Harman nedir, ne demek kelimesine ait sonuçlar görüntüleniyor..

Harman Nedir ve Ne Demek?

14
1)
Harman (i. )

( ﺧﺮﻣﻦ ) i. (Fars. ḫarmen – ḫirmen )

2)
Harman (i. )

Bakla, fasulye, nohut, susam gibi bakliyâtı ve yağlı bitkileri döverek tânelerini saplarından ayırma işi.

3)
Harman (i. )

Bir dâire çevirerek dönmek, dolaşmak.

4)
Harman (i. )

Bir işin sonunda iyi pay alanlar için kullanılır.

5)
Harman (i. )

Birçok çeşitten birer parça alıp bir terkip yapma işi: “Çay harmanı.” “Tütün harmanı.” “Forma harmanı.”

6)
Harman (i. )

Bu işin yapılma, ekinlerin dövülme mevsimi, hasat zamânı: Emrâhî der geçti gülün harmanı / Gitti bahar geldi şitâ zamânı (Erzurumlu Emrah).

7)
Harman (i. )

Dövülmek için hazırlanmış ekin yığını: “Yanmış harmandan öşür alınmaz.”

8)
Harman (i. )

Erişilen bir nîmetten ona ihtiyâcı olanların payını da ayırmak lâzımdır. harman yeri: Üzerine dövülecek ekinin konduğu, dövme işinin yapıldığı, sıkıştırılmış ve düzleştirilmiş dâire biçiminde toprak alan: Ekinlerin dağlar gibi yığıldığı sarı bir harman yerine gittiler (Hâlide E. Adıvar). harman yerine çevirmek (döndürmek): Darmadağınık etmek, altüst edip karıştırmak.

9)
Harman (i. )

harmandan sonra kalan tozla, toprakla karışık tahıl.

10)
Harman (i. )

mec. Büyük bir işten veya servetten geri kalan kısım. harman sonu dervişlerin:

11)
Harman (i. )

mec. Ortaklığı kolaçan etmek. harman çorman: Karmakarışık, altüst, karman çorman. harman dövmek: Tânelerini ayırmak için ekini dövmek, üstünden düven geçirmek. harman etmek: Birçok çeşitten birer parça alıp karıştırmak: El ele verip meziyetlerinizi harman etmek kābil olsaydı belki dünyâda yeni bir altın çağ gelişebilirdi (Safiye Erol). harman kaldırmak: harman işini bitirip mahsûlü taşımak. harman olmak: argo. Tiryâkisi olduğu esrar vb. şeylerden bir müddetten beri uzakta kalmış olmak: Yanındaki jandarmaya: –Dur yâhu dedi, harmanım, beyağabeyden bir sigara alayım (Sait Fâik). harman savurmak: Dövülen tahılı samanını ayırmak için kürekle rüzgâra karşı savurmak: Ben harman zamânı onun tarlalarını dolaşır, akşam vakti ırgatlarla berâber harman savururum (Sait Fâik). harman sonu:

12)
Harman (i. )

Sabreden sonunda bir işin semeresinden faydalanır.

13)
Harman (i. )

Tahılın saptan ayrılması için düven, makine veya hayvanla yapılan dövme işi.

14)
Harman (i. )

Tuğla, kiremit vb. yapılan yer. ѻ harman beygiri gibi dönmek: Deli deli dolaşıp durmak. harman çevirmek:

Harman Kelimesi TDK Sözlük Anlamı

6
1)
Harman (isim)

Biçildikten sonra tahıl demetlerinin üzerinden düven geçirilerek tanelerin başaklarından ayrılması işi

2)
Harman

Birçok çeşitten birer parça alıp yeni birleşim oluşturma işi "Çay harmanı. Tütün harmanı."

3)
Harman

Bu işin yapıldığı yer veya mevsim "Çocuğum başka çocuklarla beraber harmanda düvene binmiş dönüyor." - R. N. Güntekin

4)
Harman

Herhangi bir şeyin çok bulunduğu yer "Yiğidin harman olduğu yer."

5)
Harman

Herhangi bir şeyin toplu hâlde bulunduğu, işlendiği veya satıldığı yer

6)
Harman

Selüloz açılması aşamasından başlayıp kâğıt veya karton sayfasının meydana gelmesine kadar kullanılan bir veya birkaç kâğıt hamuru ile diğer malzemelerin meydana getirdiği sulu süspansiyon

Harman Kelimesi Diğer Sözlüklerde Ne Anlama Geliyor?

6
1)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

(

2)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

(

3)

BSTS / Güzel Sanatlar Terimleri Sözlüğü

(Mimarlık) Harç ya da beton yapmak için hazırlanmış kum, kireç ve çimento karışımı yığın.

4)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Bahçe, sebze ya da meyve bahçesi.

5)

Şehir, İlçe veya Semt İsmi

Muş ili, Kızılağaç bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

6)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Tepe.

Harman Kelimesinin Diğer Dillerdeki Anlamı

9 Dil
  • İNGİLİZCE (USA) Harman “ What is Harman ”
  • ALMANCA Harman “ Was ist von Harman ”
  • İSPANYOLCA Harman “ ¿Qué es Harman ”
  • ÇİNCE 哈曼 “ 什么是哈曼 ”
  • FRANSIZCA Harman “ Qu'est-ce que Harman ”
  • Arapça هارمان “ ما هو هارمان ”
  • İTALYANCA Harman “ Che cosa è Harman ”
  • JAPONCA ハーマン “ 何がハーマン ”
  • PORTEKİZCE Harman “ O que é Harman ”

Harman Kelimesinin Braille Alfabesinde Gösterimi

6 Harf
  • H
  • A
  • R
  • M
  • A
  • N

Harman Kelimesinin Cümle İçinde Kullanımı

3 Cümle
(Atasözü)
Harman sonu dervişlerindir

Herkesin bol bol yararlandığı şeylerin artakalanından alçak gönüllüler yararlanır.

(Atasözü)
Harmanda dirgen yiyen sıpa, yılına kadar acısını unutmaz

Uygunsuz davranışlarından dolayı cezalandırılanlar uzun süre aynı davranışı göstermezler.

(Atasözü)
Tarlada izi olmayanın harmanda sözü (yüzü) olmaz

Kendini işe vermeyenden, bir iş üretmeyenden hayır gelmez.

(Atasözü)
Harman (harmanını) yakarım diyen orağa yetişmemiş

Başkasına kötülük yapmayı tasarlayan kimse, kötülüğünü yapmaya fırsat bulmadan cezasını görür.

(Atasözü)
Onmadık yılın yağmuru harman vakti yağar

Zamanında olduğunda büyük yarar sağlayacak bir durum, zamanı geçtikten sonra gerçekleşirse zarar bile verebilir.

(Atasözü)
Dağ başına harman yapma, savurursun yel için; sel önüne değirmen yapma, öğütürsün sel için

Yapacağın iyi bir işi, sonunu hesaplamadan yapma.

(Atasözü)
Derede tarla sel için, tepede harman yel için

Elden çıkarmak istemediğimiz şeyleri tehlikeye açık durumlardan uzak tutmalıyız.

(Atasözü)
Gün ola harman ola

Bir gün onun da zamanı gelir.

(Atasözü)
Harman döven öküzün ağzı bağlanmaz

çalışanın emeğinin karşılığı verilmelidir.

(Atasözü)
Harman dövmek keçinin işi değil

önemli işler herkese yaptırılmaz.

(Atasözü)
Harman yel ile, düğün el ile

Her işin gerçekleşmesi birtakım koşulların bulunmasına bağlıdır.

(Atasözü)
Yanmış harmanın öşrü alınmaz

önce verimli iken kazaya uğramış olan şeyden, artık gelir, verim beklenmez.

(Deyim)
Har vurup harman savurmak

Düşüncesizce ve hesapsızca harcamak, bol bol harcayıp tüketmek.

(Deyim)
Ay harmanlanmak

Ayın çevresinde ayla oluşmak.

(Deyim)
Burnunun yeli harman savurmak

1) büyüklenmek, kibirlenmek; 2) çok öfkelenmek.

(Deyim)
Harman çevirmek

Harmanlamak.

(Deyim)
Harman dövmek

Ekin tanelerini saptan ayırma işini yapmak.

(Deyim)
Harman etmek (yapmak)

Birçok çeşitten birer parça alıp yeni bir birleşim oluşturmak.

(Deyim)
Harman savurmak

Tahılı samandan ayırmak için dövülmüşünü rüzgâra karşı savurmak: “Akşam vakti ırgatlarla beraber harman savururum.” -S. F. Abasıyanık.

(Deyim)
Harmanı kaldırmak

Harman işini bitirmek: “Harmanı kaldırmaktan başka bir şey düşünmüyordu.” -S. Çokum.

Harman Kelimesinin İşaret Dilindeki Gösterimi

6 Harf
  • H
  • A
  • R
  • M
  • A
  • N

Harman İle İlgili Kelimeler ve Anlamları

13 Kelime
(teks.)
Harman hallaç

İplik işletmelerinde, hammaddenin açma, temizleme ve karıştırma işlemlerinin yapıldığı makine grubu.

(blşm.)
Harmanlama

İki ya da daha çok kümeyi, bu kümelerin her birinden öğeler içerecek şekilde birleştirip bu kümelerin düzeninden farklı bir düzende de olabilecek yeni bir küme ya da kümeler yaratmak. kim. Aynı türden birden fazla maddeyi karıştırma; eşanlam: paçallama. tar. Genelde yenebilir danenin bitkinin yenmeyen diğer kısımlarından ayrılması için yapılan işlem. teks. Kesikli lif iplikçiliğinde farklı lif özelliklerinin ipliğin enine ve uzunlamasına yönünde lif dağılımının aynı olması için  harman hallaç, tarak ve çekme makinelerindeki işlemler; eşanlam: karıştırma.

(tar.)
Harman makinası

Elle ya da bir besleme düzeni ile makinaya konulan demet halindeki hububatın tanelerini başaktan ayıran ve temizleyen ve traktörün kayış kasnağı ya da kuyruk milinden hareket alarak sabit çalışan makinalar; eşanlam: patoz, sapdöver.

(endst.)
Harmanlama problemi

Çeşitli girdilerin karıştırılıp bir araya getirilerek hedef ürünün elde edilmesinin en düşük maliyetle sağlanması probleminin doğrusal programlama hali.

()
Harmancilik

Harmanlama işçiliği.

()
Harmandali

Ege bölgesinde oynanan bir zeybek çeşidi.

()
Harmani – harmaniye

Bütün vücûdu kaplayan uzun, kolsuz üst giyeceği, etekleri geniş, kolsuz bir nevi palto, pelerin: Bir hizmetçiye işâretle beyaz bir harmâni getirtir . Arkasında bir ucu sol omuzuna atılmış bir harmânî… . Sırma işlemeli kısa harmâniyesi, deriden kumanya torbası, çakmak kesesi, gümüş çemberli şarap matarası şövalyenin şıklığa meraklı olduğunu gösteriyordu .

(f.)
Harmanlamak

Birçok çeşitten birer parça alıp bir terkip yapmak üzere karıştırmak, harman etmek. ♦ geçişsiz f. Kavis çizerek dolaşmak. Büyük bir eğri çizerek seyretmek.

(f.)
Harmanlanmak

Karıştırılıp harman hâline getirilmek: “Çaylar harmanlandı.” “Harmanlanacak tütünler.” ♦ dönüşlü f. Etrâfında hâle meydana gelmek.

(eski.)
Harmanli

Hanımların giydikleri etekleri geniş bir çarşaf çeşidi.

(i.)
Harman

Tahılın saptan ayrılması için düven, makine veya hayvanla yapılan dövme işi. Bakla, fasulye, nohut, susam gibi bakliyâtı ve yağlı bitkileri döverek tânelerini saplarından ayırma işi. Bu işin yapılma, ekinlerin dövülme mevsimi, hasat zamânı: Emrâhî der geçti gülün harmanı / Gitti bahar geldi şitâ zamânı . Dövülmek için hazırlanmış ekin yığını: “Yanmış harmandan öşür alınmaz.” Birçok çeşitten birer parça alıp bir terkip yapma işi: “Çay harmanı.” “Tütün harmanı.” “Forma harmanı.” Tuğla, kiremit vb. yapılan yer. ѻ Harman beygiri gibi dönmek: Deli deli dolaşıp durmak. Harman çevirmek: Bir dâire çevirerek dönmek, dolaşmak. mec. Ortaklığı kolaçan etmek. Harman çorman: Karmakarışık, altüst, karman çorman. Harman dövmek: Tânelerini ayırmak için ekini dövmek, üstünden düven geçirmek. Harman etmek: Birçok çeşitten birer parça alıp karıştırmak: El ele verip meziyetlerinizi harman etmek kābil olsaydı belki dünyâda yeni bir altın çağ gelişebilirdi . Harman kaldırmak: Harman işini bitirip mahsûlü taşımak. Harman olmak: argo. Tiryâkisi olduğu esrar vb. şeylerden bir müddetten beri uzakta kalmış olmak: Yanındaki jandarmaya: –Dur yâhu dedi, harmanım, beyağabeyden bir sigara alayım . Harman savurmak: Dövülen tahılı samanını ayırmak için kürekle rüzgâra karşı savurmak: Ben harman zamânı onun tarlalarını dolaşır, akşam vakti ırgatlarla berâber harman savururum . Harman sonu: Harmandan sonra kalan tozla, toprakla karışık tahıl. mec. Büyük bir işten veya servetten geri kalan kısım. Harman sonu dervişlerin: Bir işin sonunda iyi pay alanlar için kullanılır. Sabreden sonunda bir işin semeresinden faydalanır. Erişilen bir nîmetten ona ihtiyâcı olanların payını da ayırmak lâzımdır. Harman yeri: Üzerine dövülecek ekinin konduğu, dövme işinin yapıldığı, sıkıştırılmış ve düzleştirilmiş dâire biçiminde toprak alan: Ekinlerin dağlar gibi yığıldığı sarı bir harman yerine gittiler . Harman yerine çevirmek : Darmadağınık etmek, altüst edip karıştırmak.

Yukarı Çık
x