyla ya da baskısız onayla kurulan yürütme erki. ulusi. Devletin, ülkesinde kendi isteği dışında hiçbir sınırlamayı tanımaması, siyasal yönetim yetkesini özgürce kullanması.

(ulusi.)
Egemenlik dokunulmazlığı

Uluslararası hukukta yabancı bir devletin, başka bir devletin egemenlik alanı içinde açılacak her türlü davaya karşı bağışıklığı kuralı.

(ulusi.)
Egemenlik göstergesi

Bir devletin siyasal anlamda bağımsız olduğunu gösteren toprak egemenliği, bayrak, ulusal marş, pasaport, parlamento gibi öğelerin simgesel anlamı.

(huk.)
Egemenlik işlemleri

Devletin ve öteki kamu kuruluşlarının egemenlik sıfat ve yetkilerine dayanarak yaptığı işlemler.

(ulusi.)
Eşit egemenlik

Yönetim erkinde eşit konumda olma durumu.

(ulusi.)
Kara egemenlik kuramı

Almanya ile Merkezi Sibirya arasında Avrasya bölgesini denetimi altında bulunduran gücün, tüm dünyayı da denetim altına alacağını savunan jeopolitik görüş.

Yukarı Çık