Huda nedir, ne demek kelimesine ait sonuçlar görüntüleniyor..

Huda Nedir ve Ne Demek?

1
1)
Huda (i. )

( ﺧﺪﻋﻪ ) i. (Ar. ḫud‘a ) Hîle, düzen, oyun, aldatma: Ah Hamza! Bir mârifet bulsaydın, bir hud’a becerseydin, beni şu bulunduğum gāileden kurtarsaydın! (Ahmed Vefik Paşa). Benim de hîlem hud’am vardır (Ahmed Midhat Efendi). İngiliz diplomasisi ne söylese hilâf-ı hakîkat, ne yapsa hud’adır (Cenap Şahâbeddin). ● Hud’a-baz ( ﺧﺪﻋﻪ ﺑﺎﺯ ) birl. sıf. ve i. (Fars. bāz “oynayan” ile) Hîlekâr, düzenbaz. ● Hud’a-bazlık birl. i. Hîlekârlık, düzenbazlık: Ömer Behiç birçok hastalarında bu hud’a-bazlığa dikkat etmiş idi (Hâlit Z. Uşaklıgil). ● Hud’a-ger (-kâr) ( ﺧﺪﻋﻪ ﻛﺎﺭ – ﺧﺪﻋﻪﮔﺮ ) birl. sıf. (Fars. -ger ve -kār ekleriyle) Düzenbaz, hîlekâr, hîleci: Mugîre nâmında gāyet dessas ve hud’a-kâr bir adam varmış (Fâik Reşat). ● Hud’a-şiar ( ﺧﺪﻋﻪ ﺷﻌﺎﺭ ) birl. sıf. ve i. (Ar. şi‘ār “işâret, âdet” ile) Hîlekârlığı âdet edinen (kimse), hîlekâr, hîlebaz.

Huda Kelimesinin Braille Alfabesinde Gösterimi

4 Harf
  • H
  • U
  • D
  • A

Huda Kelimesinin İşaret Dilindeki Gösterimi

4 Harf
  • H
  • U
  • D
  • A

Huda Kelimesi İle Türetilen Diğer Kelimeler

2 Kelime

Huda İle İlgili Kelimeler ve Anlamları

8 Kelime
(sıf.)
Berhudar – berhurdar

Tuttuğu işten semere gören, feyizlenen, mesut. ѻ Berhudar ol: “Hayırlı günler gör, hayır üzere ol” anlamında büyüklerin küçüklere söyledikleri bir duâ sözü: Ooo, Nihat Bey oğlum, berhudar ol! . Berhudar olmak: Mesut olmak, murâdına ermek: Baygın baygın, “Nemrut’un hazînesi. Bulanlar berhudar olmasın, alanlar Allah’ın kahhar ismiyle kahrolsunlar” diyordu . Hepsi de berhudar olalar .

()
Berhudarlik – berhurdarlik

İyi gün görme, mutluluk, saâdet.

(sıf.)
Hudâdad

Allah’ın verdiği, Allah vergisi olan: “İsti’dâd-ı Hudâdâd.” “Zekâ-yı Hudâdâd.” Hüsn kim gāliye vü gāzeden imdâd ister / İstemez dil anı bir hüsn-i Hudâdâd ister . Ey nev-bahâr-ı hüsn-i Hudâdâd nerdesin .

(i.)
Hudâvend

Efendi, sâhip, mâlik, hükümdar: O hudâvend-i Ömer-adl ü Alî-sîret kim / Buldu zâtıyle şeref silsile-i Osmânî . Allah, Hudâvendigâr: Bize rızâ-yı şerîfin gerek Hudâvendâ . Değil lutfu Hudâvend-i kerîmin kābil-i inkâr / Meğer inkâr eden mecnûn ola yâ tıfl yâ a’mâ .

(i.)
Hudâvendigâr – hüdavendigâr

Hükümdar, sâhip, efendi [Sultan I. Murad’ın unvânı ve Bursa ilinin adı olarak da kullanılmıştır]. Allah, Hudâvend.

(i.)
Hudâyigân – hudâygân

Büyük hâkan, büyük pâdişah, şehinşah: Hudâygân-ı muazzam şehinşeh-i âlem / Muhît-i cûd u kerem âsumân-ı akl u şuûr . Allah.

(sıf.)
Hudâyinâbit – hudâinâbit

Ekilmeden kendiliğinden biten : Kimsenin yed-i temellüküne geçmemiş olan dağlardaki hudâyinâbit ağaçlar mubahtır . mec. Sâhipsiz, başıboş, kendi kendine yetişen : “Hudâyinâbit bir delikanlı.”

(i.)
Hudâ – hüdâ

Allah, Tanrı, Cenâbıhak: Cümle halk bana yâr için ağyâr oldu / Kalmadı kimse bana yâr Hudâ’dan gayrı . Seni Hudâ’nın birliğine emânet ettim . Cânı, cânânı bütün varımı alsın da Hudâ / Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ . ѻ Hudâ alîm: Allah bilir: Hudâ alîm, cümle refiklerimize bir bükâ ârız oldu ki ruhbanlar dembeste kaldılar . Hudâ hâfız: Allah korusun. Hudâ ne kerde : Allah göstermesin, Allah etmesin: Yâre dokunur Hudâ ne gerde / Bâlin ne sürürsün öyle yerde . Hudâ ne gerde harik zuhûrunda firar için… . Hudâ-yı lemyezel: Sonu olmayan, bâkî ve ebedî olan Allah. ● Hudâ-dad Bk. HUDÂDAD ● Hudâ-füruş birl. sıf. ve i. Allah’a inanmadığı halde inanmış gibi görünen , münâfık, iki yüzlü. ● Hudâ-perest birl. sıf. ve i. Allah’a tapan , mümin, muvahhit. ● Hudâ-şinas birl. sıf. ve i. Allah’ı tanıyan, O’na inanan , mümin. ● Hudâyâ ünl. ā ile) Ey Allah, ey Tanrı, Allâhım. ● Hudâyî sıf. і ile ) Allah’a mensup olan, Allah’la ilgili: Bitse de bâden ey Hudâyî mest / Seni sarhoş tutar temâşâlar . Hele dur öfkemi tekmilleyeyim, tekmille / Zâten bir o kalmıştı Hudâyî sille . ѻ Hudâyî nâbit: Bk. HUDÂYİNÂBİT.

Yukarı Çık
x