Saba nedir, ne demek kelimesine ait sonuçlar görüntüleniyor..

Saba Nedir ve Ne Demek?

1
1)
Saba (i. )

( ﺻﺒﺎ ) i. (Ar. ṣabā ) Mûsikîmizde çargâh perdesindeki zirgüleli hicaz dizisiyle sabâ dörtlüsünün birleşmesinden meydana gelen, dügâh (la) perdesinde karar kılan birleşik makam: Acem perdesinden dügâha, kürdîye, rasta, çargâha, gerdâniyeye, sabâya, nevâya geçiyor (Ahmet H. Tanpınar). Güzel sesli müezzinler ve ilâhîcilerin de iştirâkiyle sabâdan, bestenigârdan, hicaz ve acem aşîrandan ilâhîler okunur (Sâmiha Ayverdi). ѻ Sabâ dörtlüsü: Birleşik makam tertîbinde kullanılan eksik dörtlü [K S S ile gösterilir].

Saba Kelimesi TDK Sözlük Anlamı

2
1)
Saba (isim,)

meteoroloji Sabah yeli

2)
Saba (isim,)

müzik Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam

Saba Kelimesi Diğer Sözlüklerde Ne Anlama Geliyor?

5
1)

Güncel Türkçe Sözlük

(II) a. (saba:) müz. Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam.

2)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Çok su içen.

3)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Sabah.

4)

Kişi Adları Sözlüğü

Söyleyiş: (saba:) Cinsiyet: Kız
Gün doğusundan esen hafif rüzgâr.
Musikide bir makam.Cinsiyet: Erkek
Gün doğusundan esen hafif rüzgâr.
Musikide bir makam.

5)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Yarına, sabaha.

Saba Kelimesinin Diğer Dillerdeki Anlamı

9 Dil
  • İNGİLİZCE (USA) Saba “ What is Saba ”
  • ALMANCA Saba “ Was ist Saba ”
  • İSPANYOLCA Saba “ ¿Qué es Saba ”
  • ÇİNCE 萨巴岛 “ 什么是Saba ”
  • FRANSIZCA Saba “ Qu'est-ce que Saba ”
  • Arapça سابا “ ما هو سابا ”
  • İTALYANCA Saba “ Che cosa è Saba ”
  • JAPONCA “ 何がサバ ”
  • PORTEKİZCE Saba “ O que é Saba ”

Saba Kelimesinin Braille Alfabesinde Gösterimi

4 Harf
  • S
  • A
  • B
  • A

Saba Kelimesinin Cümle İçinde Kullanımı

3 Cümle
(Atasözü)
Kısmetsiz köpek, sabaha karşı uyuyakalır

Tanrı kendisine kısmet vermemiş olan yaratık, yararlanılacak şeyi elde etmek kolaylaştığı zaman, başka bir işle uğraştığı için bundan yoksun kalır.

(Atasözü)
Sabahtan karnını doyuran, küçükken evlenen aldanmamış

Yapılacak iş için gerekli gücün elde edilebilmesi için sabahleyin karın doyurulmalıdır, çocukların anne, baba ihtiyarlamadan yetiştirilebilmeleri için de evlenmeleri geciktirilmemelidir.

(Atasözü)
Akşam oldu kon, sabah oldu göç

Geceler uyku, gündüzler iş zamanıdır.

(Atasözü)
Akşam ise yat, sabah ise git

Geceler uyku, gündüzler iş zamanıdır.

(Atasözü)
Akşamın hayrından sabahın şerri iyidir (yeğdir)

Işinizi akşamüzeri veya gece yapmayın, sabaha bırakın çünkü gece iş yapmanın kötü yönleri daha çoktur.

(Atasözü)
Akşamın işini sabaha (yarına) bırakma

Bugün yapılması gereken bir işi ertesi güne bırakma.

(Atasözü)
Bugünkü (akşamın) işini yarına (sabaha) bırakma (koyma)

Bugün yapılması gereken bir işin ertesi güne bırakılması iyi değildir.

(Atasözü)
Sabahın kızıllığı akşamı kış eder, akşamın kızıllığı sabahı güz eder

Sabahleyin gökyüzünde görülen kızıllık, o akşam havanın kış gibi olacağını, akşam görülen kızıllık ise ertesi sabah havanın güze döneceğini belirtir.

(Atasözü)
Sabanın tutağına yapışan el aç kalmaz

çiftçilik yapan veya çalışan aç kalmaz.

(Atasözü)
Zahirenin (çiftçinin) ambarı sabanın ucundadır

Toprak, iyi sürülürse bol ürün vereceği için iyi sonuç almak isteyen işine dört elle sarılmalıdır.

(Atasözü)
Martta yağmaz, nisanda dinmezse sabanlar altın olur

Kara kışta kar yağar, martta yağış olmaz, nisanda da çok yağmur yağarsa o yıl bol ürün alınır; çiftçinin yüzü güler.

(Atasözü)
Keçiye can kaygısı, kasaba yağ kaygısı

Bir kişi önemli bir kaybından dolayı çırpınıp kıvranırken başka bir kişi bu durumdan ne kadar çok yararlanabileceğini düşünür.

(Atasözü)
Horozu çok olan köyde sabah geç olur

Karışanı çok olan işlerden sonuç güç alınır.

(Atasözü)
Sabah ola, hayrola

Sabah olsun, o vakte kadar iş belki düzelir.

(Atasözü)
Sabah sürçen, geceye dek sürçer

Bir işe başladığı zaman beceriksizliği görülen kişinin bu durumu sonuna kadar sürer.

(Atasözü)
Tarlayı koçan zapt etmez, saban zapt eder

Elinizde tarlanın tapusunun olması o tarlaya sahip olduğunuzu göstermez, onu ekip biçebiliyorsanız asıl o zaman o tarla sizin demektir.

(Deyim)
Hesaba kitaba gelmemek

Sınırsız olmak.

(Deyim)
Hesaba katılmamak

Göz önüne alınmamak: “Gürültü de gürültü hani: Çalgının şamatası hesaba katılmasa seyircinin alkışı yeter!” -A. İlhan.

(Deyim)
Akşam ahıra sabah çayıra

Hayatta yiyip içip yatmaktan başka kaygısı olmayanlar için söylenen bir söz.

(Deyim)
Akşamdan kavur, sabaha savur

1) kazandığını günü gününe harcayan tutumsuz kimselerin durumunu anlatmak için kullanılan bir söz; 2) söylediği sözü tutmayan kişiler için kullanılan bir söz.

(Deyim)
Nerede akşam, orada sabah

Bir kimsenin gece kalacak belli bir yeri olmadığını, rastgele bir yerde kalabileceğini anlatan bir söz.

(Deyim)
(biriyle) selamı sabahı kesmek

Her türlü ilişkisine son vermek: “Onunla tamamıyla selamı sabahı kestim. Ne olursa olsun deyip adını bile artık ağzıma almaz oldum.” -O. C. Kaygılı.

(Deyim)
Sabaha çıkmamak

Sabaha kadar yaşayamamak, sabahtan önce ölmek: “Zavallı sabaha çıkmazsa eğer, bil ki benim yüzümden.” -E. Şafak.

(Deyim)
Sabaha kadar

Bütün gece boyunca.

(Deyim)
Sabahı bulmak (etmek)

Sabahlamak: “Hiç uyuyamadım. Her dakika gelip kaldıracaklar sanıyorum. Ama işte sabahı ettik.” -S. F. Abasıyanık.

(Deyim)
Sabahı sabah etmek

Sabahın olmasını uyumadan sabırsızlıkla beklemek.

(Deyim)
Sabahı zor etmek

Bir türlü sabah olmamak: “İstediği şeyler gelinceye kadar, sevinç ve sabırsızlık içinde sabahları zor ediyordu.” -Halikarnas Balıkçısı.

(Deyim)
Sabahlar (sabahışerifler) hayrolsun!

1) günaydın! 2) iş işten geçtikten, olan olduktan sonra gösterilen ilgi için söylenen bir söz.

(Deyim)
Müsabakaya girmek

Yarışmak, yarışmaya katılmak.

(Deyim)
(bir şeyi) hesaba almak

Göz önünde bulundurmak, işini yürütürken o şeyi de düşünmek.

(Deyim)
Hesaba almamak (katmamak)

önem vermemek.

(Deyim)
Hesaba çekmek

Bir kişiden, bir kuruldan yaptığı işler için açıklama ve savunma istemek: “Meclis kapanacak ve orada hükûmeti hesaba çekeceklermiş.” -Atatürk.

(Deyim)
Hesaba dökmek

Sayıyla ilgili bir konuyu açıklığa kavuşturmak için kâğıt üzerinde hesaplamak.

(Deyim)
Hesaba gelmez

1) sayılamayacak kadar çok; 2) umulmadık, beklenmedik.

(Deyim)
Hesaba katmak

Dikkate almak, göz önünde bulundurmak: “Hem benim avukat veya yargıç olmak isteyip istemediğimi de hesaba kattıkları yoktu.” -N. Cumalı.

(Deyim)
Saban sürmek

1) toprağı sabanla kazıp altüst etmek; 2) sp. güreşte, hasmı ayaklarından tutup yüzükoyun yerde sürümek.

(Deyim)
Ne hesaba gelmek ne de kantara

Elle tutulur olmamak, tutarlı ve sağlam görünmemek: Anlattıkların ne hesaba gelir ne de kantara.

Saba Kelimesinin İşaret Dilindeki Gösterimi

4 Harf
  • S
  • A
  • B
  • A

Saba İle İlgili Kelimeler ve Anlamları

21 Kelime
(meteo.)
Sabahsefası bulutu

Genellikle atmosferin çok kararlı olduğu sabah saatlerinde kararlı sınır tabakadaki yerçekimi dalgalarıyla ilgili bozulumlardan oluşan görsel olarak ruloya benzeyen, uzamış bulut bandı; eşanlam: gündüzsefası bulutu.

()
Sabahli

Akşamlı sabahlı söyleyişinde geçer. Bk. AKŞAMLI

()
Sabahlik

Kadınların sabahleyin yataktan kalkınca geçici olarak giydikleri üstlük: Arkasında açık saçık, ince bir sabahlık vardı .

(ve)
Kasabali

Kasaba halkından olan kimse. mec. Görgüsü az olan kimse.

(i.)
Kasaba

Kamış, kasab. Akciğer borularından her biri. ● Kasabat i. Akciğer boruları, bronşlar: “ İltihâb-ı kasabat: Akciğer iltihâbı.”

(tar.)
Kısabaşlı yabanarısı

Arılar takımının balarıları familyasında yer alan, bilimsel adı Bombus wurflenii olan, işçi arılar - mm, erkek arılar - mm, ana arı - mm boyunda, siyah göğüslü ve sarı karınlı, özellikle dağlık alanlardaki çiçekli bitkilerin döllenmesinde önemli rol oynayan sosyal yaşayışlı böcek türü.

(i.)
Sabâ bûselik

Mûsikîmizde sabâ makāmı ile bûselik dörtlüsünün birleşmesinden meydana gelen, dügâh perdesinde karar kılan birleşik makam.

(i.)
Sabâ kürdî

Sabâ zemzeme.

(i.)
Sabâ zemzeme

Mûsikîmizde sabâ makāmı ile kürdî dörtlüsünün birleşmesinden meydana gelen, dügâh perdesinde karar kılan birleşik makam, sabâ kürdî.

(i.)
Sabah

Günün başlangıcı, gündüzün ilk saatleri: Sırlı tuğladan alaca kanatlı bir kuş gibi sabah ışıklarında uçan minâreler Ankara’da yoktur . teşmil. Güneşin doğmasından öğleye kadar olan zaman: Ve yazın arkasında kat kat duran kendisinden yüksek isimsiz çıplak dağlar o sabah yoktu . Ulu mâbet! Seni ancak bu sabâh anlıyorum / Ben de bir vârisin olmakla bugün mağrûrum . Anafartalar ve Dumlupınar’ın kahramanı son muhârebenin sabâhında tek başına, ağzında sigarası bir tepeye doğru ağır ağır ve düşünceli çıkar . zf. Sabah vaktinde, sabahleyin: “Sabah gelirsiniz.” Günün bu vaktinde yapılan veya olan şeyleri ifâde eder: “Sabah uykusu.” “Sabah güneşi.” “Sabah kahvaltısı.” kısa. Sabah namazı ve sabah ezânı: “Sabahı kıldın mı?” “Sabah okundu mu?” ѻ Sabah akşam: Günün her saatinde, her zaman, devamlı olarak, dâima: Sabah akşam duâ ederim . Çalıştık bahçıvanla sabah akşam baş başa . Sabah beri: halk ağzı. Sabahtan bu yana, sabahtan beri. Sabah demez, akşam demez: Vaktin uygun olup olmadığını hesâba katmaz, vakitli vakitsiz, akşam sabah: “Sabah demez, akşam demez, çat kapı gelir.” Sabah ezanı: Sabah namazının kılınma vaktinin başladığını bildiren ezan. Sabah keyfi: Sabahleyin kahve içmek, bir yere uzanıp gazete okumak gibi zevkle ve keyifle yapılan şeyler için söylenir: Sabah keyfini çatmaya gelmiş müşterilerin afyonlarını patlattım. Dik dik yüzüme bakıyorlardı . Sabah mahmurluğu: Sabahleyin uykusunu tam alamadan uyanmış bir kimsenin yarı uykulu ve uyuşuk durumu. Sabah namazı: Beş vakit namazın ilki olan ve tan yerinin ağarmasından güneşin doğuşuna kadar olan zaman içinde kılınan namaz. Sabah ola, hayrola : “Acele etme, sabaha kadar bekle, o zamâna kadar belki bir hal çâresi bulunur da iş düzelir” anlamında kullanılır. Sabah olmak: Güneş doğup ortalık aydınlanmak: Meğersem sabah olmuş / Gün pencereden bizi gözetler . Artarak gönlümün aydınlığı her sâniyede / Bir mehâbetli sabah oldu Süleymâniye’de . Sabah olmak bilmemek: Hiç bitmeyecekmiş gibi uzadıkça uzamak. Sabah sabah: Sabah mahmurluğunun geçmediği erken saatlerde veya güne başlar başlamaz yapılan yâhut söylenen bir şeyin zamansız olduğunu anlatmak için kullanılır: “Sabah sabah âsâbımı bozdu.” Sabah şerifler hayrolsun: “İyi sabahlar, hayırlı sabahlar, günaydın” yerinde kullanılan selâmlaşma sözü. Sabaha çıkamamak: Sabah olmadan önce ölmek: Aklı yerinde ama sabaha çıkmayacağına kalıbımı basarım . Sabaha karşı : Sabaha yakın, sabah olurken: Sabaha karşı yağmur yağdı . Sabahı bulmak : Gece boyunca sabaha kadar uyumamak, sabahlamak: “Konuşa konuşa sabahı ettik.” Kız yarı uyanık, yarı uyur vaziyette bir sandalyenin üstünde sabahı buldu . Sabâhı zor etmek: Geceyi bir an önce sabah olmasını bekleyerek geçirmek: İstanbul güzellerinin kendisine, “Nicesin, hoş musun, safâca mısın?” diye hatır soruşlarını duymak için sabahı dar ettiğini belirtiyordu . Sabahın işini akşama bırakmamak: Bir işi geciktirmeden zamânında yapmak. Sabahın köründe: Gün doğmadan, ortalık iyice aydınlanmadan, sabahın çok erken bir saatinde. Sabahları: Sabah vakitlerinde, genellikle her sabah. ● Sabahki sıf. O sabah olan, sabah yapılan, sabah gelen: Sabahki koca sakallı kâhin . ● Sabahleyin zf. Sabah vaktinde: Sabahleyin pencerenin kepengini açınca gördüm ki beklenen gelmiş . Sabahleyin fenâ bir rüyâdan silkinmek isteyerek uyandım . Bir tepside pirinç vardı; onu sabahleyin karşı karşıya ikimiz ayıklamıştık .

(i.)
Sabah yildizi

Halk arasında Çoban Yıldızı ve –gökyüzündeki mevkiine göre dünyâdan akşam görüldüğü zaman– Akşam Yıldızı da denen gezegen, Zühre.

Yukarı Çık
x