Top nedir, ne demek kelimesine ait sonuçlar görüntüleniyor..

Top Kelimesi TDK Sözlük Anlamı

8
1)
Top

Bazı aletlerde bulunan toparlağımsı parça "Duvar saatinin topu. Kantarın topu."

2)
Top (isim)

Birçok spor oyununda kullanılan, türlü büyüklükte, genellikle kauçuktan yapılmış yuvarlak nesne "Havası boşalmış bir futbol topu..." - A. Gündüz

3)
Top (askerlik)

Gülle veya şarapnel atan büyük, ateşli silah "Deniz ufkunda bu top sesleri nerden geliyor / Barbaros belki donanmayla seferden geliyor" - Y. K. Beyatlı

4)
Top

Homoseksüel erkek

5)
Top

Kumaş, kâğıt gibi şeylerin belli miktardaki bağı "Bir top basma. İki top ipekli."

6)
Top

Kumaş, kâğıt vb. şeylerin düzenli bir yığın durumuna getirilmiş bağı "Kâğıt topları."

7)
Top (zarf)

Tamamen, bütünüyle

8)
Top (sıfat)

Yuvarlak biçimde olan, toparlak

Top Kelimesi Diğer Sözlüklerde Ne Anlama Geliyor?

20
1)

BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü

(I) Halıların ortasındaki beş motiften oluşan süs. (Yeşilova *Aksaray -Niğde)

2)

BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü

(II) Topun deliğine sokulan küçük silindir demir. (*Mudurnu -Bolu)

3)

BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü

(III)
Araba tekerlerinin tam ortasında bulunan ve içinden dingil geçen ağaç. (*Mudurnu -Bolu; Gölbaşı *Çankaya -Ankara)
Törpüleme sırasında atların ayakları altına konan ağaç. (İnköy -Kütahya)

4)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Araba tekerleği başlığı.

5)

BSTS / Ayaktopu Terimleri Sözlüğü

Ayaktopu oyununda kullanılan, dışı deri ya da plastikten, içi hava ile şişirilmiş, lastikten yapılma, yuvarlak biçimde ve çevresi

-

cm. olan, en çok


-


gr. ağırlığındaki top.

6)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Beş arşın uzunluğunda bez.

7)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Deveye yedirilen hamurlu yem.
Kepek ve yumurtadan yapılıp yuvarlak biçim verilen hayvan yemi.

8)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

ET top: top; altın veya gümüş topların ipe dizilmesiyle yapılmış takı.
(seni) top hışmına gelesen: kargış sözü

9)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Hep.

10)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

İlek de denilen erkek incir.

11)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Kepek ya da undan yapılan yuvarlak deve hamuru.

12)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Kilim ortalarına yapılan süslü desenler.

13)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Kol bileziği, burma.

14)

BSTS / Masatopu Terimleri Sözlüğü

Masatopuna özgü, sellüloitten yapılmış, donuk ak renkte, çevresi

,

-

,

cm. arasında, ağırlığı
,

-
,

gr. arasında olan yuvarlak.

15)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Minder.

16)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Pencere.
Pencereye konulan tahta korkuluk.

17)

BSTS / Sepettopu Terimleri Sözlüğü

Sepettopu oyununda, oyuncuların sayı yapmak için kullandıkları küre biçimindeki oyun aracı. Deri, sentetik bir nesne ya da lastik bir kılıf ile kaplı ve içi hava dolu bir lastik balon olup, çevresi en az

santim, ağırlığı ise en az


, en çok


gramdır.


metre yükseklikten tahta bir alana bırakıldığı zaman en az


, en çok


metre yüksekliğe zıplayacak biçimde basınçlı hava ile şişirilmiştir.

18)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Urgan bükerken dolaşmaması için kullanılan, çekiç biçiminde üstü yivli ağaç araç.

19)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Yığın, demet.

20)

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

Yuvarlak.
Toplanmış.
Top

Top Kelimesinin Braille Alfabesinde Gösterimi

3 Harf
  • T
  • O
  • P

Top Kelimesinin Cümle İçinde Kullanımı

3 Cümle
(Atasözü)
Davulu biz çaldık, parsayı başkası topladı

Biz çalıştık, uğraştık, başkası yararlandı.

(Atasözü)
Topalla gezen, aksamak öğrenir

Kötü insanlarla düşüp kalkanlar, onlardan kötü huy kaparlar.

(Atasözü)
Donsuzun gönlünden dokuz top bez geçer

Bir şeyden yoksun olan kişinin gönlünden hep o şeyden bol bol edinmek geçer.

(Atasözü)
Baz bazla, kaz kazla, kel tavuk topal horozla

Bir kişi, kendine denk ve uygun olan kişiyle arkadaş olmalıdır.

(Atasözü)
Kaz kazla, daz dazla, kel tavuk kel (topal) horozla

Herkes kendi durumuna uygun gelen kişilerle anlaşıp arkadaşlık ederler.

(Atasözü)
Meyhanecinin yüzünü bayram topu güldürür

Yasak yüzünden işi aksamış kimse yasağın kalkmasına sevinir.

(Atasözü)
Bir avuç altının olacağına bir avuç toprağın olsun

Altın harcanıp gider, toprak ise sürekli ürün veren, para getiren bir maldır.

(Atasözü)
Top otu beylikten olunca, güllesi Bağdat’a gider

Yararlandığı gereci bedava elde eden ve bol bol kullananla yarışılmaz.

(Atasözü)
Köseyle alay edenin top sakalı kara gerek

Başkasının eksikleriyle eğlenen kimsenin kendisi kusursuz olmalıdır.

(Atasözü)
Altın tutsa toprak olur (altına yapışsa elinde bakır kesilir)

Giriştiği işlerde büyük talihsizliklere uğrayan kimsenin durumunu anlatan bir söz.

(Atasözü)
Ineğin sarısı, toprağın karası

çiftçiler arasında ineğin sarı, toprağın kara renkli olanı beğenilir.

(Atasözü)
Toprağı işleyen, ekmeği dişler

Işini yapması gerektiği biçimde yapan kişi, çalışmasının verimlerinden yararlanır.

(Deyim)
Kuvvetini toplamak

Gücünü artırmak, kuvvetlenmek.

(Deyim)
(bir yerde) ecinniler top oynuyor

“bomboş, kimse yok, ıssız ve sessiz” anlamında kullanılan bir söz.

(Deyim)
Topal eşekle kervana katılmak (karışmak)

Tkz. yetkisi ve yeteneği olmadığı hâlde önemli bir işe katılmaya yeltenmek.

(Deyim)
Alkış toplamak

çok alkışlanmak.

(Deyim)
Top gibi gürlemek

Gürültülü bir biçimde bağırmak veya konuşmak.

(Deyim)
Yaşı yerde (toprakta) sayılası

“ölsün” anlamında kullanılan bir ilenme sözü.

(Deyim)
Cinleri başına toplanmak (üşüşmek)

öfkelenmek.

(Deyim)
Kan (kanı) başına çıkmak (sıçramak veya toplanmak)

öfkelenmek: “Kan başına çıkarmış zavallının ve hep bağırmak, bağırmak istermiş.” -P. Safa.

(Deyim)
Top yuvarlaktır

Sp. “karşılaşma bitmeden sonuç belli olmaz, değişebilir” anlamında kullanılan bir söz.

(Deyim)
Topuz gibi

Kısa ve tıknaz (kimse).

(Deyim)
Top gibi patlamak

Birden gelen şaşırtıcı ve ürkütücü haber duyulmak.

(Deyim)
Paçasını çekecek (toplayacak) hâli olmamak

Güçsüz, beceriksiz olmak.

(Deyim)
Puan toplamak

1) sp. puan kazanmak; 2) mec. saygınlık sağlamak.

(Deyim)
Topaç gibi

Vücutça toplu ve sağlıklı (çocuk).

(Deyim)
Bir avuç toprak olmak

ölmek: “O olmasaydı, sen şimdi bir avuç toprak olmuştun.” -R. N. Güntekin.

(Deyim)
(bir yerde) cinler cirit (top) oynamak

O yer ıssız olmak: “Şimdi koca çiftliğin yirmi odasında cinler top oynuyor.” -S. F. Abasıyanık.

(Deyim)
Alaka (alakasını) çekmek (toplamak, uyandırmak)

Ilgi çekmek: “Bu sahneyi mangalın başında Havva Hanım bize kaç defa tekrar etti, hatırlayamam. Ama her defasında bizde büyük bir alaka uyandırıyordu.” -H. E. Adıvar. “Yahu, biz bu hanımın sadece elini öpebilmek için ne yapacağımızı bilemez ve alakasını çekemezdik.” -N. F. Kısakürek.

(Deyim)
Ağzını toplamak

Söylemekte olduğu kötü söz veya küfürleri kesmek: “Evvela ağzını topla! Ağzını bozarsan ben de senden aşağı kalmam.” -S. F. Abasıyanık.

(Deyim)
Aklını başına almak (toplamak, devşirmek)

Akılsızca davranışlarda bulunmaktan kendini kurtarmak: “Burası Ankara değil, aklını başına al, uslu otur.” -R. H. Karay.

(Deyim)
(bir şeyi) sokaktan toplamak

Kolayca sağlamak, masrafsız ve zahmetsiz elde etmek: “Baban parayı sokaktan topluyordu.” -M. Ş. Esendal.

(Deyim)
(birinin) eteğini toplamak

1) birinin derli toplu olmasını sağlamak, birini düzenli yaşatmak: “Senin eteğini toplamaktan hamur açacak zamanı mı var onun?” -A. Kulin. 2) birinin kötü yaptığı işleri düzeltmek.

(Deyim)
Bohçasını toplamak

Eşyasını toplamak.

(Deyim)
Cesaretini toplamak

Kendine güven duygusunu, yürekliliğini ve atılganlığını bir araya getirmek: “Bir gün bütün cesaretini toplayıp beyefendiye gider.” -F. R. Atay.

(Deyim)
Dikkatini toplamak

Duygu ve düşünceyi bir konu veya yapılan iş üzerinde yoğunlaştırmak: “Dikkatini topladı, yürüyen insanlara daha bir titizlikle bakmaya başladı.” -O. Aysu.

(Deyim)
Eteklerini toplamak

Düzenli, temiz veya namuslu olmak.

(Deyim)
Ilgi toplamak

1) ilgisini yoğunlaştırmak, belli etmek; 2) ilgi görmek.

(Deyim)
Imza toplamak

Bir dilekçeyi veya öneriyi, destekleyenlere imzalatmak.

(Deyim)
Kafasını toplamak

Sağlıklı düşünebilir olmak: “Soluk soluğa kuytu bir yere sinip kafasını toplamaya çalıştı.” -İ. O. Anar.

(Deyim)
Keli körü toplamak

Işe yaramaz kimseleri toplamak.

(Deyim)
Kendinde toplamak

Kendi üzerinde bulundurmak, kendi varlığı içinde yer almasını sağlamak.

(Deyim)
Kendini toparlamak (toplamak)

1) herhangi bir konuda eskiden kötü olan durumunu düzeltmek: “Bir zamanlar benim de onların arasında bulunduğumu söyleyecek gibi oluyor fakat hemen kendimi toparlıyordum.” -Ö. Seyfettin. 2) bir konuda dikkatini yoğunlaştırmak: “Tanıdığı hastanelerden birini tarif etmek için tekrar kendini toplamaya çalıştı.” -P. Safa. 3) sağlığına kavuşmak: “Geçen sene bir buçuk şişe içti, biraz kendini toparladı.” -M. Ş. Esendal. 4) çeki düzen vermek: “Seyfi, derhâl kendini topluyor ve hürmetle eğilerek uzaktan başıyla kadına bir selam veriyor, kadın mukabele ediyor.” -E. M. Karakurt.

(Deyim)
Nal toplamak

1) at, yarışta sonlara kalmak veya sonuncu olmak; 2) mec. herhangi bir alanda geride kalmak.

(Deyim)
Parsayı başkası toplamak

Bir emeğin karşılığını o emeği çeken değil, başka biri almak.

(Deyim)
(birinin) öfke topuklarına çıkmak

çok öfkelenmek.

(Deyim)
Topu dikmek

1) topu ayakla hızlı bir biçimde havaya doğru atmak; 2) mec. ölmek.

(Deyim)
Zihnini toplamak

Kendine gelmek, sağlıklı düşünmeye başlamak: “Vehibe benden önce zihnini toplayarak cevap verdi.” -H. R. Gürpınar.

(Deyim)
Saçı topuklarını dövmek

Saçı çok uzun olmak.

(Deyim)
Topuk çalmak

Yürürken ayakların iç kemikleri birbirine çarpmak.

(Deyim)
Topuk kapmak

Dalmak.

(Deyim)
Topuk vurmak

Ask. selamlamadan önce ayak topuklarını yan yana getirmek.

(Deyim)
Kantarın topunu kaçırmak

ölçüyü kaçırıp aşırı davranmak.

(Deyim)
Nur topu gibi

Sağlıklı, çok güzel ve temiz (çocuk): “Oğlan idi.” -P. Safa.

(Deyim)
Topu atmak

Argo 1) iflas etmek: “Biz kim oluyoruz ki veresiye verelim, iki günde topu atarız.” -M. Ş. Esendal. 2) sınıfta kalmak.

(Deyim)
Topu taca atmak (bırakmak)

1) sp. karşılaşmada topu yan çizgi dışına çıkarmak: “Dündar koşmuyor ve topu taca bırakıyor.” -A. İlhan. 2) mec. konuşulan konuyu saptırmak.

(Deyim)
Toprağı bol olsun

Müslüman olmayanlar için “ruhu sükûn içinde olsun” anlamında söylenen bir söz: “On dakikaya kalmadan adamcağız sizlere ömür! -Toprağı bol olsun diyeceksiniz.” -R. Erduran.

(Deyim)
Altın top gibi

Güzel ve tombul (çocuk).

(Deyim)
üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi

üstüne ölü toprağı serpilmiş gibi: “Aldım eve getirdim kuşu. Başka zaman olsa üzerime ölü toprağı serpilmiş gibi uyurdum. Gece uyku girmedi gözüme. Arada bir uyanıp kuşa baktım.” -T. Dursun K.

(Deyim)
Pılı pırtıyı (pılıyı pırtıyı) toplamak

Gitmek üzere bütün eşyalarını toplamak: “Dört sene sonra ustası pılıyı pırtıyı toplamış, geldiği memlekete geri dönmüş.” -S. F. Abasıyanık.

(Deyim)
Stop etmek

Araba, durmak.

(Deyim)
Taşı toprağı altın olmak

1) arazisi çok değerli olmak; 2) her türlü zenginliğe, olanağa, fırsata sahip olmak.

(Deyim)
Toprağı çekmiş

Sürekli olarak yaşadığı yerden kısa bir süre kalmak üzere gittiği başka bir yerde ölenler için söylenen bir söz.

(Deyim)
Toprağına ağır gelmesin

Bir ölünün aleyhinde konuşulduğunda kullanılan bir söz.

(Deyim)
üstüne ölü toprağı serpilmiş gibi

1) tembel, uyuşuk, cansız, miskin; 2) çok derin bir biçimde.

(Deyim)
Tortop olmak

Top biçimine girmek: “Çocuklar köşede bir hasırın üstünde tortop olmuşlardı.” -R. N. Güntekin.

(Deyim)
Tası tarağı toplamak

Her türlü ilişkiyi kesmek üzere hazırlanmak: “Tası tarağı toplayıp ortalıktan usul usul tüyüyorsunuz.” -T. Uyar.

Top Kelimesinin İşaret Dilindeki Gösterimi

3 Harf
  • T
  • O
  • P

Top Kelimesi İle Türetilen Diğer Kelimeler

278 Kelime

Top İle İlgili Kelimeler ve Anlamları

707 Kelime
(endst.)
Iki oyunculu sabit toplamlı oyun

Oyun kuramında iki tarafın da kârlı çıkabileceği ama toplam kazancın sabit olduğu oyun.

(kiti.)
Elektronik haber toplama

Gerçekleşmekte olan olaylarda, anında bağlantı sağlamaya yarayan değişik elektronik aygıtlar kullanarak haber toplama.

(inş.)
Toprak işleri

Bir yolun tasarımdaki boykesit ve enkesit geometrik özellik ve boyutlarına uygun toprak gövdesinin oluşturulması amacı ile yapılan kazı ve dolgu işlerinin tümü.

(inş.)
Denizden kazanılmış toprak

Kuru, deniz seviyesinin altında, sudan kazanılmış ve hendeklerle korunan arazi; eşanlam: polder.

(egitb.)
Okul toplumsal yardım hizmetleri

Öğrencilere daha verimli bir öğrenim ortamı sağlamak; onlara beslenme, giyim, sağlık yoklaması, diş bakımı gibi konularda doğrudan doğruya yardımda bulunmak için okulca yapılan her türlü etkinlik.

(tar.)
Topraksız tarım

Toprak kullanmadan besin solüsyonlarında ya da besin solüsyonları ile beslenmiş katı ortamlarda bitkisel üretim tekniği.

(insb.)
Basit toplum

Levi-Strauss'ça 'ilkel toplum' yerine önerilen ve karmaşık toplum ya da uygarlığın karşıtı olarak kullanılan kavram.

(made.)
Nadir toprak elementleri

Periyodik tabloda atom numarası olan lantan ile atom numarası olan lütesyuma kadar elementten oluşan lantanitler grubu ile bu grupla kimyasal benzeşimleri nedeni ile atom numaralı  standiyum ve atom numaralı  itriyumla birlikte toplam adet elementi içeren grup.

(müh.)
Toplu elemanlı model

Uzamda dağılımlı fiziksel sistemlerin irdelenmesini kolaylaştıran ve sistemi belirli noktalardaki ayrık elemanların topolojisiyle modelleyen yaklaşım; eşanlam: toplu bileşenli model.

(tar.)
Toprak aşınabilirliği

Toprakların erozyona karşı duyarlılığı; eşanlam: erozyon yatkınlığı.

(tar.)
Toprak aşınması

Toprakların su, rüzgâr, buzul gibi doğal dış etmenlerle başka bir yere taşınması; eşanlam: toprak erozyonu.

Yukarı Çık