Kesme nedir, ne demek kelimesine ait sonuçlar görüntüleniyor..

Kesme Kelimesi TDK Sözlük Anlamı

10
1)
Kesme (dil)

bilgisi Kesme işareti

2)
Kesme (bitki)

bilimi Kıyılarımızda yaygın olarak bulunan, yuvarlak tepeli, metre kadar boylu, her dem yeşil, yaprakları küçük ve kenarları testere dişli, çiçekleri yeşilimsi beyaz renkli olan bir süs ağacı, akçakesme (Phillyrea latifolia)

3)
Kesme (matematik)

Çizgisel iki doğru parçası ve bir eğri yayı ile sınırlanan düzlem yüzeyi

4)
Kesme (sıfat)

Kesin, değişmez, maktu "Kesme fiyat."

5)
Kesme (isim)

Kesmek işi "Bir dönem, içkiyi haftalarca tamamen kesmeyi başardığım için, ondan sonra içtiğim her kadeh, bir adım gerilemek demekti." - E. Şafak

6)
Kesme (sıfat)

Küp biçiminde veya köşeli olarak kesilmiş olan "Dört tarafı kesme billur kapaklı bir eski saat." - R. H. Karay

7)
Kesme

Lokum

8)
Kesme (edebiyat)

Nazımda veya nesirde, bir cümleyi sonu anlaşılacak biçimde yarım bırakma sanatı, kat

9)
Kesme

Teneke, sac vb.ni kesmek için kullanılan makas

10)
Kesme (sinema,)

TV (***) İki çekimin birbirine doğrudan doğruya bağlanmasından, iki ayrı çekimin birbirini izlemesinden doğan durum

Kesme Kelimesi Diğer Sözlüklerde Ne Anlama Geliyor?

28
1)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Alındaki saçlar, kâkül.

2)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Bir çeşit pırnal ağacı.
Bir çeşit dikensiz keven.
Kışın bayvana yedirmek için kesilen katran ağacının dalı.

3)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Boğaya gelen ineklerin döl tutması için dişilik organının kenarında çıkan, kesilmesi gerekli olan beze : Kesmesi olan inek durmadan boğaya gelir.

4)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Boyunduruğa takılan ağaç.

5)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Cam, billur.

6)

BSTS / Kılıçoyunu Terimleri Sözlüğü

Çatma durumunda ya da karşı yarışmacının bir çelgi alması sırasında, karşı savutun ucundan bir kesiş devinimi yaparcasına savut ucunu bir öteki doğrultuya geçirme.

7)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Domuz, ayı, kurt avında kullanılan kurşun parçaları.

8)

BSTS / Uygulayım Terimleri Sözlüğü

elektrik: İki çevrimin bağlantısını ayırma işlemi.
radyo. Çok sayıda çevrimin ortak dirençleri nedeniyle oluşan yeni bağlantıların etkisini gidermeye ya da azaltmaya yarayan düzen.
sinema: Bir filmin kaba kurgusuna hazırlık olarak kesilmesi işlemi.

9)

BSTS / Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğü

Emdirme materyali içerisinde yerleştirilip blok durumuna getirilen örneklerden mikrotomda usulüne uygun kesitler alınması.
Doğrama.

10)

Tarama Sözlüğü

Eskiden, savaşlarda ata giydirilen bir çeşit zırh.
Bel şeklindeki ok temreni, yassı temren.
Temrenli büyük ok

11)

BSTS / Matematik Terimleri Sözlüğü

İki doğru parçası ve bir eğri yayıyla sınırlanan düzlemsel yüzey.

12)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

İnce şeritler hâlinde kırpılmış hamur.
kesme aşi/çorbasi: bu hamurlardan yapılan çorba

13)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Kerpiç.

14)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Kesim, bölük.

15)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Kesme, pestil bulamacından yapılan tatlı

16)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Kışın yaprağını dökmeyen, boyu
-
metre olan bir ağaç

17)

BSTS / Gösterim Sanatları Terimleri Sözlüğü

Klasik balede küçük ara adımı.

18)

BSTS / Yazın Terimleri Sözlüğü

Koşukta ya da düzeyazıda, bir tümceyi sonu anlaşılacak biçimde yarım bırakma sanatı. Ör.: Ey kimsesiz avare çocuklar... hele sizler, Hele sizler. . . . (Tevfik Fikret)

19)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Kumlu, sert toprak.
Kaba, yumuşak taş.

20)

BSTS / Metalbilim İşlem Terimleri Sözlüğü

Metalleri, kesiciler kullanarak parçalara ayırma işlemi.

21)

Tarım Terimleri

OPTES'te, on parmak izinin veya olay yeri izinin tarandıktan sonra iz bölgesinin seçilerek lüzumsuz bölgelerinden ayrılması. Parmak ve Avuç İzi İncelemeleri

22)

BSTS / Tarım Terimleri

perçem, kâkül

23)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Pestil.
Pekmez ve nişastadan yapılan bir çeşit yiyecek.

24)

BSTS / Sinema ve Televizyon Terimleri Sözlüğü

Sinema
Alıcı yönetmenine, ses yönetmenine "kes!" komutu vererek çevirimi sona erdirme.
İki çekimin kurguda birbirini izlemesinden doğan durum. TV.
Televizyonda aynı sonucun, bir alıcıdan öbürüne geçme yoluyla sağlanması.
Bir oluğun çıkışını birdenbire sona erdirme.

25)

Şehir, İlçe veya Semt İsmi

Sivas ili, Gedikbaşı bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

26)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Tavla ya da kâğıt oyunlarında kazanana verilen şeker, lokum vb. şeyler.

27)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Yağı alınmış, süzme yoğurt.

28)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Yaprakları dikensiz, pırnala benzeyen bir çeşit ağaç.

Kesme Kelimesinin Braille Alfabesinde Gösterimi

5 Harf
  • K
  • E
  • S
  • M
  • E

Kesme Kelimesinin Cümle İçinde Kullanımı

3 Cümle
(Atasözü)
Küstüğün dağın odununu kesme

Insan onuruna düşkün olup ilişkisini kestiği bir yerden veya kimseden herhangi bir yarar elde etmeye çalışmamalıdır.

(Atasözü)
Eşeğin kuyruğunu kalabalıkta kesme; kimi uzun der, kimi kısa

Kimseyi ilgilendirmeyen işleri kendi kendine karar verip yapmalısın.

(Atasözü)
Karpuz kesmekle hararet sönmez

Size kötülük yapmış olan bir kimseden başkasına zarar vermekle o kimseden öç almış olmazsınız.

(Atasözü)
Kör (kesmez) bıçak ele (yavuz), iş bilmeyen avrat dile (yavuz)

Kör bıçak işe yaramaz ama insanın elini keser; iş bilmeyen kadın da çok konuşmaktan başka bir şey yapmaz.

(Atasözü)
Altın eli bıçak kesmez

1) varlıklı veya değerli kişilerin elini kimse bükemez; 2) herhangi bir işte usta olan her zorluğun üstesinden gelir.

(Atasözü)
Bıçak kınını kesmez

Kötüler yararlandıkları kimselere kötülük etmekten çekinirler.

(Atasözü)
Baş kes yaş kesme

Ağaç kesmek, insan öldürmek kadar büyük bir suçtur.

(Atasözü)
Kılıç kınını kesmez

Sert ve öfkeli kişi yanındakilere zarar vermez.

(Deyim)
(birini) haraca kesmek

Zorbalıkla para koparmak veya çıkar sağlamak.

(Deyim)
Iştah kapamak (kesmek)

Yemek isteğini azaltmak.

(Deyim)
(birinin) dizginini kesmek

üzerindeki baskıyı artırmak.

(Deyim)
Hararet kesmek (söndürmek)

Susuzluğu gidermek.

(Deyim)
Fatura kesmek

Satılan bir şey için fatura düzenlemek.

(Deyim)
Kıtır kıtır kesmek

Bıçak veya kesici bir aletle acımaksızın yaralamak veya öldürmek.

(Deyim)
Memeden kesmek

Artık emzirmemek.

(Deyim)
Ahkâm kesmek

1) çekinmeden kesin yargılarda bulunmak: “İşin içinde olmanın verdiği rahatlıkla bol keseden ahkâm kesen akıl hocalarının eleştirilerine hedef olmayı önleyemezler.” -T. Halman. 2) bilir bilmez konuşmak.

(Deyim)
Racon kesmek

1) görünüşe göre hüküm vermek; 2) gösteriş yapmak: “Hayati ortaya atılır, tosunca raconu keser ya da dövülürdü.” -H. R. Gürpınar.

(Deyim)
(biriyle) selamı sabahı kesmek

Her türlü ilişkisine son vermek: “Onunla tamamıyla selamı sabahı kestim. Ne olursa olsun deyip adını bile artık ağzıma almaz oldum.” -O. C. Kaygılı.

(Deyim)
Kavil kesmek

Sözleşmek: “Dostumla da kavil kestim / Yalan çıktı ona küstüm” -Halk türküsü.

(Deyim)
Gırtlağından kesmek

Herhangi bir amaç için yiyeceğinden kısıntı yapmak, boğazından kesmek, tasarruf etmek.

(Deyim)
Bıçak gibi kesmek

1) çok keskin olmak; 2) birdenbire ve tamamen ortadan kaldırmak.

(Deyim)
Asıp kesmek

Işbaşında bulunan bir kimse yasayı çiğneyerek sert davranmak.

(Deyim)
Kısa kesmek

Sözü uzatmamak: “Ahmet Kerim annesiyle istediği konuşmalarını hep kapıdan çıkarken ayak üstünde yapardı.” -Y. K. Karaosmanoğlu.

(Deyim)
Lafı kısa kesmek

Söyleyeceğini kısa veya özet olarak belirtmek, az ve öz konuşmak.

(Deyim)
Sözünü kesmek

Biri konuşurken söze karışıp onun konuşmasına fırsat vermemek: “Birkaç söz daha söyleyip esasa geçmek istedi ise de arkada oturanlardan biri onun sözünü kesti.” -M. Ş. Esendal.

(Deyim)
Tatlı yerinde bırakmak (kesmek)

Bir işi can sıkıcı bir duruma sokmadan sona erdirmek.

(Deyim)
Bilet kesmek

1) bileti koparıp alıcıya vermek, bilet satmak: “Benimki paso, dedi, hanımefendiye bir bilet kes.” -R. H. Karay. 2) mec. işine son vermek, işten uzaklaştırmak, ayırmak.

(Deyim)
Biletini kesmek

1) ölümüne karar vermek; 2) işine son vermek, işten uzaklaştırmak, ayırmak.

(Deyim)
Don kesmek

Hlk. bitki soğuktan bozulmak, donmak.

(Deyim)
Afi kesmek (satmak, yapmak)

Birine karşı gösteriş yapmak: “Yanındaki kıza afi yapmak için onun önüne, dilenciye sadaka verir gibi bahşiş fırlatan bir züppeyi, bıraksalar öldürecekti.” -H. Taner.

(Deyim)
Korkuya kesmek

Korkmak: “Ürkek ürkek dolaşıyordu evin içinde. Tepeden tırnağa korkuya kesmişti.” -Y. Kemal.

(Deyim)
Umudunu kesmek

Artık olacağını beklememek: “Aradan dört beş yıl geçince bir yerden de haber gelmeyince sağlığından umutlarını kesmişler.” -M. Ş. Esendal.

(Deyim)
Umut kesmek

1) umudunu kesmek; 2) bir şeyin artık gerçekleşemeyeceği inancına varmak, ummaz olmak: “Senden umutlarını kesmişler, sağ olsun da zararı yok, yazmasın diyorlar.” -S. F. Abasıyanık.

(Deyim)
Etinden et koparmak (kesmek)

çok acı vermek.

(Deyim)
Aklı kesmek

1) anlamak, idrak etmek; 2) bir şeyin olabileceğine inanmak: “Ağzımı aradı, rahat mıydım, burada okuyacağımı aklım kesmiş miydi?” -A. Kutlu.

(Deyim)
Alakayı (alakasını) kesmek

Ilgisi kalmamak, ayrılmak: Fabrikayla alakamı kestim.

(Deyim)
Alışverişi kesmek

Biriyle ilgisi kalmamak.

(Deyim)
Altın kesmek

çok para kazanır olmak.

(Deyim)
Ardını kesmek

Arkasını getirmemek, önlemek, son vermek, durdurmak.

(Deyim)
Ateş kesmek

Ateşli silahlarla yapılan atışa son vermek.

(Deyim)
Ayaklarını yerden kesmek

Bir taşıta binerek yürümekten kurtulmak.

(Deyim)
Ayaz kesmek

Uzun süre soğukta kalıp üşümek.

(Deyim)
Baş kesmek

Selam vermek için baş eğmek: “Gülerken de göğsünün sağ köşesine baş kesmeyi unutmaz.” -S. Birsel.

(Deyim)
Dilini kesmek (kesip oturmak)

Susmak.

(Deyim)
Postayı kesmek

1) ilgiyi kesmek; 2) bir şeyi yapmaktan vazgeçmek: Ben postayı kestim, artık toplantılara gitmeyeceğim.

(Deyim)
ümidini kesmek

Umudunu kesmek: “Bunu gerçekten anlamışım, ben de biliyormuşum gibi bir şeylerden ümit kestiğimi hatırlıyorum.” -F. R. Atay.

(Deyim)
ümit kesmek

Umut kesmek: “Doktorların, hayatından ümit kestikleri bir sırada yavaş yavaş açılmış, hayata geri dönmüştü.” -A. Kulin.

(Deyim)
Göbeğini kesmek

1) çocuğun göbeğiyle etene arasındaki damar örgüsünü kesmek; 2) mec. birini çok eskiden beri tanımak, bilmek.

(Deyim)
Kurdele kesmek

1) tesis veya kuruluşun açılış töreninde gerilen şeridi iyi dileklerle kesmek; 2) herhangi bir amaçla bağlanmış olan şeridi kesip ayırmak: Nişan töreninde kırmızı kurdele kestik.

(Deyim)
Aklı kesmemek

1) anlayamamak, idrak edememek; 2) sonucu tahmin edememek.

(Deyim)
Bıyığını balta kesmez olmak

Kimseden korkusu olmamak.

(Deyim)
Soluğunu kesmek

Bir şey çok heyecan veya korku vermek: “Adımı Türk Yurdu dergisinin kalın, kırmızı kapağında gördüğüm zaman sevinç soluğumu kesmişti.” -Y. Z. Ortaç.

(Deyim)
(birine) ceza kesmek

Görevli, para cezası yazmak.

(Deyim)
(bir yerden, bir şeyden) elini ayağını (eteğini) kesmek (çekmek)

1) uğramaz olmak; 2) uğraşmamak, ilgilenmemek: “Ben artık öyle şeylerden elimi ayağımı çektim.” -O. C. Kaygılı. 3) o şeyle ilgisini kesmek: “Odasına kapandı, aylarca dünyadan elini eteğini çekti.” -R. H. Karay.

(Deyim)
Poz kesmek (yapmak)

çalım atmak, afili görüntü vermek.

(Deyim)
(biriyle) hesabı kesmek

Alışverişi veya ilgiyi kesmek: “Bu hırsızın hesabını kesip kanunun pençesine teslim etmeliyiz.” -R. H. Karay.

(Deyim)
Sesini kesmek

Söylemekteyken susmak.

(Deyim)
Zar kesmek

Zarını bozmak.

(Deyim)
Boyun kesmek

Selam vermek için başını eğmek: “Eli göğsünde, boyun keserek dervişçe bir selamla alçak bir sedirin ucuna ilişti.” -H. Taner.

(Deyim)
Bir işi başından kesmek

Yapılması istenmeyen bir işi baştan engellemek.

(Deyim)
Suyu baştan (başından) kesmek

Işin aslı üzerinde kesin bir şey söyleyip ayrıntılarını konuşmaya gerek duymamak.

(Deyim)
Elektriği kesmek

Elektrik enerjisinin akışına engel olmak.

(Deyim)
Sütten kesmek

Emzirmeye son vermek: “Fadime'yi aldım götürdüm, kaynanamın odasına bıraktım, sütten kesmiştim.” -H. E. Adıvar.

(Deyim)
Bindiği dalı kesmek

Kendisine gerekli ve yararlı olan şeyi farkında olmadan yararsız duruma getirmek, kendi eliyle yok etmek: “Bindiği dalı kesmek diye bir deyim vardır ya, sanki insanlığın bugünkü bunalımını anlatmak için bulunmuş.” -H. Taner.

(Deyim)
Havyar kesmek

Argo çalışmadan vakit geçirmek, vakti boşa harcamak: “Bu adam bir gün doğar, fena bir aile içine girer, haylaz olur, mektebin arka sıralarında havyar keser, daima tekdir edilir.” -P. Safa.

(Deyim)
Tırtıl kesmek

Bir şeyin yanlarını diş diş kesmek.

(Deyim)
Rol kesmek

Yalan, uydurma söz söylemek veya içten olmayan davranışlarda bulunmak.

(Deyim)
(biriyle) merhabayı kesmek

Biriyle ilgisini kesmek.

(Deyim)
çivi kesmek

Tkz. çok üşümek: “Ayağının çivi kestiğini ancak o zaman fark etti.” -H. Taner.

(Deyim)
çiçeğe kesmek

çiçek açmak: “Ovalar, dağlar tepeden tırnağa çiçeğe kesmiş, bütün dünya çiçek kokuyordu.” -Y. Kemal.

Kesme Kelimesinin İşaret Dilindeki Gösterimi

5 Harf
  • K
  • E
  • S
  • M
  • E

Kesme Kelimesi İle Türetilen Diğer Kelimeler

11 Kelime

Kesme İle İlgili Kelimeler ve Anlamları

53 Kelime
(inş.)
Taban kesme kuvveti

Deprem nedeniyle binaların zemin seviyesinde oluşan ve bina yüksekliği boyunca etki eden toplam yanal yüke eşit kesme kuvveti.

(blşm.)
Ters kesme işareti

Genellikle bilgisayar dillerinde kullanılan, kesme işaretinin ayna yansıması görüntüsünde olan ve "özel karakter", "dizin yolu" gibi anlamlar yüklenilen imla işareti; simgesi \.

(blşm.)
Yazılımla iş kesme

Bilgisayar işletim sistemine bir çağrı yapmak için yazılıma yerleştirilen özel komut, yazılım kesmesi. Bir bilgisayar programı içinden bir işletim sistemi hizmetinin çağırılması.

(kütp.)
Kesme yazı

Eskiden hattatların kâğıdı kesip oyma yolu ile oluşturdukları yazı.

(inş.)
Deprem taban kesme katsayısı

Yapıya yatay olarak etkimesi beklenen toplam deprem yükünü yapı ağırlığının yüzdesi olarak belirten katsayı.

(blşm.)
Iş kesme üstünlüğü ile çoklu görev yürütümü

Bilgisayarda bir arada çalışan programlardan, işlemci tarafından yürütülmekte olanın, daha yüksek öncelikli bir programın talebi üzerine ya da sırası gelen bir sonraki programın yürütülebilmesi için askıya alınabildiği işletme türü.

(kamy.)
Aylıktan kesme

Disiplin cezası verme yetkisi olan amirin, memurun brüt aylığından / ve/ oranları arasında kesinti yapması.

(elk.)
Akım kesme kapasitesi

Anma gerilimi altında bir devre kesicinin yahut sigortanın kesebileceği en büyük etkin akım değeri.

(tar.)
Sütten kesme

Doğumdan itibaren anasının sütünü emen veya ana sütü ile beslenen yavrunun süt emmesine veya ana sütü ile beslenmesine son verilmesi.

(gıda.)
Sütten kesme gıdaları

Bebeklerin ilk sütle beslenme döneminden normal gıdalara geçişi sırasındaki - aylık dönemde tüketilmek üzere özel olarak formüle edilmiş gıdalar.

(tar.)
Erken sütten kesme

Daha çok sütün piyasada para ettiği durumlarda yavrunun normal emzirme süresinden önce emzirmeye son verme.

Yukarı Çık