Kuru nedir, ne demek kelimesine ait sonuçlar görüntüleniyor..

Kuru Nedir ve Ne Demek?

21
1)
Kuru (sıf. )

2)
Kuru (sıf. )

Akıcılığı olmayan, soğuk, duygudan uzak: “kuru bir üslûp.” Sonra Bedriye Hanım ki bir anadan ziyâde bir üvey ana… Gāyet kuru ruhlu, inatçı bir hanım (Reşat N. Güntekin).

3)
Kuru (sıf. )

Bir işe yaramayan insan topluluğu: kuru kalabalık, bir tânesi resim almaz bunların diyor (Sait Fâik).

4)
Kuru (sıf. )

Bir salgı çıkarmadan: Gözlüklü bir memur bâzan kuru kuru öksürüyor (Sait Fâik).

5)
Kuru (sıf. )

Boş, bir esâsa dayanmayan: “kuru kuru vaatler.” kuru kuruya: Boşu boşuna, bir işe yaramaksızın: Ben öyle kuru kuruya el öpmelerden anlamam delikanlı (Reşat N. Güntekin). Bu defa zor pazu ile iş sökmeyeceğini, kuru kuruya kuvvet kırımı olacağını anlamıştı (Safiye Erol). kuru lâf: Boş söz, gerçekleşmeyen vaat: kuru lâf ile maksada erilmez / Yürü hâl ehli ol kāli nidersin (Niyâzî-i Mısrî). Adviye Molla’ya Zühre’yi sormuş, eri ile birleşemediğini, karı kocalığın kuru lâfta kaldığını haber almıştı (Safiye Erol). kuru pasta: Çayla berâber yenen hamurdan yapılmış küçük çörek. kuru pil: Sıvı maddesi süngerimsi bir maddeye emdirilerek akıntı yapması önlenmiş pil. kuru soğuk: Yağmursuz havadaki sert ve etkili soğuk. kuru tahta (hasır, kilim) üstünde bırakmak (kalmak): Elinde hiçbir şey bırakmamak, aç, parasız ve yersiz yurtsuz kalmasına sebep olmak: Ne yukarıda bir şey kaldı, ne mutfakta kap kacak. Böyle kuru tahta üzerinde kaldık (Hüseyin R. Gürpınar’dan). kuru üzüm: Güneşte kurutulan, glikoz değeri yüksek çekirdeksiz üzüm: İzmir’den gelen kuru incirler, kuru üzümler, kuru vişneler, pekmez, bulama, tarhanalar… (Sâmiha Ayverdi). kuruda kalmak: deniz. (Gemi) Deniz alçaldığı zaman karaya oturmak. ● (Kup) kuru Bk. KUPkuru

6)
Kuru (sıf. )

Boş, gereksiz, bir esâsa dayanmayan, faydasız, abes: “kuru lâf.” “kuru vaat.” Tevhid kuru lafz ile söylemek değildir (Sinan Paşa’dan). Sâir ahmaklar, bu yapmacığı gerçek sanıp taklit ile taassup yolunda derde düşüp kuru kavgaya müptelâ oldular (Kâtip Çelebi’den Seç.). Var ol kuru sevdâyı ko / Matlab yeter Sübhan sana (Niyâzî-i Mısrî).

7)
Kuru (sıf. )

Daha sonra yenmek veya kullanılmak için kurutulmuş. Karşıtı: TÂZE: “kuru bamya.” Birinci Dünya Harbi içindeki çarşamba toplantılarında çaylarımızı şeker yerine kuru üzümle içerdik (Yusuf Z. Ortaç – Ö.T.S.). İzmir’den gelen kuru incirler, kuru üzümler, kuru vişneler, pekmez, bulama, tarhanalar… (Sâmiha Ayverdi).

8)
Kuru (sıf. )

E. T. Türk. ( kuru yer ’den kısaltma yoluyle) Kara, toprak: Bunlardan kaçarlardı oldukça cenk / kuruda peleng ü denizde nehenk (Hoca Mes’ud). Merdüm-i çeşmim görüp hâk-i rehin oldu ferah / Kavm-i keştî şâd olur nâgâh görünse kuru (Sarıca Kemal – T.S.). Fâtih Sultan Mehmed Han keştîleri kuruya sürdü, Galata’nın üstünden deryâ kenarına indirdi (Nigâristan Terc. – T.S.). ѻ kuru baklava: Şerbetini çekmiş olup uzun süre dayanan bir baklava çeşidi: Raflarında Antep’in kuru baklavaları, bâdemli, fıstıklı, cevizli sucukları… (Sâmiha Ayverdi). kuru başına (kalmak): Tek başına, yapayalnız (kalmak): Biz iki ihtiyar kuru başımıza kaldık (Reşat N. Güntekin). kuru başına kalan Grat bu defa Mustafa ile teke tek çarpıştı (Safiye Erol). Saltanatını kuru başına harcamayı dedemin içi götürmemiş (Safiye Erol). kuru boya: Kurşun kalem şeklinde renkli boya kalemi. kuru çeşme: Suyu akmayan çeşme. kuru duvar: Harç kullanılmadan yalnız taşlarla örülen duvar. kuru ekmek: Yanında katık olmayan ekmek: kuru ekmekle bayat peyniri lezzetle yiyen / Çeşmeden her su içerken şükür Allâh’a diyen / Yaşıyor sâde maîşetlerin en sâfında (Yahyâ Kemal). Mahpus odasına çileye kapandı, kuru ekmekle suya yattı (Safiye Erol). Bâzıları karılarını bir kuru ekmeğe muhtaç etmişlerdi (Ahmet H. Tanpınar). kuru filtre: Havadaki kirleri bezden torbalarla ayıran süzgeç. kuru gürültü (yaygara): Bir sonuç alınamayan etkisiz ve gereksiz davranış veya söz: Marksistler gibi ayak patırdısı ve kuru gürültü yapma (Peyâmi Safâ). Bıktım bu avunmadan, bu kuru gürültüden (Behçet K. Çağlar). kuru gürültüye pabuç bırakmamak: Ürkütücü durumlar ve tehditler karşısında yılmamak, telâş etmemek. kuru havuz: Suyu boşaltılmış gemi tâmir havuzu. kuru iftirâ: Gerçekle hiçbir ilgisi bulunmayan iftirâ: Hak kuru iftirâdan saklasın (Hüseyin R. Gürpınar’dan). kuru kadit: Çok zayıf, iskelet gibi kimse. kuru kalabalık:

9)
Kuru (sıf. )

İşe yaramayıp boşu boşuna duran kırık dökük eşyâ. kuru kalabalık etmek: Hiçbir işe yaramadan durmak. kuru kaşkaval: Ahmak, akılsız kimse. kuru kaval: Çok konuşan, geveze kimse. kuru kemik kalmak: Çok zayıflamak. kuru kuru:

10)
Kuru (sıf. )

Kendisiyle birlikte bulunması gerekli olan şeylerden yoksun olan, çıplak, sâde: “kuru tahta.” “kuru ekmek.” Ben ise kırk gün kuru masa üzerinde yatmış, onun kadar bunalmamıştım (Ergun Göze).

11)
Kuru (sıf. )

kuru olan, kurutulmuş olan şey: “kurularını ayır.” “Dut kurusu.” “Erik kurusu.” “Kayısı kurusu.” Yanında yaş da yanar çâresiz, yanan kurunun (Mehmet Âkif).

12)
Kuru (sıf. )

kurumuş veya kurutulmuş olan. Karşıtı: ISLAK: “kuru çamaşır.” “kuru bir havlu var mı?”

13)
Kuru (sıf. )

kurumuş, canlılığı kaybolmuş: Coşkun sular gibi akıp durulma / kuru gazel gibi esip savrulma (Karacaoğlan). kuru ağaçlara can veren Allah ona da can verdi (Reşat N. Güntekin). Yollarda kıvranan kuru yapraklar / Çevriliyor sessizce parçalanarak (Ali M. Arolat).

14)
Kuru (sıf. )

mec. Çok zayıf, arık, sıska: Dâima hiddetle kızarmış kuru yüzünde ince sinirli bir burun (Yusuf Z. Ortaç). Az sonra uzun boylu, kuru,

15)
Kuru (sıf. )

Nemi, suyu olmayan. Karşıtı: YAŞ: Birkaç kuru sakız dalı attım (Reşat N. Güntekin). Koca kapının dibinde birkaç kuru tahta çatmışlar (Aka Gündüz). Çalılar petek olur / Dolar kuru dereler (Behçet K. Çağlar).

16)
Kuru (sıf. )

Salgısı olmayan: “kuru öksürük.” “kuru egzama.”

17)
Kuru (sıf. )

sıf. (Eski Türk. kuruġ < kuru-mak )

18)
Kuru (sıf. )

Yağmur almadığı için üzerinde bitki olmayan: Yamaçlarında keçiler otlayan kuru, yalçın, çatlak dağlar arasından geçiyorlardı (Refik H. Karay).

19)
Kuru (sıf. )

Yalnız, sâde, tek başına: Gāliba Perîhan benim gibi kuru bir bankacıya varmakla hatâ etti (Refik H. Karay). Dünyâda taşınacak bir kuru başınız var / Onu da hangi diyar olsa götürürsünüz (Necip F. Kısakürek). Osman Gāzi bunun için, “Bizim kavgamız kuru dünyâ saltanatı için değildir” buyurmuştur (Ergun Göze). ♦ i.

20)
Kuru (sıf. )

yaşlarında bir adam geldi (Burhan Felek).

21)
Kuru (sıf. )

Yeknesak, heyecanı, tadı olmayan.

Kuru Kelimesi TDK Sözlük Anlamı

12
1)
Kuru

Akıcı olmayan, duygudan yoksun "Kuru bir anlatım."

2)
Kuru

Canlılığını yitirmiş (bitki) "Çiçek açmaz kuru bir ağaç, ötmeyi unutmuş bir kuş mu oldum?" - H. E. Adıvar

3)
Kuru

Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı "Evlerin önlerine kuru meşe dallarıyla örtülü çardaklar yapmışlar." - R. H. Karay

4)
Kuru

Döşenmemiş, çıplak "Salih Reis, dört kuru duvardan ibaret fukara kapısından gördüğü mavi denize baka baka ölmek istiyordu." - Halikarnas Balıkçısı

5)
Kuru

Etkisi ve sonucu olmayan "Şahsına topluluğun isteğini emanet edenler boş bir riya, kuru bir şeref olsun diye laf etmediler." - R. E. Ünaydın

6)
Kuru

Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze "Kuru, zevksiz bir hayat."

7)
Kuru

Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek) "Kuru çayla karın doyar mı?"

8)
Kuru (isim)

Kuru fasulye

9)
Kuru

Salgısı olmayan "Kuru öksürük. Kuru egzama."

10)
Kuru (sıfat)

Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı "Yanakları kuruydu fakat gözleri tamamıyla siyah yaştı." - H. E. Adıvar

11)
Kuru

Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan "Kuru çöl. Kuru tepeler."

12)
Kuru

Zayıf, çelimsiz, arık, sıska, kaknem

Kuru Kelimesi Diğer Sözlüklerde Ne Anlama Geliyor?

6
1)

BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu

(coğrafya, kimya)

2)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Arı kovanı.

3)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Kuru gübre.

4)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Kuru toprak.
bk. kuruluk (III).

5)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Kurumak

6)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Saç örgüsü: Ne kadar güzel ve uzun kuruları var.

Kuru Kelimesinin Diğer Dillerdeki Anlamı

9 Dil
  • İNGİLİZCE (USA) Dry “ What is dry ”
  • ALMANCA Trocken “ Was trocken ist ”
  • İSPANYOLCA Seco “ ¿Qué es seco ”
  • ÇİNCE “ 什么干 ”
  • FRANSIZCA Sec “ Ce qui est sec ”
  • Arapça الجافة “ ما هو جاف ”
  • İTALYANCA Lavaggio “ Che cosa è secco ”
  • JAPONCA ドライ “ 何がドライ ”
  • PORTEKİZCE Seco “ O que é seco ”

Kuru Kelimesinin Braille Alfabesinde Gösterimi

4 Harf
  • K
  • U
  • R
  • U

Kuru Kelimesinin Cümle İçinde Kullanımı

3 Cümle
(Atasözü)
Akarsu çukurunu kendi kazır

Bir şeyi yapma isteği ve gücü bulunan kimse, uygun bir çalışma yönü ve alanı bulur.

(Atasözü)
Altını saklamak değil, kuruşu saklamak hünerdir

Tutumluluk değersiz görünen şeyleri değerlendirmekle olur.

(Atasözü)
Kuru gayret çarık eskitir

Bir iş rastgele bir çabayla değil amaca doğru planlı bir biçimde yürümekle başarılır.

(Atasözü)
Ağaca dayanma kurur, adama (insana) dayanma ölür

Insan yapacağı işte başkalarına değil, kendine güvenmelidir.

(Atasözü)
çeşmeye gitse çeşme kuruyacak

çok talihsiz kimseler için söylenen bir söz.

(Atasözü)
Her ağaç kökünden kurur (çürür)

Bir topluluğun dayandığı temel bozulursa o topluluk bozulur.

(Atasözü)
Martta tezek kuruya, nisanda seller yürüye

Herkes, ortam ve koşulların işine uygun olmasını bekler veya ister.

(Atasözü)
Yağına kıymayan çöreğini yoz (kuru) yer

Bir iş için gerektiği kadar fedakârlıkta bulunmayan kişi sonucun kusurlarını hoş görmelidir.

(Atasözü)
Kuru laf karın doyurmaz

Boş sözlerle olumlu iş yapılamaz.

(Atasözü)
Yazın yorulmayan, kışın kurulmaz

Yazın çalışan kışın rahat eder.

(Atasözü)
Açık göte herkes tükürür

Utanç verici, iğrendirici davranışları herkes ayıplar, tiksinti ile karşılar.

(Atasözü)
Pek yaş olma, sıkılırsın; pek de kuru olma, kırılırsın

Hüner gerektiğinde uysal, gerektiğinde sert olmayı bilmektir.

(Atasözü)
Kurunun yanında yaş da yanar

Beğenilmeyen tutumlarından dolayı cezalandırılan kişiler yanında suçsuzlar da suçlular gibi hırpalanırlar.

(Atasözü)
Yaşın arasında (yanında) kuru da yanar

Beğenilmeyen tutumlarından dolayı cezalandırılan kişiler yanında suçsuzlar da suçlular gibi hırpalanırlar.

(Atasözü)
Kimse kimsenin çukurunu doldurmaz

Kimse kimsenin yerine ölemez.

(Atasözü)
Baht (akıl) olmayınca başta, ne kuruda biter ne yaşta

Kişi talihsiz olursa giriştiği hiçbir işten olumlu sonuç alamaz.

(Atasözü)
Dut kurusu ile yâr sevilmez

Ancak büyük fedakârlıklarla elde edilebilecek güzel bir şey, fedakârlık yapılmadan elde edilemez.

(Atasözü)
Yavaş tükürüğün sakala zararı var

Sert davranmak gereken durumlarda gevşek davranan kişi bu tutumunun zararını görür.

(Atasözü)
Mart kuruluk, nisan yağmurluk

Herkes, ortam ve koşulların işine uygun olmasını bekler veya ister.

(Atasözü)
Rüzgâra (karşı) tüküren, kendi yüzüne tükürür

Bilgi, beceri, fizikî güç gibi yönlerden kendisinden üstün olanlarla mücadeleye giren bir kimse bu mücadelede yenik düşer, birtakım kayıplara uğrar.

(Deyim)
Ağzı dili (ağzı) kurumak

1) susuz kalmak; 2) konuşamaz duruma gelmek: “Ağzım dilim kurudu, kız yalvara yalvara” -Halk türküsü.

(Deyim)
Kuru gürültüye pabuç bırakmamak

Bir durum karşısında telaşsız, korkusuz, dilediğince davranmak: “Köse Mümeyyiz öyle denemeden kuru gürültüye pabuç bırakır takımından değildi.” -Ö. Seyfettin.

(Deyim)
Maça beyi gibi kurulmak

Saygısızca yayılarak oturmak.

(Deyim)
Tükürüğünü yutmak

Imrenip ağzı sulanmak.

(Deyim)
Beşlik simit gibi kurulmak

Kendini bir şey sanarak bir yere yayılıp oturmak.

(Deyim)
Boğazı kurumak

çok susamak: “Kediyi karşısında gördükçe yüreği titriyor, boğazı kuruyor.” -M. Ş. Esendal.

(Deyim)
Dili damağına yapışmak (dili damağı kurumak)

Susuzluktan ağzı kurumak, çok susamak: “Kupkuru dili damağına yapışıyor, boğazından midesine doğru...” -E. E. Talu.

(Deyim)
Kanı kurumak

1) çok usanmak, çok bıkmak; 2) mec. bitkin, yorgun, cansız duruma düşmek.

(Deyim)
Kökü kurumak

Yok olmak, ortadan kalkmak: “Kelebeklerin kökünün kuruduğu bir dünyada çocuk istemem.” -T. Yücel.

(Deyim)
Tamtakır kuru (kırmızı) bakır

Boş, bomboş: “Sütnine yukarı çıktığı zaman ne görsün? Sandık tamtakır kuru bakır.” -R. N. Güntekin.

(Deyim)
Uçkuruna gevşek (düşkün) olmak

Cinsel isteklerin tutkunu olmak.

(Deyim)
Köküne kibrit suyu dökmek (kökünü kurutmak)

Bir daha ortaya çıkamayacak biçimde yok etmek.

(Deyim)
(birinin) çukurunu kazmak

Birinin felaketine yol açacak bir düzen kurmak.

(Deyim)
Kuru tahtada kalmak

Eşyası elinden gitmek, çıplak evde oturma durumunda kalmak.

(Deyim)
Kuru hasır (kilim) üstünde kalmak

Aç, parasız, evsiz kalmak.

(Deyim)
Uçkuruna sağlam olmak

Tkz. cinsel isteklerin tutkunu olmamak, namuslu olmak.

(Deyim)
Başköşeye kurulmak

Saygın kişilere ve büyüklere ayrılan yere oturmak: “Adamakıllı bol entarisinin eteklerini savurta savurta geldi, başköşeye kuruldu.” -A. İlhan.

(Deyim)
(birinin) kanını kurutmak

Canından bezdirmek.

(Deyim)
Damarı kurusun!

Birinin huysuzluğuna öfkelenildiğinde söylenen bir ilenme sözü.

(Deyim)
Dili kurusun!

“söz söyleyemez olsun!” anlamında kullanılan bir ilenme sözü.

(Deyim)
Iliğini kurutmak

Canından bezdirecek kadar sıkıntı vermek.

(Deyim)
Kemiğini kurutmak

Iliğini kurutmak.

(Deyim)
Kucağına kurulmak

Kucağına oturmak: “Ertesi gün aynı saatlerde, beş buçuk yaşındaki gene aynı edayla kuruluvermişti dedesinin kucağına.” -E. Şafak.

(Deyim)
Zemberek kurulmak

Durum kızışmak: “Gayri zemberek kuruldu. Söz kâr etmez bunlara...” -H. Taner.

(Deyim)
Kurum kurum kurumlanmak (kurulmak)

Büyüklenmek, böbürlenmek.

(Deyim)
Mürekkebi kurumadan bozmak

Kararı, sözleşmeyi, anlaşmayı yazılmasından çok kısa süre sonra bozmak.

(Deyim)
Kürünü öldürmek

Hlk. gururunu kırmak, güçsüzlüğünü kabul etmek.

(Deyim)
Kürünü kırmak

Hlk. hevesini almak.

(Deyim)
Kupkuru kesilmek

çok kurumak: “... ağzım kupkuru kesildi.” -Y. K. Karaosmanoğlu.

(Deyim)
Kurum satmak

Böbürlenmek, büyüklenmek: “Senin kıratında bir tane daha bulsun da kurumunu ona satsın.” -S. M. Alus.

(Deyim)
Kuruntuya kapılmak

Boş yere tasalanmak.

Kuru Kelimesinin Diğer Dillerdeki Cümle İçinde Kullanışları

8 Cümle
  • Cumhuriyet Ne zaman kuruldu
  • When a Republican was founded
  • Cuando un Republicano fue fundada
  • Quand un Républicain, a été fondée
  • が共和党の設立
  • Když Republikán byla založena
  • 当共和党人成立
  • Република, когато е основана

Kuru Kelimesinin İşaret Dilindeki Gösterimi

4 Harf
  • K
  • U
  • R
  • U

Kuru Kelimesi İle Türetilen Diğer Kelimeler

160 Kelime

Kuru İle İlgili Kelimeler ve Anlamları

528 Kelime
()
Okulöncesi kurumlar

çocg. egitb. Okulöncesi çağında bulunan çocukların eğitimleri ve gelişimsel olarak desteklenmeleri görevini yerine getiren kurumlar.

(teks.)
Kuru madde miktarı

Genellikle yüzde olarak gösterilen, bir kilogram kıvam patının içerdiği kuru kıvam maddesi miktarı.

(kim.)
Kurutucu madde

Boyutlarına göre büyük yüzey alanı ve yüksek su çekme sığası nedeniyle, ortamdaki nemin büyük bölümünü soğurabilen madde.

(tar.)
Yemde kuru madde

Bitkisel yapılarda bağlı ya da serbest tüm suyun uçurulmasıyla elde edilen madde miktarı, su veya nem içermeyen madde miktarı; eşanlam: yemin kuru maddesi.

(egitb.)
Kurultay

Önemli sorun ve konular üzerinde kesin karar verecek kişileri bir araya getiren ulusal ya da uluslararası toplantı. huk. Parti, dernek gibi tüzelkişilerin genel kurul toplantısı.

(uçk.)
Kuru kütle

Bir uzay aracının yakıt, basınçlandırıcılar ve fırlatma arayüzü hariç kütlesi; eşanlam: yakıtsız kütle.

(yerb.)
Kuru birim hacim ağırlık

Bir zemin ya da kaya kütlesinin içerdiği sıvılardan ayrıştırılması sonrası, geriye kalan katı kısmın özgül ağırlığı.

(blşm.)
Bilgisayar kurulumu

Bilgisayar donanımlarının ve yazılımlarının yerleştirilmesi, işler hale getirilmesi, bağlantılanması vb. işlerine verilen genel ad.

(tar.)
Siyahkarınlı alev tahtakurusu

Yarımkanatlılar takımının kırmızırenkli tahtakuruları familyasında yer alan, bilimsel adı Pyrrhocoris apterus olan, erginleri - mm boyunda, kırmızı renkli, üzeri siyah desenli, karın kısmının alt yüzü siyah renkli, ergin ve nimfleri ebegümeci ve bamya gibi bitkilerin tohumlarıyla beslenen böcek türü.

(isl.)
Kurumsal reklam

Özel ya da kamu kuruluşunun felsefesini ya da görevlerini tanıtan reklam.

(deri.)
Tuzlu kuru salamura

Hamderinin et tarafına sodyum sülfat ve sodyum klorür gibi katı tuz serpilmesi veya derinin doygun tuz çözeltisi ile muamele edilmesi sonrasında derinin kurutulmasıyla yapılan salamura işlemi; eşanlam: tuzlu kuru konserveleme.

Yukarı Çık