Kırk nedir, ne demek kelimesine ait sonuçlar görüntüleniyor..

Kırk Nedir ve Ne Demek?

8
1)
Kırk (i. )

, XL.

2)
Kırk (i. )

(Deyimler içinde) Kırkıncı yaş: “Kırka geldi.” “Kırkı geçti.” “Kırkına basmak.” Kırkı aştığına ihtimal veremiyorum (Refik H. Karay). Kırkını geçmiş insanların tecrübelerine sâhip olduğuma inanıyordum (Peyâmi Safâ).

3)
Kırk (i. )

Bu sayıyı gösteren rakam,

4)
Kırk (i. )

Doğum, ölüm vb. önemli olayların kırkıncı günü: “Kırk mevlidi.” “Kırk duâsı.” Hâlâ bizde yaşayan ölü lokması ve kırk helvası başka şeyler değildir (Cenap Şahâbeddin). ѻ Kırk abdal doyuran: (Abdal denen kalender dervişlerin kemerlerine oldukça büyük bir kaşık sokmalarından kinâye) Büyük kaşıklar için kullanılır. Kırk anahtar sâhibi: Malı mülkü çok olan kimse. Kırk basmak: (Lohusa) Doğumun kırk günü içinde hastalanmak. Kırk bir (buçuk) kere mâşallah: Allah korusun, nazar değmesin. Kırk dereden su getirmek: Türlü bahâne ve mâzeret öne sürmek, bin dereden su getirmek. Kırk dilim: Birbirini tâkip eden kendi üstüne kapalı dönemeçlerden ibâret yol, kıvrıla kıvrıla devam eden yol. Kırk dükkân süprüntüsü: Nazar için kullanılan bir tütsü çeşidi. Kırk ev kedisi: Her yere girip çıkan kimseler için söylenir. Kırk geçit: Gidilecek yere varılabilmesi için üzerinden birçok defa geçilmesi gereken, üzerinde birçok geçidi bulunan dolambaçlı ırmak veya nehir. Kırk günlük (yıllık) yola kaçmak: Bakmak veya duymak istemeyip süratle uzaklaşmak: Bu ağlamış yüzünü görenler kırk yıllık yola kaçarlar (Hüseyin R. Gürpınar). Kırk hamamı: Doğumdan kırk gün sonra lohusa ve bebeğin kırklanması için hamamda yapılan merâsim: Gelin hamamı gibi kırk hamamı da çarşı hamamında yapılırdı… akraba ile ahbaplar dâvet edilir, çalgı ve çengiler tutulur, sabahtan akşama kadar eğlenilirdi. Türküler, mâniler söylenir, kahkahalar kubbeyi çınlatırken kınalar yakılır, rastıklar çekilirdi (Mehmet Z. Pakalın). Kırk harâmîler: Masallarda geçen efsânevî eşkiyâ çetesi. Kırk kapının ipini çekmek (tokmağını çalmak): Çok yere uğramak: Gelin kaynanasından şikâyet eder: Hâtun dilenci vapuru, sokağa çıktı mı kırk kapının tokmağını çalmadan eve dönmez (Reşat E. Koçu). Kırk katır mı, kırk satır mı?: Masallarda zâlimlere revâ görülen cezâlara âit bir tekerleme olup, “İşte iki zor şey, hangisini seçersen seç” anlamında kullanılır. Kırk kilit otu: Eskiden çay gibi haşlanıp içilen bir bitki: Kırk kilit otu mîdevidir, çay gibi haşlanıp içilir (Musâhipzâde Celâl). Kırk kilit vurmak: Sıkı sıkı saklamak. Kırk körün bir değneği: Herkesin muhtaç olduğu, herkesin yardımına koşan kimse. Kırk parasız kalmak: Hiç parası kalmamak. Kırk tarakta bezi olmak: Çok çeşitli işlerle meşgul olmak, seksen tarakta (her tarakta) bezi olmak. Kırk türlü: Pek çok, çeşit çeşit, çok muhtelif, bin türlü: Oya yapanlar, nakış işleyenler, ev ilâçlarında mahâreti olanlar, gül suyu, kekik suyu çıkaranlar, kırk türlü baharı sepetler dolusu gelincikle günler günü savurup kırmız şurubu kaynatanlar… aşağı katı hemen de hiç boş bırakmazlardı (Sâmiha Ayverdi). Kırk yalan: Çok yalancı (kimse). Kırk yılda bir – Kırk yılın başı (başında): Çok seyrek olarak, çok uzun zaman içinde bir defa: Hele kırk yılda bir elime fırsat geçti (Reşat N. Güntekin). Kırk yılda bir fakîrin gönlünü etsen (Câhit S. Tarancı). Aşk olsun dedim. Kırk yılda bir yaptığım bir eğlentiyi böylece burnumdan getirmeye çalışıyorsunuz ha! (Kerîme Nâdir). Kırk yılda bir hırsızlığa çıkalım dedik, ay (gün) akşamdan (erken) doğdu: Hesapta olmayan aksiliklerle karşılaşıldığı zaman söylenir. Kırk yılda bir namaz, onu da günahlar (şeytanlar) komaz: “Hayır yapmaya alışık olmayan kimse iyi bir işe niyet de etse karşısına engeller çıkar” anlamında tekerleme. Kırk yıldır: Uzun zamandan beri, senelerdir: Almanlar’a yaranacağız diye kırk yıldır öğrendiğimiz lisânı bize unutturamazlar ya! (Peyâmi Safâ). Kırk yıllık: Geçmişi uzun zamâna dayanan, çok eski: Kırk yıllık dostunuz, arkadaşınız gibiyim (Ahmed Midhat Efendi). Sırtındaki kırk yıllık abası, pedermande kürkü, mest kundurasını da berâber çıkardı (Ahmet Râsim). Kırk yıllık Yani olur mu Kâni: “Bu kadar sene sonra insan artık değişemez” anlamında kullanılır. Kırkı çıkmak (dolmak): (Lohusa, bebek veya ölü için) Doğum veya ölümden sonra kırk günü tamamlamış olmak, bunların üzerinden kırk gün geçmiş olmak: Rahmetli amcacağızımın daha kırkı dolmadan evlâdı yerindeki polis Süleyman Efendi’yi istifâ ettirip yalıya alıvermişti (Yusuf Z. Ortaç). Kırkından sonra azmak: Yaşlandıktan sonra çapkınlığa başlamak. Kırkından sonra saz çalmak (saza başlamak): Yaşı ilerledikten sonra yeni bir şeye heves etmek: Kırkından sonra saza başlamak hazin şeydir (Reşat N. Güntekin). Kırkları karışmak: (Bebekler için) Aynı kırk gün içinde doğmuş olmak.

5)
Kırk (i. )

i. ( Eski Türkçe’den beri kullanılır )

6)
Kırk (i. )

mec. Pek çok, defalarca: “Kırk kere söyledi.”

7)
Kırk (i. )

Otuz dokuzdan sonra, kırk birden önce gelen sayının adı.

8)
Kırk (i. )

sıf. Dört kere on veya on kere dört, otuz dokuzdan bir fazla olan: Bütün odalar sessiz, duâlarda adım yok / Sabrım bir dirhemden az, çilem kırk batmandan çok (Yavuz B. Bâkiler).

Kırk Kelimesi TDK Sözlük Anlamı

3
1)
Kırk

Bu sayıyı gösteren ve XL rakamlarının adı

2)
Kırk (sıfat,)

matematik Dört kere on, otuz dokuzdan bir artık

3)
Kırk (isim)

Otuz dokuzdan sonra gelen sayının adı

Kırk Kelimesi Diğer Sözlüklerde Ne Anlama Geliyor?

1
1)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Yakacak, çerçöp.

Kırk Kelimesinin Diğer Dillerdeki Anlamı

9 Dil
  • İNGİLİZCE (USA) Kirk “ What is forty ”
  • ALMANCA Kirk “ Was ist vierzig ”
  • İSPANYOLCA Kirk “ Lo que es de cuarenta ”
  • ÇİNCE 柯克 “ 什么是四十岁 ”
  • FRANSIZCA Kirk “ Qu'est-ce que quarante ”
  • Arapça كيرك “ ما هو أربعين ”
  • İTALYANCA Kirk “ Che cosa è di quaranta ”
  • JAPONCA カーク “ 何四 ”
  • PORTEKİZCE Kirk “ O que é de quarenta ”

Kırk Kelimesinin Braille Alfabesinde Gösterimi

4 Harf
  • K
  • I
  • R
  • K

Kırk Kelimesinin Cümle İçinde Kullanımı

3 Cümle
(Atasözü)
Altı aylık seyislikle kırk yıllık fışkı karıştırılmaz

Bir işi tam öğrenmeden, inceliklerini kavramadan, ustalaşmadan o işte bilgiçlik taslanmaz.

(Atasözü)
Bir acı kahvenin kırk yıl hatırı vardır

Iyilik küçük de olsa unutulmaz.

(Atasözü)
Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı (hakkı) vardır

Iyilik küçük de olsa unutulmaz.

(Atasözü)
Güzele kırk günde doyulur, iyi huyluya kırk yılda doyulmaz

Değerli olan yüz güzelliği değil huy güzelliğidir.

(Atasözü)
Ayının kırk türküsü var, kırkı da ahlat üstüne

Bir kimsenin hep aynı şeyi veya hikâyeyi anlatması karşısında söylenen bir söz.

(Atasözü)
Kırkından sonra azanı teneşir paklar

Yaşlandıklarında ahlakları bozulanlar artık düzelemezler.

(Atasözü)
Kırk hırsız bir çıplağı soyamamış

Sömürenler, asalaklar ne kadar usta olurlarsa olsunlar, sömürülecek bir şeyi olmayandan yararlanamazlar.

(Atasözü)
çiftçinin karnını yarmışlar, kırk tane “gelecek yıl” çıkmış

çiftçinin ürünü her yıl bir afete uğrar, o da hep gelecek yıla umut bağlar.

(Atasözü)
Kırkyıllık Yani, olur mu Kâni

Eskimiş bir alışkanlık kolay kolay değişmez.

(Atasözü)
Kırkından sonra saza başlayan kıyamette çalar

Yaşlandıktan sonra bir şey öğrenmeye, yeni bir iş yapmaya başlayan kimsenin bunu başarmaya ömrü yetmez.

(Atasözü)
Kırk yıl kıran olmuş, eceli gelen ölmüş

Salgın ve öldürücü hastalık da olsa eceli gelmeyen ölmez.

(Atasözü)
Baba kırk oğul beslemiş, kırk oğul bir babayı beslememiş

Baba kaç çocuğu olursa olsun, hiçbir ayrım yapmadan hepsine bakar, onları büyütür; çocukları ise yoksul ve yaşlı durumdaki babalarının bakımını “sen bak, o baksın” gibi gerekçelerle bir türlü sağlayamazlar.

(Atasözü)
Bir adama kırk gün (deli dersen deli, akıllı dersen akıllı olur) ne dersen o olur

Sürekli telkinlerle bir kişinin bilinç altına birtakım inançlar, duygular yerleştirilebilir.

(Atasözü)
Bir deli kuyuya bir taş atar, kırk akıllı çıkaramazmış

Bir insan bazen akla ve mantığa sığmayan bir iş yapar; yapılan iş, hiçbir kurala uymadığı için pek çok akıllı insan bunu düzeltmeye çalışır, fakat başaramaz.

(Atasözü)
Biz kırk kişiyiz, birbirimizi biliriz

Birbirimizi çok yakından tanırız, onun öyle bir üstün durumu olmadığını biliriz.

(Atasözü)
Kırk gün taban eti, bir gün av eti

Avcılar bir av avlayabilmek için dağ demez, taş demez, günlerce taban teperler.

(Atasözü)
Kırkından sonra at olup da kuyruk mu sallayacak

Vakti geçmiş, artık işe yaramayacak durumda.

(Atasözü)
Sarımsağı gelin etmişler de kırk gün kokusu çıkmamış

Insanlar kötü yanlarını kolay kolay belli etmezler, haklarında yargıda bulunmakta acele edilmemelidir.

(Atasözü)
Rençber kırk yılda, tüccar kırk günde

Rençberin ancak kırk yılda kazanabileceği parayı, tüccar kırk günde kazanır.

(Deyim)
Kırkından sonra saz çalmak

Yaşlandıktan sonra uzun ve güç bir işe girişmek.

(Deyim)
Kırk bir (buçuk) kere maşallah!

“pek çok, binlerce kez nazar değmesin!” anlamında kullanılan bir söz.

(Deyim)
Kırk evin kedisi

Birçok eve girip çıkan (kimse).

(Deyim)
Bir ayak üstünde kırk yalanın belini bükmek

çok kısa sürede pek çok yalan söylemek.

(Deyim)
Kılı kırk yarmak

Titiz ve ayrıntılı bir biçimde incelemek, önemle üstünde durmak: “Senin gibi kılı kırk yaran bir kıza name beğendirme başarısından dolayı sevgiliniz beyefendiyi kutlarım.” -H. R. Gürpınar.

(Deyim)
Kırdığı koz (ceviz) kırkı (bini) aşmak

Sürekli yakışıksız davranışlarda bulunmak.

(Deyim)
Kırk basmak

Kırk gün dolmadan doğum yapmış annenin ve bebeğin dışarı çıkarılmasının tehlikeli olacağını geleneksel olarak kabul etmek: “Yeni doğmuş iki çocuğu da kırk basar diye yan yana getirmezler.” -R. H. Karay.

(Deyim)
Kırk dereden su getirmek

Bin dereden su getirmek.

(Deyim)
Kırk gün günahkâr, bir gün tövbekâr

Sürekli kötü işler yaptıktan sonra iyi bir iş yapan insan için kullanılan söz.

(Deyim)
Kırkından sonra azmak

Yaşlandıktan sonra yaşına uymayan davranışlarda bulunmak.

(Deyim)
Kırkı (kırkları) karışmak

çocuklar için aynı kırk günlük süre içinde doğmuş olmak.

(Deyim)
Kırklara karışmak

Bir kimse artık ortalarda görünmez olmak.

(Deyim)
Kırk tarakta bezi olmak

Birçok işi veya ilişkisi olmak.

Kırk Kelimesinin İşaret Dilindeki Gösterimi

4 Harf
  • K
  • I
  • R
  • K

Kırk İle İlgili Kelimeler ve Anlamları

16 Kelime
(tar.)
Ilkine kırkılan koyun

Doğduktan sonra yapağı gömleği ilk kez kırkılan dişi veya erkek koyun.

()
Kırkikindi yağışları

Anadolu'da yaz başlarında birkaç saat süreli, ancak kışlık tahıllara yararı olacak kadar bol olan, konveksiyon kökenli yağışlar; genelde öğleden sonra, ikindi saatlerinde görüldüğü için ve gün sayısı yıldan yıla değişse de halk inanışına göre kırk gün sürdüğüne inanıldığı için verilen ad; eşanlam: kırkikindiler.

(tar.)
Kırkbayır

Gevişgetirenlerde mikrobiyal sindirimin devam ettiği midenin üçüncü bölümü; eşanlam: yaprak mide, omasum.

(denz.)
Kırkambar yük

Paket, kutu, sandık, kasa, torba veya çuvallı, açık ve parçalı kuru yüklerin tümü.

(denz.)
Kırkambar yük gemisi

Genel yük diye tanımlanan değişik şekillerdeki kuru yükleri taşıyan gemi.

(deri.)
Kırkmak

Kürklük olarak işlenen yünlü derinin kıl ya da yünlerinin keskin bıçaklı dönen bir silindire sahip makine ile belirli bir uzunlukta kesme işlemi.

(tar.)
Kırkım makası

Koyun ve keçilerin lif gömleklerini elle kırkım yöntemi ile hasat etmek için kullanılan özel olarak yapılmış makas; eşanlam: kırkma makası, kırklık.

(deri.)
Kırkım yünü

Canlı koyundan kırkılarak elde edilen yün.

()
Yarım kırkım yünü

) teks. Merinos gibi yapağı verim yönlü koyun ırklarında aylık uzama devresinden sonra elde edilen yapağı; eşanlam: yarı uzamış yapağı.

(huk.)
Kırkambar sözleşmesi

Belirli bir parça malı deniz yoluyla taşımaya ilişkin olarak yapılan bir taşıma sözleşmesi.

(elk.)
Kırkılma hatası

Bilgisayarda bir sayının düşük değerli hanelerini yok saymaktan kaynaklanan hata. Matematikte seri açılımında, serinin bir indisten sonraki elemanlarını göz ardı etmekten kaynaklanan hata; eşanlam: kırpılma hatası.

Yukarı Çık