Sayma nedir, ne demek kelimesine ait sonuçlar görüntüleniyor..

Sayma Nedir ve Ne Demek?

3
1)
Sayma (zf. )

saymak sûretiyle, saya saya, sayarak.

2)
Sayma (zf. )

sıf. yeni. Îtibârî.

3)
Sayma (zf. )

zf. (< say-maca < say-ma+ca )

Sayma Kelimesi TDK Sözlük Anlamı

1
1)
Sayma (isim)

Saymak işi, ad, tadat, addetme "Don Luis bir iki rakam daha saymaya hazırlanmıştı ki kahvenin camı arkasından görünen sokakta ani bir kaynaşma oldu." - N. Hikmet

Sayma Kelimesi Diğer Sözlüklerde Ne Anlama Geliyor?

3
1)

BSTS / Toplumbilim Terimleri

Belli bir tarihsel dönemde bir toplumda ya da bir toplumsal kümede yaygın olan gelenek, görenek, moda, alışkı. . . gibi genel uygulama ya da kullanım biçimlerinin her biri.

2)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Meyve kurularından yapılan hoşaf.

3)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Yapıda kullanılan dar ve kalınca tahta, lata.

Sayma Kelimesinin Diğer Dillerdeki Anlamı

9 Dil
  • İNGİLİZCE (USA) Counting “ What is counting ”
  • ALMANCA Zählen “ Was zählt ”
  • İSPANYOLCA Contando “ Lo que contar ”
  • ÇİNCE 计数 “ 什么计数 ”
  • FRANSIZCA Comptage “ Qu'est-ce que le comptage ”
  • Arapça عد “ ما هو العد ”
  • İTALYANCA Conteggio “ Quello che conta ”
  • JAPONCA 計数 “ 何が起 ”
  • PORTEKİZCE Contagem “ O que é a contagem de ”

Sayma Kelimesinin Braille Alfabesinde Gösterimi

5 Harf
  • S
  • A
  • Y
  • M
  • A

Sayma Kelimesinin İşaret Dilindeki Gösterimi

5 Harf
  • S
  • A
  • Y
  • M
  • A

Sayma Kelimesi İle Türetilen Diğer Kelimeler

10 Kelime

Sayma İle İlgili Kelimeler ve Anlamları

13 Kelime
(eko.)
Saymaca sermaye

Firmanın kuruluşunda ya da etkinliklerinin genişletilmesinden sonra, asıl sözleşmede ya da kuruluş yasalarında miktarı gösterilen sermaye.

(ark.)
Ağaç halkalarını sayma yöntemi

Ağaç gövdesinin enine kesiti üzerinde bulunan halkaların yıllık gelişimine ve bu halkaların sayılmasına dayalı tarihleme yöntemi.

(müh.)
Sayma sayısı

Bir kümede kaç tane öğe olduğunu belirten sayı; örneğin, “bu listede ad vardır” ibaresindeki sayı.

(eko.)
Saymaca ücret

Enflasyona göre düzenlenmemiş, çalışanlara fiilen ödenen ücret.

(yeni.)
Sayman

Bir kuruluşta hesap işlerine bakan kimse, muhâsip.

()
Saymanlik

Sayman olma durumu, muhâsiplik. Saymanın işi ve mesleği. teşmil. Hesap işlerinin yapıldığı yer, muhâsiplik, muhâsebe: “Defterdarlık saymanlığı.”

()
Saymazlik – saymamazlik

Saygı göstermeme, saygısızca davranma durumu, saygısızlık.

()
Saymaca

Saymak sûretiyle, saya saya, sayarak. sıf. yeni. Îtibârî.

(f.)
Saymak

Aynı cinsten olan şeylerin, sayısından başlayarak her biri için bir sayı eklemek sûretiyle kaç tâne olduğunu belirlemek, sayısını bulmak, tâdat etmek: Karac’oğlan bu sevdâya doyamam / Ak gerdanda çifte benler sayamam . Bir gece Sohbet, sekiz yaşından beri biriktirdiği paraları saymakla meşguldü . Ne çok yıldızın var, saymakla bitmiyor . Sayıları belli bir sıraya göre arka arkaya söylemek: “Birden ona kadar say.” Arka arkaya söylemek, sıralamak: İster istemez sayarsınız: Gümüşlü, Murâdiye, Yeşil, Nîlüfer Hâtun, Geyikli Baba, Emir Sultan, Konuralp… . Şunu yaptım, bunu yaptım diyerek / Ömrü saymakla geçer . Bakın, isterseniz size isimlerini sayayım . Hesaplamak: Hanım sayarak: A… a… a… niçin? niçin? niçin? Hani bunun otuz parası? . Yalnız menfaatlerini sayacak kadar hesap biliyor . Gözlerindeki şeytan iki parmağını yelek cebime sokmuş, kuruşları, metelikleri sayıyordu . Hesâba katmak, dikkate almak: “ milyonu saymıyorr.” “Bunu saymam, oyun daha başlamadı.” Siz hiç yakışık bilmez misiniz? Sonunu asla saymaz mısınız? . Önem vermek, mühimsemek, kāle almak: Becerdim yavrum, ne sandın? Beni saymazdın / Öyle incelik kıvıracağıma inanmazdın . Annemin sözlerini pek sayardım . Değer verip ona göre ölçülü ve saygılı davranmak, saygıda kusur etmemek, hürmet etmek: İşitiyor musunuz çocuklar? Zamânı geldiği vakit benim yerime onu baba tanıyacaksınız, onu sayacaksınız . Anılır ismi, sayar gençler onu / Boğazın eski kürek şampiyonu . Gerçekten üzgündü, Peçenek içinde Keğen Bey’den sonra en çok Baldur’u sevip sayardı . Kabul etmek, addetmek: İşte kibir say, gurur say, delilik say, her ne sayarsan say! . Kocasının evinden uzak bir gece geçirmeyi bile onun hâtırasına sadâkatsizlik sayıyor . Üvey annem, bu oyunu haylazlık saymakla berâber başından biraz eksildiğim için hoş görüyordu . Zihninde kurduğu gibi olduğuna inanmak, öyle sanmak, farzetmek: “Yedim say.” “Onu kendinin saymak nereden aklına geldi?” Say ki soyguncular duman olup göğe çekildi . Peşin vermek, hemen ödemek: Hacı Kasap, kesilecek kolun diyetini hâkime saydığı gün Koca Ali’yi arkasına taktı . Yahûdinin avucuna on altın sayıp yalvardı . Nitekim İbrâhim Efendi’nin esirciye saydığı iki yüz altına bedel bu konağa câriye olmuştu . ѻ Say beni, sayayım seni: Saygı bekleyen insan karşısındakine saygı göstermelidir. Sayıp dökmek: Olan biten, ne var ne yoksa hepsini söylemek, bir bir anlatmak: Hangisinde o can ki Perili Ana’nın ağza alınmaz lâflarını sayıp döksün . Kedinin meziyetlerini sayıp döktü . Pehlivan! Kâtibe söyle, pâdişâha bir arîza yazsın. Dâmat Ferit Paşa ile arkadaşlarının kötülüklerini sayıp döksün . Saymakla bitmemek : Sayılamayacak kadar çok olmak: Hele bir çeyizi varmış oğlum, saymakla bitmez . ► Saymak fiiliyle deyimler: Adam saymak / Adam yerine saymamak / Avucuna saymak / Azı çoğa saymak / Beş beş saymak / Bunu saymayız / Dakîkaları saymak / Deli pösteki sayar gibi / Fâlihayr saymak / Fasulye gibi kendini nîmetten saymak / Gününü saymak / Hatır gönül saymamak / Hatır saymak / Hiçe saymak / Kâr saymak / Lokmasını saymak / Sövüp saymak / Yerinde saymak.

(mim.)
Saymaca ölçü

Yapımda önüne geçilemeyen nedenlerle oluşan duyarsızlıktan dolayı, bir boyutun, arasında değişebileceği iki sınırı da dolaylı olarak gösteren ölçü.

(eko.)
Saymaca para

Mal olarak belirttiği değerle bir ilgisi olmayan, değeri yasalarla belirlenen ya da toplumca benimsenen para.

Yukarı Çık