Sınır nedir, ne demek kelimesine ait sonuçlar görüntüleniyor..

Sınır Kelimesi TDK Sözlük Anlamı

11
1)
Sinir (isim,)

anatomi Duyu ve hareket uyarılarını beyinden organlara, organlardan beyne ileten beyazımsı teller ve bu tellerin oluşturduğu demet "Koket ruhu artık yüzünün sinirlerini idare etmiyordu." - R. N. Güntekin

2)
Sınır

Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer, limit "Hele bir de birkaç sünger bulabilse artık mutluluğunun sınırı olmayacaktı." - Halikarnas Balıkçısı

3)
Sınır

Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç "Bataklığın sınırı. Ormanın sınırı."

4)
Sınır (matematik)

Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit

5)
Sinir

Herhangi bir şey, bir olay karşısında tepki gösterme duyarlığı ve kişinin ruhsal niteliği "Sende hiç sinir yok mu, bu kadar aldırmazlık olur mu?" "Tren kalktıktan biraz sonra sinirlerdeki gerginlik geçer." - R. N. Güntekin

6)
Sinir (sıfat)

Hoşa gitmeyen, can sıkan "Ne sinir şey!"

7)
Sınır (isim)

İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut

8)
Sinir

Kas kirişi ve zarı "Etin sinirlerini ayırmak."

9)
Sınır

Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi

10)
Sinir

Rahatsız edici, hastalık derecesine varan aşırı duyarlılık "Bu kadının bir siniri var, kan görünce bayılır."

11)
Sınır

Uç, son

Sınır Kelimesi Diğer Sözlüklerde Ne Anlama Geliyor?

15
1)

BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu

(biyoloji, zooloji)

2)

BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu

(coğrafya)

3)

BSTS / Zooloji Terimleri Sözlüğü

Beyni ve omuriliği vücudun öteki bölgelerine bağlayan ve herbiri birkaç sinir teli demetlerinden yapılmış olan beyaz iplikler.

4)

BSTS / Biyoloji Terimleri Sözlüğü

Birçok sinir telinin bir araya gelmesi ile oluşan yapı.

5)

BSTS / Felsefe Terimleri Sözlüğü

Bitim, bitme, sona erme; bir şeyin sona erdiği nokta.
Varlık ya da etki alanının dış çevresi.
Uzayda iki bölgeyi ayıracak biçimde belirtilen nokta, çizgi ya da yüzey.
İki zaman dönemini ayırmaya yarayan nokta.
Eyleme olanağının kalmadığı nokta (gücün sınırı, bilimin sınırı, usun sınırı).

6)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Diz arkası.

7)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Diz kapakla ayak bileği arası.

8)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Duvar.

9)

BSTS / Su Ürünleri Terimleri Sözlüğü

Duyu ve hareket uyartılarını beyinden organlara, organlardan beyine ileten beyazımsı teller ve bu tellerin oluşturduğu demet.

10)

BSTS / Metalbilim İşlem Terimleri Sözlüğü

İki ayrı taneyi birbirinden ayıran yapısal çizgi.

11)

BSTS / Coğrafya Terimleri Sözlüğü

İki komşu devleti birbirinden ayıran, uluslararası bir antlaşma ile saptanmış çizgi ya da dar, uzun yerey parçası, bk. doğal sınır, yapma sınır.

12)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Kaydırak oyunu.

13)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Lastik.

14)

BSTS / Kimya Terimleri Sözlüğü

Olaylar ve süreçlerde kimi niteliklerin ulaşacağı düşünülen son nicellik değeri.
(İng. boundary) Evreleri birbirinden ayıran yüzey.

15)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Sınır, bk. sinor// sinir sepet: hudut, bk. sinor sepet

Sınır Kelimesinin Braille Alfabesinde Gösterimi

5 Harf
  • S
  • I
  • N
  • I
  • R

Sınır Kelimesinin Cümle İçinde Kullanımı

3 Cümle
(Atasözü)
At binicisine (sahibine) göre kişner (eşinir)

Insanlar başlarında bulunan kişinin etkisi altında kalarak onun tutumuna göre davranırlar.

(Deyim)
(birinin) sinirlerini bozmak

Kızdırmak, sinirlendirmek.

(Deyim)
(bir durum birinin) sinirine dokunmak

Hoşuna gitmemek, sinirlendirmek: “Bu söz sarhoş olmayan zevcesinin fena hâlde sinirine dokunmuş.” -R. N. Güntekin.

(Deyim)
(birinin) sinirlerini germek

Birini sinirlenmeye hazır bir duruma getirmek: “Bu olay, on beş gündür sıcak yemek yemeyen askerlerin morallerini bozup sinirlerini iyice gerdi.” -İ. O. Anar.

(Deyim)
(bir şeyin) sınırlarını (sınırını) zorlamak

1) en son noktaya kadar çaba göstermek; 2) bütün gücünü en son noktaya kadar kullanmak: “Hayatı boyunca akıl sınırlarını zorlayan bir korkusuzluğa sahip olacaktı.” -A. Kulin.

(Deyim)
(birinin) sinirleri altüst olmak

Sinirleri bozulmak, sinirlenip ne yapacağını şaşırmak.

(Deyim)
(birinin) sinirleri gerilmek

Sinirlenmeye hazır bir durumda bulunmak.

(Deyim)
Sinirleri ayakta olmak

çok sinirlenmiş veya öfkelenmiş bulunmak.

(Deyim)
Sinirleri boşanmak

Sinirlenip kendini tutamayarak gülmek, ağlamak veya bağırmak: “Şimdi soğukkanlı olan amcam, benim ise sinirlerim boşanmak üzere.” -A. Ümit.

(Deyim)
Sinirleri bozulmak

çok sinirlenmek, ne yapıp edeceğini bilmeden şaşkın, karmaşık bir duruma düşmek: “Başı aylarca ağrımayan, sinirleri bozulmayan, yanılmayan sanatkâr, olduğu yerde sayandır.” -N. Hikmet.

(Deyim)
Sinirleri gergin olmak

Sinirlendirici yeni bir olay çıkarsa hemen tepki gösterecek durumda olmak.

(Deyim)
Sinirleri gevşemek (yatışmak)

Sinirliyken ferahlamak, sakinleşmek.

(Deyim)
Sinirlerine hâkim olmak

Davranışlarını ve kendini denetleyebilmek, soğukkanlı olmak.

(Deyim)
Sinir küpü olmak

Aşırı derecede sinirli olmak.

(Deyim)
Sinir küpüne çevirmek

Aşırı derecede sinirlendirmek.

(Deyim)
Sinir küpüne dönmek

Aşırı derecede sinirlenmek: “Çocuğum bu sürekli gözaltından huzursuz oluyor; ben sinir küpüne dönüyorum.” -A. Kulin.

(Deyim)
Sınır çekmek (çizmek)

1) sınırını belirtmek: “1920 baharı muhteşem bir mart sabahında Sultan Dağları'nın sınır çizdiği Batı Anadolu'ya kan ve barut kokularıyla geliverdi.” -T. Buğra. 2) son vermek.

(Deyim)
Sinir buhranı geçirmek

Bunalım içinde olmak: “Kız kardeşim bir sinir buhranı geçiriyordu.” -A. Gündüz.

(Deyim)
Sinir buhranına tutulmak

Bunalım geçirmek: “Üç dört gün olmuştu, acayip sinir buhranlarına tutulmuştum.” -R. H. Karay.

(Deyim)
Sınır dışı etmek

Bir kimseyi bulunduğu ülkede yaptığı yasa dışı eyleminden dolayı ülkenin sınırları ötesine çıkarmak.

(Deyim)
Sinir kesilmek

çok sinirlenmek, öfkelenmek: “Başkalarının rahatlık saydığı işlerde sıkıldım, sinir kesildim.” -N. Cumalı.

(Deyim)
Sinir sahibi olmak

Devamlı sinirlenir durumda olmak.

(Deyim)
Siniri oynamak

öfkelenmek, sinirlenmek.

(Deyim)
Siniri tutmak

Birdenbire sinirlenmek veya davranışlarını denetleyememek: “... moda deyince çıldırmaz, çok gülerse siniri tutup sonra yarım saat ağlamaz.” -M. Ş. Esendal.

Sınır Kelimesinin İşaret Dilindeki Gösterimi

5 Harf
  • S
  • I
  • N
  • I
  • R

Sınır İle İlgili Kelimeler ve Anlamları

162 Kelime
(mak.)
Sınır elemanları yöntemi

Integral denklemleri haline dönüştürülen doğrusal kısmi diferansiyel denklemlerin, modellenen bölgenin sınırlarının elemanlara bölünmesi ve denklemlerin bu elemanlar için ayrıklaştırılarak çözülmesi şeklinde uygulanan bir sayısal çözümleme yöntemi.

(elk.)
Sınırlarla gösterim

Bilgisayar grafiğinde, katı cisimlerin gösteriminde kullanılan, nesnelerin uç noktaları, ayrıtlar ve poligonal yüzlerle betimlenmesi.

(meteo.)
Atmosferik sınır katmanı

Yer’in yüzeyiyle temasta, uçuşlar dışında tüm insan faaliyetlerinin yer aldığı, genellikle nem, akış ve sıcaklığın hızlı türbülanslara tabii olduğu, düşey yönde karışmanın görüldüğü troposferin yaklaşık , kilometrelik en alt katmanı.

(meteo.)
Dünya atmosferinin üst sınırı

Yerden km yukarıdaki bir yükseklikte yer alan, gezegenler arası boşlukta hava moleküllerine giderek rastlanmaz olduğu bölge.

()
Sınır

Grenze, f; Fr. frontière, f; İng. frontier; esk. hudut) cog. ulusi. Coğrafi koşulları ayrı yöreleri, komşu ülkeleri, ülkenin yönetim birimlerini birbirinden ayıran varsayımsal çizgi. eko. Ekonomide üretilen ya da tüketilen son birimin bulunduğu nokta.

(mak.)
Sınır tabaka andırımı

Akışkanlar mekaniğinde momentum, ısıl ve derişiklik sınır tabakalarında, hız, sıcaklık ve derişiklik profillerinin aynı matematiksel fonksiyon ile modellenebilmesi.

(orm.)
Ağaç sınırı

Dağlık alanlarda orman sınırının üstünde ağaçların tek tek yer almaya başladığı, orman ile kır kuşağı arasındaki çok seyrek ağaçlık alanın üst sınırı.

(elk.)
Akım sınırlayıcı

Güç kaynaklarında yük empedansının azalması sonucunda yük akımının  aşırı artmasını önleyen elektronik devre.

(malz.)
Akma sınırı

Metallerin esnek davranımdan kalıcı şekil değişikliğine geçtikleri sınır. yerb. Bir katı malzemede kalıcı şekil değişikliğinin ilk oluştuğu gerilme değeri.

(endst.)
Alt belirtim sınırı

Bir süreç ya da ürün için tanımlanan mühendislik sınır değerlerinden en düşük olanı.

(yönb.)
Araştırmanın sınırları

Bir araştırmanın, özellikle üzerinde çalışılan örnekleme ilişkin olarak, sonuçlarının evrene genellenebilme çerçevesi. Bir araştırmanın yanıtlamaya çalıştığı bilimsel soruna tam bir yanıt vermesinde, o araştırmaya özgü yetersizlikler.

Yukarı Çık