Yumruk nedir, ne demek kelimesine ait sonuçlar görüntüleniyor..

Yumruk Kelimesi TDK Sözlük Anlamı

3
1)
Yumruk

Baskı "Düşman yumruğu altında kalmamalı."

2)
Yumruk

Elin bu biçimiyle yapılan vuruş "Bir karış mesafeden inecek yumrukla, bir metre mesafeden çakılacak yumruğun tesirleri arasında büyük fark vardır." - A. Gündüz

3)
Yumruk (isim)

Parmakların kapanmasıyla elin aldığı biçim "Dişlerini kilitleyerek iki yumruğunu havada salladı." - P. Safa

Yumruk Kelimesi Diğer Sözlüklerde Ne Anlama Geliyor?

1
1)

BSTS / Yumrukoyunu Terimleri Sözlüğü

Elin sıkılmış ve yumulmuş hali.

Yumruk Kelimesinin Braille Alfabesinde Gösterimi

6 Harf
  • Y
  • U
  • M
  • R
  • U
  • K

Yumruk Kelimesinin Cümle İçinde Kullanımı

3 Cümle
(Atasözü)
Kavgada yumruk sayılmaz

Kavga sırasında hem dayak yenilir hem de atılır.

(Deyim)
Boğazına bir yumruk tıkanmak (gelip oturmak)

Konuşamaz olmak, sesi çıkmamak: “Babasının adı anılınca Ferit'in boğazına bir yumruk tıkandı.” -A. İlhan.

(Deyim)
Yumruk atmak (indirmek)

Yumrukla vurmak.

(Deyim)
Yumruk gibi

Yumruk büyüklüğünde.

(Deyim)
Yumruk göstermek

Korkutmak, gözdağı vermek.

(Deyim)
Yumruk kadar

1) çok iri, büyük: “Yemek yemek için kıyı kumsalına çıkmış, orada ona bir örümcek musallat olmuştu.” -Halikarnas Balıkçısı. 2) küçücük: “Yumruk kadar çocukcağızı tek başına trene oturtamaz ya...” -R. H. Karay.

(Deyim)
Yumruk yumruğa gelmek

Yumruklaşmak.

Yumruk Kelimesinin İşaret Dilindeki Gösterimi

6 Harf
  • Y
  • U
  • M
  • R
  • U
  • K

Yumruk İle İlgili Kelimeler ve Anlamları

6 Kelime
(ulusi.)
Demir yumruk politikası

Kıyıcı, baskıcı, hoşgörüsüz siyaset.

()
Yumruk

Elin, parmakları yumulmuş ve sıkılmış hâli: Ellerini yumruk yaparak ona karşı dururlardı . Titriyordum, bayılmamak için yumruklarımı sıkıyor, dudaklarımı ısırıyor, mevziî tenebbühlerle canlanmaya çalışıyordum . “Demek sen beni aldatır ve buralarda eğlenirsin ha” diyerek başını sallıyor, yumruklarını sıkıyordu . Bu şekildeki elle yapılan vuruş: Ciğerlerinin hizâsına birkaç yumruk yapıştırdı . Onun yumruk yiyecek hâli mi var? . Şu yumruğu çalarım ince suratına… . mec. Kaba kuvvet, baskı: Bize Âsım ne şunun yumruğu lâzım ne bunun / Birinin pençesi ister yalınız: Kānûnun . ѻ Yumruk atmak : Elini yumruk yaparak karşısındakini vurmak: Kayıkçılardan birinin göğsüne bir yumruk indirince herifin nefesi tıkandı . Yumruk gibi: İri, büyük. Yumruğa benzer. Yumruk göstermek: Gözdağı vermek, korkutmak, tehdit etmek. Yumruk hakkı: Kaba kuvvetle elde edilen şey. Yumruk kadar: Büyük, iri: “Yumruk kadar erik, mandalina.” Küçük, ufak: “Yumruk kadar karpuz.” Yumruk mezesi: İçkiden bir yudum aldıktan sonra yumruğu ile ağzını silme: Çabucak kadehler doldu, çaktılar, ağızlarından birer yumruk mezesi geçirildi . Baldırı çıplak ayyaş da bir üzüm tânesini yâhut mevsimine göre bir meyveyi meze yaparak çoğu da ağzını elinin tersi ile silerdi. Buna da yumruk mezesi derlerdi, hâlâ da denir . Yumruğuna güvenmek: Sâhip olduğu kaba kuvvete güvenmek.

(i.)
Yumruk oyunu

Boks.

(f.)
Yumruklamak

Yumrukla dövmek: Arada sırada başımı yumrukluyor, kendi kendime küfürler ediyordum . Yumrukla vurmak: “Kapıyı yumruklamak.” Zeyno’nun çitileyen, yumruklayan adalî esmer kolları… .

(f.)
Yumruklanmak

Yumrukla vurulmak: Yatağa dönerken kapı yumruklandı .

(f.)
Yumruklaşmak

Karşılıklı yumruk atarak dövüşmek.

Yukarı Çık