Kazanma nedir, ne demek kelimesine ait sonuçlar görüntüleniyor..

Kazanma Kelimesi TDK Sözlük Anlamı

1
1)
Kazanma (isim)

Kazanmak işi "Daha önce kazanılmış bir maharet, yeni bir maharet kazanmayı güçleştirir." - C. Meriç

Kazanma Kelimesi Diğer Sözlüklerde Ne Anlama Geliyor?

1
1)

BSTS / Medeni Hukuk Terimleri Sözlüğü

iktisâb.

Kazanma Kelimesinin Braille Alfabesinde Gösterimi

7 Harf
  • K
  • A
  • Z
  • A
  • N
  • M
  • A

Kazanma Kelimesinin Cümle İçinde Kullanımı

3 Cümle
(Atasözü)
Ata malı mal olmaz, kendin kazanmak gerek

Babadan kalan mal kalıcı değildir, çabuk biter; kişinin gerçek malı, kendi çalışmasıyla elde ettiği maldır.

(Atasözü)
Mal canı kazanmaz, can malı kazanır

Insan mal kazanacağım diye sağlığını tehlikeye atmamalıdır.

(Atasözü)
Kazanmayanın kazanı kaynamaz

Kazancı olmayan kişinin evinde yemek pişmez.

(Deyim)
(birinin) sırtından (para) kazanmak

Para kazanmak için birini kullanmak: “Benim bu marifetimi bilmeyenlerle bahse girip sırtımdan para kazanan açıkgözler bile oldu.” -H. Taner.

(Deyim)
Açıklık kazanmak

Bir konu aydınlanmak, anlaşılır duruma gelmek.

(Deyim)
Bağışıklık kazanmak

1) bazı mikroplara karşı aşı veya doğal yolla dirençli duruma gelmek; 2) mec. korunaklı olmak: “Bu tehditlere karşı hususunda şaşılası bir yetiye de sahiptiler.” -E. Şafak.

(Deyim)
Bahsi kazanmak

Ileri sürülen, savunulan görüşün doğru olduğu belli olmak.

(Deyim)
Başarı göstermek (kazanmak)

Başarmak: “Arandığı, fikri sorulduğu, başarı kazandığı da oluyordu.” -R. H. Karay.

(Deyim)
(birinin, birilerinin) takdirini kazanmak

Bir kimse veya bir topluluk tarafından beğenilmek: “İhtimal ki senin alın yazında şunlar yazılıydı: Âlemin saygı ve takdirini kazanmış bir adam olacaksın.” -Y. K. Karaosmanoğlu.

(Deyim)
çuvalla para kazanmak

Aşırı kazanç sağlamak.

(Deyim)
Deneyim kazanmak

Deneyimli duruma gelmek.

(Deyim)
Ekmeğini kazanmak

Geçimini sağlamak: “İçi huzurlu, akşama dek çalışmış, ekmeğini kazanmış.” -M. İzgü.

(Deyim)
Puan almak (kazanmak)

1) spor karşılaşmalarında başarılı bir oyun çıkararak kendine sayı sağlamak; 2) genellikle test biçimindeki sınavda herhangi bir puan elde etmek; 3) mec. itibar kazanmak, takdir edilmek.

(Deyim)
Zaman kazanmak

Vakit kazanmak.

(Deyim)
Vakit kazanmak

1) bir şeye ayrılan süreyi azaltmak; 2) karşı tarafı oyalayarak kendi hazırlanma süresini uzatmak.

(Deyim)
Güven kazanmak

Kendisine inandırmak.

(Deyim)
Maharet kazanmak

Beceri edinmek, ustalaşmak.

(Deyim)
Kalp (kalbini) kazanmak (fethetmek)

Ince bir davranış veya güzel bir sözle birinin sevgisini kazanmak, ilgisini çekmek: “Hele düzmece şehzadenin kadife pantolonuyla sivri güzel çehresi derhâl kadının kalbini kazandı.” -R. N. Güntekin.

(Deyim)
Nam kazanmak

ün sahibi olarak tanınmak: “Karaman alayı, bizim harp tarihimizde büyük nam kazanmış bir alaydır.” -A. Gündüz.

(Deyim)
Hak kazanmak

Emeğin karşılığını alabilecek duruma gelmek: “Senin kadar kimse kendi vatanına sahip olmaya hak kazanamamıştır.” -A. H. Müftüoğlu.

(Deyim)
Hayatını kazanmak

Geçimini sağlamak: “Hayatımı kazandığımda senin elini sıcak sudan soğuk suya sokturmam.” -A. Kutlu.

(Deyim)
Ivme kazanmak

Hızlanmak.

(Deyim)
Kişilik kazanmak

Bir kişinin öz yapısı, kişiliği belirginleşmek.

(Deyim)
Sempatisini kazanmak

Birinin sevgisini, ilgisini ve yakınlığını kazanmak.

(Deyim)
Sevap kazanmak (işlemek)

Hayırlı bir davranışta bulunmak: “Gülsüm'ün sevinci sade sevap kazanmak ümidinden doğmuyordu.” -R. N. Güntekin.

(Deyim)
Popülarite kazanmak

Halk tarafından sevilmek, tutulmak: “Bir halk çocuğu olarak popülarite kazanmış, önce elinizde, sonra partinizde basamakları çıkmış, parlamentoya girmişsiniz.” -H. Taner.

(Deyim)
Rağbet görmek (kazanmak)

Istenilmek, beğenilmek, istekle karşılanmak: “... haftanın bir gecesinde yalnız kadınlara oynayacak kadar mahallede rağbet kazandı.” -H. E. Adıvar.

(Deyim)
ün almak (kazanmak, salmak, yapmak)

ünü herkesçe bilinmek ve her yerden duyulmak: “Dünyaca ün almış Mark Twain Derneğinin fahri üyeliğini aldığını duyunca...” -S. F. Abasıyanık. “Ramazan, sertliği, zulmü ile ün salmış bir kabadayı idi.” -H. E. Adıvar.

(Deyim)
şöhret bulmak (kazanmak)

ün sahibi olmak, üne kavuşmak, ünlenmek: “Fakat Nedim'den hoşlanan kızlarla kadınların çoğu onu, yeni şöhret bulan bir sinema aktörüne benzetmektedir.” -Y. K. Karaosmanoğlu. “Her mahallede hatta satıcılar arasında şöhret kazanmış olan güzel sesliler bulunurdu.” -A. Ş. Hisar.

Kazanma Kelimesinin İşaret Dilindeki Gösterimi

7 Harf
  • K
  • A
  • Z
  • A
  • N
  • M
  • A

Kazanma Kelimesi İle Türetilen Diğer Kelimeler

2 Kelime

Kazanma İle İlgili Kelimeler ve Anlamları

4 Kelime
()
Bağımsızlık kazanma

çocg. egitb. Çocuğun ya da gencin, ruhsal yönden anne babaya ya da büyüklere bağlılığının azalması; bağımsız olarak karar verebilmesi.

(yerb.)
Faya bağlı eğim kazanma

Çoğunlukla listrik fay bloklarının hareketleri sonucu, tavan bloğunda yer alan kayaların eğim kazanması.

(huk.)
Meslekte kazanma gücünün yitimi

Sigortalının, hastalık, sakatlık ya da ruhsal durumundaki zayıflama nedeniyle mesleksel gelir elde etme yeteneğini belli ölçüde yitirmesi.

(f.)
Kazanmak

El emeği veya ticâret yoluyle kendine kâr sağlamak. Çalışma ile elde etmek: “Başarı kazanmak.” “Birincilik kazanmak.” “Emekliliğini kazanmak.” “Mükâfat kazanmak.” Edinmek, elde etmek: “Dost kazanmak.” “Şöhret kazanmak.” Bir şeye kur’a ile sâhip olmak, o şey kendisine çıkmak, isâbet etmek: “Büyük ikrâmiyeyi kazanmak.” Fethetmek, ele geçirmek: “Bu savaşta en verimli toprakları kazandık.” Hasmına veya rakîbine üstün gelmek. Kendisine geçmek, onları kapmak. Tarafına çekmek: “Bu gençleri kazanmak için her şeyi yapıyorlar.” ♦ geçişsiz f. Başarı sağlamak, muvaffak olmak: “Kumarda kazanmak.” “Bir işte kazanmak.” “Çalışan kazanır.” ► Kazanmak fiiliyle deyimler: Kalp kazanmak / Vakit kazanmak.

Yukarı Çık