Sac nedir, ne demek kelimesine ait sonuçlar görüntüleniyor..

Sac Nedir ve Ne Demek?

1
1)
Sac (i. )

( ﺳﺎﺝ ) i. (Ar. sāc ) Hindistan’da yetişen, kerestesi çok sert ve değerli iyi cins ağaç.

Sac Kelimesi TDK Sözlük Anlamı

4
1)
Saç (isim)

Baş derisini kaplayan kıllar "Kendisini son kez gördüğümde babamın saçları nasıl beyazsa ilk kez gördüğümde de bembeyazdı." - A. Ağaoğlu

2)
Sac

Bu nesneden yapılmış, üzerinde yufka yapılan dışbükey pişirme aracı "Esmer, sacda pişirilmiş bir somun ekmeği, eliyle parçalayıp sofradakilerin önüne dağıttı." - N. Cumalı

3)
Sac (sıfat)

Bu üründen yapılan "İskenderun'da evimize taşındığımız günlerde sac sobamıza elden düşme borular alınmıştı." - A. Kutlu

4)
Sac (isim)

Yassı demir çelik ürünü

Sac Kelimesi Diğer Sözlüklerde Ne Anlama Geliyor?

9
1)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Düğünde erkek evinden kız evine gönderilen yiyecekler.
Düğünde güveyin babasının verdiği para, bahşiş.

2)

BSTS / Metalbilim İşlem Terimleri Sözlüğü

Genellikle, kalınlığı
cm'den çok ve genişliği de

cm den az olmayan ince, uzun metal parça.

3)

BSTS / Gökbilim Terimleri Sözlüğü

k. kuyruklu yıldız saçı.

4)

BSTS / Biyoloji Terimleri Sözlüğü

Kafatasının derisi üzerinde uzayan kıllara verilen özel ad.
Tüy.
Kıl.

5)

BSTS / Zooloji Terimleri Sözlüğü

Kafatasının derisi üzerinde uzayan tüylere verilen özel bir ad,
Tüy. bk. kıl.

6)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Sac, üzerinde ekmek pişirilen metal levha

7)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Saç, demir levha

8)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Saç, ekmek sacı

9)

BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü

Üzerinde ekmek ya da yufka pişirilen yuvarlak saç. (Erenköy, İnönü -Eskişehir)

Sac Kelimesinin Diğer Dillerdeki Anlamı

9 Dil
  • İNGİLİZCE (USA) Hair “ What kind of hair ”
  • ALMANCA Haar “ Welche Art von Haar ”
  • İSPANYOLCA Cabello “ Qué tipo de cabello ”
  • ÇİNCE 头发 “ 什么样的发型 ”
  • FRANSIZCA Cheveux “ Quel type de cheveux ”
  • Arapça الشعر “ ما هو نوع من الشعر ”
  • İTALYANCA Capelli “ Che tipo di capelli ”
  • JAPONCA ヘア “ どのような髪の毛 ”
  • PORTEKİZCE Cabelo “ Que tipo de cabelo ”

Sac Kelimesinin Braille Alfabesinde Gösterimi

3 Harf
  • S
  • A
  • C

Sac Kelimesinin Cümle İçinde Kullanımı

3 Cümle
(Atasözü)
Saç sefadan, tırnak cefadan uzar

Insan keyifli olursa saçı, dertli olursa tırnağı uzar.

(Atasözü)
Tıngır elek tıngır saç, elim hamur karnım aç

çalışmalarımla başkalarına yarar sağlıyorum ancak bundan kendim yararlanmıyorum.

(Atasözü)
Bağın taşlısı, karının saçlısı

Kadının saçlı olanı ile tarlanın taşlı olanı makbuldür.

(Atasözü)
Tarlanın taşlısı, karının (kadının) saçlısı

Kadının saçlı olanı ile tarlanın taşlı olanı makbuldür.

(Atasözü)
Kel ölür, sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur

Bir kimse veya bir şey yok olduğunda değer kazanır.

(Atasözü)
Kör ölür badem gözlü olur, kel ölür sırma saçlı olur

Bir kimse veya bir şey yok olduğunda değer kazanır.

(Atasözü)
Karının saçlısı, tarlanın taşlısı

Kadının saçlı olanı ile tarlanın taşlı olanı makbuldür.

(Atasözü)
Tarlanın taşlısı, kızın saçlısı, öküzün (ineğin) başlısı

Kadının saçlı olanı ile tarlanın taşlı olanı makbuldür.

(Atasözü)
Saçın ak mı kara mı, önüne düşünce görürsün

Acele etme, sonucun ne olduğunu biraz sonra anlarsın.

(Deyim)
Saçı sakalı akar gibi

üstü başı perişan bir durumda: “Hani bir adam geliyor ya buraya, o işte.” -N. Ataç.

(Deyim)
Ağzından inci saçmak

Birbirinden güzel sözler söylemek.

(Deyim)
Ateş saçmak

çok kızmak, çok öfkelenmek.

(Deyim)
Dehşet saçmak

Ortalığa korku vermek: “Oyun, okuyanı hiçbir tarih kitabının etkilemeyeceği kadar kuvvetle Fransız İhtilali'nin amansız, dehşet saçan günleriyle karşı karşıya bırakır.” -N. Cumalı.

(Deyim)
Döküp saçmak

Dağıtmak, ziyan etmek.

(Deyim)
Korku saçmak

Herkesi korkutmak.

(Deyim)
Para saçmak

Gereğinden çok para harcamak: “Yıllardır ilk defa hesap kitap yapmadan etrafına para saçıyordu.” -E. Şafak.

(Deyim)
Saçıp savurmak

Parasını düşüncesizce, boşuna harcamak.

(Deyim)
Zehir saçmak

çevreye kötü propaganda yapmak veya insanları olumsuz davranışlara yönlendirmek, tahrik etmek, ortalığı karıştırmak: “Bunlar, etraflarına mütemadiyenta ve kendi kuruntularını ancak birtakım garip snopluklarla avutmaya çalışmaktadırlar.” -Y. K. Karaosmanoğlu.

(Deyim)
Arapsaçı gibi

Karmakarışık.

(Deyim)
Arapsaçına dönmek

Işler çok karışıp çözümlenmesi güç bir duruma gelmek.

(Deyim)
Işler arapsaçına dönmek

Işler çok karmaşık bir hâl almak: “İşler arapsaçına döner ve doğacak arbedeleri de önlemenin çaresi bulunmaz.” -K. Korcan.

(Deyim)
Saçı bitmedik (yetim)

Doğalı çok olmamış (yetim).

(Deyim)
(bir işte) saç sakal ağartmak

O işte uzun zaman çalışmış, emek vermiş olmak.

(Deyim)
Saç sakal birbirine karışmak

Saçı sakalı uzamak, bakımsız görünmek.

(Deyim)
Açılıp saçılmak

1) kadın açık saçık giyinmeye başlamak; 2) kadın eskisine göre ölçüsüz davranışlarda bulunmaya başlamak.

(Deyim)
Alev bacayı (saçağı) sarmak

Ateş bacayı sarmak.

(Deyim)
Ateş bacayı (saçağı) sarmak

Bir olay, önüne geçilemez, tehlikeli bir durum almak.

(Deyim)
Dökülüp saçılmak

1) soyunmak, çok açılmak; 2) bir şey uğruna çok para harcamak.

(Deyim)
Saç saça baş başa gelmek (dövüşmek)

Kadınlar, birbirlerini kıyasıya hırpalayacak biçimde kapışmak: “Eğer bu patırtıdan, ikindi uykusu başına sıçrayan imam aşağı koşmasa iki kadın, avluda saç saça baş başa dövüşeceklerdi.” -H. E. Adıvar.

(Deyim)
Saç saça baş başa

Kadınlar, birbirlerini kıyasıya hırpalayacak biçimde.

(Deyim)
Saçak öpmek

Tar. sarayda bayramlaşma törenine katılan büyükler, padişahın tahtından sarkıtılmış halı saçaklarını öpmek.

(Deyim)
Saçı başı ağarmak

Yaşlanmak.

(Deyim)
Saçı başı birbirine karışmak

Bakımsız olmak: “Matmazelin saçı başı birbirine karışmıştı.” -S. F. Abasıyanık.

(Deyim)
Saçı uzun aklı kısa

Esk. kadınları aşağılamak için kullanılan bir söz: “Ona oğluna olduğu kadar güvenmiyor. Kız çocuğu bu, ne kadar okusa da olur, der.” -E. Bener.

(Deyim)
Saçı topuklarını dövmek

Saçı çok uzun olmak.

(Deyim)
Saçına kar yağmak

Saçı aklaşmaya başlamak.

(Deyim)
Saçı kılmak (atmak)

Gelinin başından çiçek, şeker, arpa, para vb. saçmak.

(Deyim)
Saçı (saçları) değirmende ağartmamak

Deneyimli olmak: “Bu saçları değirmende ağartmadık, siz birbirinize âşıksınız sanırım” -O. Aysu.

(Deyim)
Saçılıp dökülmek

1) gereğinden veya kaldırabileceğinden çok harcamak; 2) mec. içindekini söylemek.

(Deyim)
Saçına ak (kır) düşmek

Saçı ağarmaya başlamak, yaşlanmak: “Benim bütün saçlarıma, senin sadece şakaklarına ak düşmüş.” -R. H. Karay.

(Deyim)
Saçına başına bakmadan

Ilerlemiş yaşına yakışmayacak biçimde.

(Deyim)
Saçını başını yolmak

çok üzülmek, üzüntüsünden dövünmek: “Tanrıça Hebe çaresiz kalmış, saçını başını yoluyordu.” -S. F. Abasıyanık.

(Deyim)
Saçını süpürge etmek

Kadın özveri ile çalışıp hizmet etmek: “Ah gençliğim, ah sana saçımı süpürge ettiğim gençliğim de diyecek değilim.” -A. Ağaoğlu.

(Deyim)
Saç ağartmak

Saç sakal ağartmak.

(Deyim)
Saçları iki türlü olmak

Yaşı ilerlemiş bulunmak.

Sac Kelimesinin İşaret Dilindeki Gösterimi

3 Harf
  • S
  • A
  • C

Sac İle İlgili Kelimeler ve Anlamları

14 Kelime
(malz.)
Sac

Yassı ve düz, bir ucundan tutulup kaldırıldığında kendini tartamayarak bükülecek kadar ince bir metal levha.

(malz.)
Sac metal çekme

İnce metal levhaya kalıp ile kuvvet uygulayarak şekillendirme işlemi.

(denz.)
çalkantı sacı

çalkantı perdesi.

(i.)
Mesâcid

Mescitler.

(i.)
Sacayaği – sacayak

Ateş üzerine konacak tencere, tava vb. kapların üstüne oturtulduğu, çember veya üçgen biçimindeki üç ayaklı demir âlet: Annesi hiç sesini çıkarmıyordu, sacayağını alıp mangala koydu . Ocak sönmüştü, ocağın sacayağı taşları devrilmişti . teşmil. Birbirine çok yakın üç kişiden oluşan grup.

(sıf.)
Sâcid

Secde eden, secdeye varan, secdeye kapanan: Gökte binlerce mesâcid görürüm / Onda vicdânımı sâcid görürüm . ● Sâcide sıf. Sâcid kelimesinin kadını ifâde eden, kadın ismi olarak kullanılan veya tamlamalarda ortaya çıkan aynı mânâdaki müennes şekli: “ Cemâat-i sâcide: Secdeye varan cemâat.” ● Sâciden i. Secde ederek: Olurlar sâciden hep müncezib kurb-i ilâhîye / Ki dâhildir bütün ervâh o ceyş-i bî-tenâhîye .

(malz.)
Sac demir

Ergimiş demirin haddelenmesiyle üretilen, soğutulduktan sonra istenen boyutlara kesilen yassı demir tabakaları.

(elk.)
Saclı çekirdek

Foucault akımlarını azaltmak amacıyla ferromanyetik malzemeden yapılmış ve birbirinden yalıtılmış sac yaprak paketi şeklinde gerçekleştirilmiş manyetik transformatör ya da bobin çekirdeği.

(biyom.)
Gay-Lussac yasası

Belirli bir miktarda gazın sabit basınç altında hacmi ile sıcaklığının ve sabit hacimde ise basıncı ile sıcaklığının doğru orantılı olarak değiştiğini gösteren matematiksel ifade.

(malz.)
Oluklu sac

Periyodik oluklarla dalgalı hâle getirilmiş, oluklara dik yönde eğilme dayanımı arttırılmış, en yaygın olarak yapıların dış kaplaması ve çatılarında kullanılan malzeme.

()
Saç – sac

Birkaç milimetre kalınlığındaki ince demir levha: Sağlığında kılmadığın namâzı / Kızgın saç üstünde kılsan gerektir . Bu maddeden yapılmış olup üzerinde yufka, ekmek, gözleme vb. hamur işleri pişirilen hafif tümsek levha: Asker buğdayı saçta kavurup el değirmeninde çekerler . sıf. Bu maddeden yapılmış olan: “Saç mangal.” İçeride saç soba ile maşanın temâsından çıkan mâdenî bir ses . Gelsin saç sobalara ve mihrap şeklindeki ocaklara kütük . ѻ Saç böreği: Yufka içine kıyma, peynir, ıspanak vb. konarak hazırlanan ve saç üzerinde pişirilen börek. Saç ekmeği: Dâire şekline getirilmiş hamurun saç üzerinde pişirilmesi sûretiyle yapılan ekmek.

Yukarı Çık