Sarı nedir, ne demek kelimesine ait sonuçlar görüntüleniyor..

Sarı Kelimesi TDK Sözlük Anlamı

3
1)
Sarı (sıfat)

Bu renkte olan "Ortalık sarı bir toz bulutu içinde." - A. Ağaoğlu

2)
Sarı (sıfat)

Soluk, solgun

3)
Sarı (isim)

Yeşil ile turuncu arasında bir renk, limon kabuğu rengi

Sarı Kelimesi Diğer Sözlüklerde Ne Anlama Geliyor?

2
1)

BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü

Oto makasına takılan sarı demir parçası. (*Aksaray -Niğde)
Bakır ve pirinçten yapılan tüm döküm. (*Tavşanlı -Kütahya)
Pirinç madeni. (-Bursa)

2)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Taraf.
Doğru

Sarı Kelimesinin Braille Alfabesinde Gösterimi

4 Harf
  • S
  • A
  • R
  • I

Sarı Kelimesinin Cümle İçinde Kullanımı

3 Cümle
(Atasözü)
Denize düşen yılana (yosuna) sarılır

Güç bir duruma düşenlerin bundan kurtulmak için her türlü çareye başvurmaları olağandır.

(Atasözü)
Sarımsak içli dışlı, soğan yalnız başlı

Anlaşan kimselerin birbirlerinden saklısı gizlisi yoktur, başkasıyla böyle bir yakınlık kuramamış olan tek başına kendi yaşantısı içinde kalır.

(Atasözü)
Sarımsak da acı ama evde lazım bir dişi

Gerekli olanın niceliğinden çok niteliği önemlidir.

(Atasözü)
Sarımsak yemedim ki ağzım koksun

Kötü bir iş yapmadım ki sonucundan korkayım, sorumlu olayım.

(Atasözü)
Sarımsağını hesap eden paçayı yiyemez

Küçük sakıncalarını düşünerek bir işe girişmeyen kişi, o işin kazançlarından yoksun kalır.

(Atasözü)
Sarımsağı gelin etmişler de kırk gün kokusu çıkmamış

Insanlar kötü yanlarını kolay kolay belli etmezler, haklarında yargıda bulunmakta acele edilmemelidir.

(Atasözü)
Sirkesini, sarımsağını sayan paçayı yiyemez

Küçük sakıncalarını düşünerek bir işe girişmeyen kişi, o işin kazançlarından yoksun kalır.

(Atasözü)
Ineğin sarısı, toprağın karası

çiftçiler arasında ineğin sarı, toprağın kara renkli olanı beğenilir.

(Atasözü)
Yara sıcakken sarılır

Bir acıyı dindirmek için gereken yardım hemen yapılmalıdır.

(Deyim)
Eline ayağına kapanmak (sarılmak, düşmek)

Birine çok yalvarmak.

(Deyim)
Kâğıt kaleme sarılmak

Hemen yazmaya başlamak: “Partinin kurulacağını duyunca kâğıda kaleme sarılmış, korkunç bir telgraf yazmıştı.” -Y. Z. Ortaç.

(Deyim)
Kaleme (kaleme kâğıda) sarılmak

Hemen yazmaya başlamak: “Hemen kaleme sarıldı. Bir hafta her gece çalışmak suretiyle hikâyesini bitirdi.” -H. E. Adıvar.

(Deyim)
Başarı göstermek (kazanmak)

Başarmak: “Arandığı, fikri sorulduğu, başarı kazandığı da oluyordu.” -R. H. Karay.

(Deyim)
Dediğinden (dışarı) çıkmak

Sözünü dinlememek: Dediğimden dışarı çıkarsa kendi bilir.

(Deyim)
(birinin) yakasına sarılmak

Istediği şeyi almak veya dövüşmek için birini bırakmamak, zorlamak.

(Deyim)
Anası turp (sarımsak), babası şalgam (soğan)

Hlk. ne olduğu belirsiz kimselerin çocuğu.

(Deyim)
(bir işe) dört elle sarılmak (yapışmak)

Bir işe büyük bir özen ve önem vererek girişmek: “Sen bize dört elle sarılırsan zarar etmezsin.” -R. N. Güntekin.

(Deyim)
Başarısızlığa uğramak

Başarısız olmak: “Paşa acele bir taarruzun başarısızlığa uğramasından çekinmektedir.” -F. R. Atay.

(Deyim)
(birinin) gırtlağına sarılmak

Peşini bırakmamak, musallat olmak: “Şimdiye kadar bana iki paralık faydan dokundu mu ki her gün alacaklı gibi gırtlağıma sarılıyorsun!” -R. N. Güntekin.

(Deyim)
Sarı çizmeli Mehmet Ağa

Kim olduğu, nerede oturduğu bilinmeyen kimse.

(Deyim)
Boğazına sarılmak

üstüne yürümek: “Tam boğazına sarılacaktım, yere düştü, bir daha kalkamadı.” -R. H. Karay.

(Deyim)
Kendini sokağa (dışarı) atmak

Sıkıntıdan dolayı rahatlamak amacıyla açık havaya çıkmak.

(Deyim)
Dışarı atmak

1) kovmak; 2) zararlı bir maddeyi terleme, idrar vb. yollarla vücuttan çıkarmak.

(Deyim)
Dışarı çıkmak

Büyük abdest yapmak.

(Deyim)
Dışarı vurmak

Belli etmek, açıklamak.

(Deyim)
Dili bir karış dışarı çıkmak (sarkmak)

Koşmaktan, yürümekten ve yorulmaktan çok susamak: “Koştu koştu da dili bir karış sarktı.” -S. F. Abasıyanık.

(Deyim)
Kapı dışarı etmek (atmak)

Kovmak, dışarı atmak: “Sizin hepinizi kapı dışarı edecekler. Çünkü kaçak işçiye memlekette iş yok.” -M. İzgü.

(Deyim)
Mart içeri, pire dışarı

Tedirgin edici biri geldiğinde gitmeye kalkan kimseler için kullanılan bir söz.

(Deyim)
Sözüm meclisten dışarı

Konuşma arasında çirkin bir söz kullanmak gerektiğinde o sözden orada bulunanların alınmamasını belirtmek için söylenen bir söz: “Gülseren,, uygunsuz bir çift yakalamış bekçi, dedi.” -H. Taner.

(Deyim)
Sarıp sarmalamak

Sıkıca sarmak: “Bak o zaman nasıl yakınlaşacaksınız. Güven nasıl sarıp sarmalayacak ikinizi.” -A. Ağaoğlu.

(Deyim)
Eline eteğine sarılmak

çok yalvarmak.

(Deyim)
Eteğine düşmek (sarılmak)

Yalvarıp yakarmak.

(Deyim)
Sarılıp kundaklanmak

Yoğun etki altında kalmak: “Çünkü bir bakmışım ki hep başkalarının fikirleriyle sarılıp kundaklanmışım.” -E. Işınsu.

(Deyim)
Sapsarı kesilmek (olmak)

çok sararmak: “Heyecandan dudakları titriyordu ve benzi sapsarı kesilmişti.” -Y. K. Karaosmanoğlu.

(Deyim)
ümüğüne sarılmak

Bir iş için birini çok sıkıştırmak.

Sarı Kelimesinin İşaret Dilindeki Gösterimi

4 Harf
  • S
  • A
  • R
  • I

Sarı Kelimesi İle Türetilen Diğer Kelimeler

5 Kelime

Sarı İle İlgili Kelimeler ve Anlamları

185 Kelime
(endst.)
Geri kazanılabilirlik için tasarım

Özellikle hızlı teknolojik yenilenmeye sahne olan elektronik sanayindeki ürünlerin, ömürlerini sonunda kolay demonte edilebilmesi, zararlı atıklara yol açmaması, yeniden kullanılabilir hammaddelere dönüşebilmesi gibi özellikleri göz önüne alan tasarım.

(endst.)
Bilgisayar destekli tasarım

Tasarım eyleminin bilgisayarda hazır ya da uyarlanan yazılımlar aracılığı ile ve veri işleme olanaklarından yararlanarak yürütülmesi.

(kentb.)
Bölgeleme tasarı

Kent toprağının hangi kullanım bölgelerine ayrılmış olduğunu ve her kullanım için konulan sınırlamaları gösteren tasar.

(tar.)
Tunceli sarımsağı

Soğangiller familyasına ait olan, Munzur dağları ve eteklerinde yayılma gösteren, ülkemize endemik ,-, cm çapında, - g irilikte, yuvarlak veya hafif silindirik şekilli, beyaz veya krem renkli tek dişi olan, - adet krem renkli kabuğa sahip, kabukları arasında küçük diş oluşumları bulunan, mor renkli soğan çiçeklerine benzer çiçekler oluşturan ve tohum verebilen sarımsak türü; eşanlam: kaya sarımsağı, dağ sarımsağı.

(ist.)
Deney tasarımı

İstatistikte, faktörler kontrollü koşullar altında değiştirildiğinde, sonuçların anlamlı istatistiksel analizine olanak verecek deneylerin planlanması.

(teks.)
Sarı olgunluk dönemi

Keten ve kenevir gibi gövdelerinden lif elde edilen bitkilerde, sakların sarardığı, kapsüllerin ise sararıp olgunlaştığı, hasat edilmesi halinde hem yağ hem de sağlam ve sert lif veriminin yüksek olduğu dönem, tam olgunluk dönemi; eşanlam: sarı olgunluk dönemi.

(teks.)
Yeşil-sarı olgunluk dönemi

Keten bitkisinde sakların sarardığı, kapsüllerin tamamıyla oluşup, çatlamaya başladığı fakat olgunlaşmadığı, ketenin hasat edilmesi halinde yağ veriminin düşük, yumuşak ve sağlam lif veriminin yüksek olduğu dönem.

(yerb.)
Depreme dayanıklı tasarım

Yapılarda, depreme bağlı oluşacak hasarın kabul edilebilir bir düzeye indirilmesini öngörerek yapılan tasarım.

(mim.)
Depremsel tasarım

Deprem kuşağındaki bir yapının, her doğrultudan gelebilecek yan kuvvetleri güvenlikle karşılayabilmesi için uygulanan tasarım.

(teks.)
Sarılık indeksi

Bir hedef rengin renksizlik ya da tercih edilen beyazlıktan sarılığa kadarki sapma derecesini gösteren ve renk ölçüm verilerinden hesaplanan sayı.

(tar.)
Pancar nekrotik sarı damar virüsü

Tek sarmallı RNA içeren, vektörü olan Polymyxa betae ile birlikte kök sakallanması hastalığına neden olan, konakçıları arasında pancar ve ıspanak başta olmak üzere Chenopodiaceae familyasındaki bitkiler yer alan ve bu konakçılarda kloroz, sararma, nekrotik damar bantlaşması, kıvırcıklaşma, solgunluk ve cüceleşme şeklimde belirtiler oluşturan benivirüs.

Yukarı Çık